Gündemimiz bu olmamalı

Halkın oyları ile Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Mustafa Akıncı, bu statü bir tarafa toplum lideri sıfatı ve KKTC Cumhuriyet Meclisinin de verdiği yetkiyle Kıbrıs’ta Türk tarafı adına Müzakere sürecini yürüten kişidir..
Halkın oyları ile Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Mustafa Akıncı, bu statü bir tarafa toplum lideri sıfatı ve KKTC Cumhuriyet Meclisinin de verdiği yetkiyle Kıbrıs’ta Türk tarafı adına Müzakere sürecini yürüten kişidir..
Bir toplum lideridir..
Beğenirsiniz, beğenmezsiniz, tasvip edersiniz, etmeseniz ama bu böyle.
Ve bugünün tek gerçeğidir.
Sanırım bunda çoğumuz hemfikiriz.
Sayın Kudret Özersay da halkın oyları ile KKTC Meclisine girmiş, akabinde 4’lü koalisyon hükümeti içinde görev almış Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanıdır..
Haliyle mevcut statüleri bir tarafa öncesinde Sayın Özersay’ın Kıbrıs sorununa dair olan bilgi ve tecrübesi herkesin malumu..
Ve Sayın Özersay da bugün Dışişleri Bakanı..
Şimdi böyle bir pozisyonda Sayın Özersay’ın Kıbrıs sorununa ilgisizliği kabuledilebilir miydi?
Hayır!
Bir düşünün Dışişleri Bakanısınız ve Kıbrıs sorununa müdahil olmayacaksınız.
Bu mümkün mü?
Değil.
Bu tabiatına da aykırı bir durum olurdu.
Bu anomali olduğu için de zaten Kudret Özersay konuya aktif bir şekilde müdahil oluyor ve zaman zaman da düşüncelerini kamuoyuyla paylaşıyor..
Doğal olarak bu belli ki hükümetin de yaklaşımı.
Yani Sayın Özersay’ın Kıbrıs konusunda Dışişleri Bakanı olarak yaptığı açıklamalar hükümeti de bağlıyor..
Sonuçta hem bu hükümetin ortağı olan partinin lideri, hem de Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı..
Var mı ötesi?
Yok.
Dolayısıyla bugün bunun aksini iddia etmek pek gerçekçi olmaz.
Hoş bunda doğal olmayan bir şey de yok aslında.
Fakat bazılarına göre var ki sürekli Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ı ayrı iki taraf olarak görüyorlar..
Elbette bu da onların düşüncesi ve saygı duyarım.
Sonuçta her düşünce katlır veyahut katılmazsınız ama saygıyı hak eder.
Ve/fakat bu süreci Sayın Cumhurbaşkanı hükümetle ve dahi mecliste bulunan muhalefet partileriyle istişare ederek yürütüyor. Sürekli bir bilgi akışı var bu anlamda. Görüş alışverişi var.
Ve buna rağmen maalesef mevzu saptırılmaya çalışılıyor.
Sanki Cumhurbaşkanı Akıncı bir taraf, Dışişleri Bakanı Kudret Özersay bir taraf mış gibi.Üstelik bunu Ankara üzerinden yorumlayanlar var.
Nitekim bundan ötürü Sayın Cumhurbaşkanı da rahatsızlık duymuş olacak ki ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı ve Kıbrıs müzakere sürecini yürüten toplum lideri olduğunu hatırlatma gereği duydu önceki gün..
Oysa bu sürecin nasıl ve kimler tarafından yürütüldüğü ortada.
Allah Aşkına bugün Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın ve veyahut Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın ideolojik yaklaşımlarını sürece yansıtma lüksleri olduğunu düşünen var mı?
Bu mümkün mü?
Tabi ki değil.
Yarım asırlık müzakere süreçlerinde buna tanıklık etmedik mi hep birlikte muhtelif aralıklarda..
Ettik.
Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Akıncı’nın sürece dair duruşu tavrı elbette çok önemlidir, Sayın Özersay ve hükümetinin duruşu da en az Sayın Akıncı’nın yaklaşımı kadar önemlidir, aynı şekilde muhalefet partilerinin duruşu da büyük öneme haizdir.. Lakin burada en önemlisi Türkiye’nin Kıbrıs politikasıdır.
Bunu dillendirmeye gerek var mı bilmiyorum, ama şu gerçeği görmezden gelmek yanıltıcı olur.. Bugün Kıbrıs sorunu çözülecekse eğer burada çözüme dair en büyük katkı Türkiye’den geleceketir. Ha çözülmeyecekse de bunda da en büyük pay sürece müdahil olan tüm taraflarındır.
Şimdi böyle bir gerçek önümüzde dururken, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı Ankara’nın istemediği taraf, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ı da Ankara’nın istediği bir başka taraf olarak gösterip sanki farklı yaklaşımları masaya koyarlar(mış) gibi ortam yaratmak doğru değildir..
Kıbrıs sorunu hepimiz için ciddi bir sorundur.
Ve bu sorunun karanlığında kalmak istemiyoruz artık.
Konu huzurdur, paylaşımdır,ekonomiktir, sosyal kültürel yapıdır, uluslararası hukuka dahil olmaktır, yaşam kalitesidir, gelecek nesillere taşıyacağımız bir barış adasıdır. Gerisi statükonun devamıdır.
Dolayısıyla aklın yolu adada federal çatı altında iki bölgeli iki ayrı kurucu devlet temelinde mutlak bir çözüme kavuşmaktır..
Gerisi laftır, abestleiştikaldir.
O halde bu süreç hepimiz için hayati öneme haizdir.
Dolayısıyla burada bir ihtiyaç hasıl olmuştur.
Nedir o?
Kıbrıs’ta kalıplaşmış sığ politik anlayışları yeniden yeniden diriltip diriltip yeni süreç yaratırmış gibi tabulaştırıp masaya sürecek köhne anlayışı terk edecek cesaretli liderlere ihtiyaç vardır adanın her iki yanında da.
Bu cesareti gösterebilecek liderlerin ana konuları belirleyip sağlıklı bir diyalog kurmaları ise her şeyden önce yapılması gerekendir.
Bu haber 131 defa okunmuştur

:

:

:

: