Cemal Kaşıkçı olayının uluslar arası hukuk ve ilişkiler boyutu

Star Kıbrıs Medya ailesinde tekrardan yazılarımızı kaleme alacağımdan dolayı mutluyum. Star Kıbrıs medya grubu yönetim kurulu başkanı ali Özmen safa teşekkürlerimi sunarım.

Star Kıbrıs Medya ailesinde tekrardan yazılarımızı kaleme alacağımdan dolayı mutluyum. Star Kıbrıs medya grubu yönetim kurulu başkanı ali Özmen safa teşekkürlerimi sunarım.

Gündem yoğun ve uluslar arası kamuoyunu meşgul eden konuya bu yazımızda değineceğiz. Cemal kaşıkçı nın ortadan kaldırılması ile beraber ortaya bir çok soru ve kişisel yargılamalar ya da görüşler çıkmıştır. Biz uluslar arası hukuk ve ilişkiler bakımından durumu değerlendirmeye çalışacağız. Uluslar arası hukuk açısından devletlerin birbirleri arasında viyana sözleşmesine dayanan büyükelçilikler ve konsolosluklar hakkında anlaşmaları vardır . İş bu anlaşmaya göre md. 41 Konsolosluk memurlarının kişisel dokunulmazlığı adı altında hakları saklı tutulmuştur. Ayrıca 42 ,43 ve 44. maddelerinde de konsolosluk memurları hakkında yargılama ve soruşturma esasları yer almaktadır.

Bu maddeleri incelediğimizde md 41 e göre; Konsolosluk memurlarının kişisel dokunulmazlığı 1. Konsolosluk memurlarının tutuklanmaları veya gözaltına alınmaları, ancak, ağır bir suç halinde ve yetkili adlî makamın kararı ile olur. 2. Bu maddenin 1 nci fıkrasında öngörülen hal saklı kalmak üzere, kesinleşmiş adlî bir kararın uygulanması dışında, Konsolosluk memurları hapsedilemez ve herhangi bir şekilde kişisel hürriyetleri kısıtlamaya tabi tutulamaz ve 3. Aleyhine cezaî bir dava ikame edilen Konsolosluk memuru yetkili makamların önüne çıkmak zorundadır. Bununla beraber, dava, Konsolosluk memurunun resmî durumu icabı kendisine gösterilmesi gereken saygı ile ve bu maddenin 1 nci fıkrasında öngörülen hal hariç olmak üzere, Konsolosluk işlemlerinin yerine getirilmesini en az etkiyecek biçimde yürütülecektir. Bu maddenin 1 nci fıkrasında zikredilen hallerde, bir Konsolosluk memurunun gözaltına alınması kaçınılmaz olduğu takdirde, aleyhine ikame edilecek dava en kısa zamanda açılmalıdır ‘’ denilmektedir.

Tanıklık durumlarına bakarsak, madde 44 de kısaca şöyle denilmektedir; Konsolosluk mensupları tanıklık yapmaya çağrılabilir ve bunu çalışanlar reddetmemelidir lakin zorlayıcı ve ya başka müeyyide uygulanamamaktadır. Ayrıca resmi belge göstermeleri zorunlu değildir. Tanıklık yapmayı da reddedilirler’ denilmektedir. Yukarı da bahsi geçenler işin uluslararası hukuk boyutu olup bunlar hakkında devletler sözleşmeye taraf olduklarından bağlılık esası geçerlidir.
Viyana sözleşmesine göre devletler dava açabilirler ama büyükelçiler hakkında böyle bir durum söz konusu bile değildir. Büyükelçiler sözleşmeye göre ancak ‘’istenmeyen adam’’(persona non grata) ilan edilip ülkeden gönderilmeleri için süre verilir. Bu durum ilan edildiği taktirde iki ülke arasında diplomatik gerginlik ve karşılıklı esas olacağından ilişkiler gerilecektir. Örnek verecek olursak son günlerde İngiltere ve 18 AB üyesi Rus diplomatları sınır dışı etmişlerdi. Ayrıca soğuk savaş döneminde bunlara çok rastlanmıştır.

Türkiye boyutuna bakarsak; Cemal kaşıkçı olayında Türkiye cumhuriyeti nin hangi hakları vardır gibi sorular gelmekte ayrıca konsolosluk memurunun Suudi Arabistan a uçtuğu yani kaçtığı haberi medyaya düşmüştür. Evvela işin Türkiye boyutundan değerlendirirsek Türkiye nin egemenlik hakları söz konusu olup olayın Türkiye cumhuriyeti sınırlarında bir Suudi Arabistan konsolosluğunda olması işin daha dikkat edilmesi gereken noktasıdır. Şöyle ki ; Cemal kaşıkçı nın öldürülmesi ve bunun başka bir ülke tarafından kendi konsolosluğunda yapılmış olma iddiası Türkiye nin egemenlik haklarını zedeler. Bu durumda başka ülke hukukuna aykırı hareket edilmiş olunup, bununda diplomatik misyona aykırı olduğu aşikar olacaktır. Koruma alanı dışına çıkılmış olacaktır. Devletlerin egemenliğine aykırı olduğundan ülkeler arası krize sebep olacaktır. Buna da örnek verirsek İran – ABD elçilik krizi gibi. Türkiye bu durumda şunları yapabilir; Olayı gerçekleştiren ülkenin temsilcilikleri kapatabilir, personellerini sınır dışı edebilir ve ya konsolosluk çalışanları hakkında dava açabilir. Lakin büyükelçiler ve askeri ataşeler hakkında herhangi ceza uygulaması söz konusu olamaz. Konsolosun ülkesine kaçmasına şuan ki durumda kimse engel olamaz dı . Öyle ki viyana sözleşmesinde bu açıkça belirtilmektedir. Eğer Türkiye bu cinayeti ispat edebilirse Suudi Arabistan ve Türkiye diplomatik ilişkileri sıkıntılı döneme girebilir. Bu durumda elçiler boyutunda ilk adım gelecek işin durumu uluslar arası boyuta taşınıp uluslararası mahkemelerce cezalandırma ve ya yaptırım konusu olabilir ya da ülkeler tarafından söz konusu ülkeye yaptırım uygulanabilir. Suudi Arabistan bu durumda fail olursa ‘ haydut devlet’ durumuna düşecektir. Türkiye nin bu durumu her noktadan iyi yürütmesi gerektiği aşikardır ve Suudi Arabistan bu durumda fail ise onları en iyi cevabı uluslar arası hukukun gereklilikleri ile vermesi Türkiye nin hakkıdır.

Türkiye de bu olayın yaşanması vahim bir durumdur. Bu durumu sadece gazetecinin ortadan kaybolması ve ya katledilmesi olarak nitelendirmek yanlış olacaktır.Cemal kaşıkçı sıradan bir gazeteci değildir. 5 yıl kadar istihbarat görevlisi olarak çalışmış bir kişidir. Bu olayı her boyuttan Türkiye makamları değerlendirmelidir.

ABD bakımından ; ABD başkanı Trump her ne kadar da Suudi Arabistan aba altından sopa gösterse de serbest piyasa da bu kadar çok silah satışı yaptığı başka bir devlet bulamaz. O yüzden trump her ne açıklamalarında sert olsa da bir programda yaptığı açıklamada bu ülkeyi kaybedemeceğini deklare etmiştir. (384 milyar dolarlık abd Suudi Arabistan silah anlaşması yapılmıştı) Cemal kaşıkçı olayında Suudi Arabistan krallığının kişiyi ortadan kaybetmesi bizlere İsviçre de el turki olayında ki Suudi krallığının bu kişiyi kaybettiğini anımsatıyor. Bu durumda zararlı çıkacak ve sorunlu tutulacak tek ülke Suudi Arabistan krallığıdır. Şuan da süren Trump, Selman ve Erdoğan görüşmeleri durumu gözden geçirme ve bilgi alışverişi olası sonuçları değerlendirme üzerine olduğunu düşünüyorum. Bu durumdan Türkiye nin çıkarları olacağı gibi Suudi Arabistan ile ilişkilerin hızlı bir şekilde değişeceğinin kanaatindeyim.

Türkiye’nin burada ki mağduriyeti söz konusu olduğundan bu mağduriyetin nasıl giderileceği ileri ki günlerde şekillenecektir. Brunson tahliyesinin konuşulduğu dönemde bu olayında gerçekleşmesi tesadüf olmasa gerek. Ayrıca doğu Akdeniz de bulunan enerji kaynakları aranması hakkında tansiyonun yükseldiği dönemde bunların ortaya çıkması düşündürücü. Türkiye ve KKTC nin doğu Akdeniz de beraber hareket ettiği saha ve hakları vardır . Bu haklardan doğan enerji gelirlerini hesaba katıp beyin fırtınası yaparsak bugün coğrafyamızda gelişen olayların hiçbirinin rastlantısal olmadığı ortadadır. Bunların hepsinin etraflıca oturulup devlet yetkililerimiz tarafından düşünülmesi gerekmektedir.


Bu haber 1565 defa okunmuştur
  • iyi değerlendirme hakan güleryüz - 18.10.2018 suud ailesi bana türkye nin yıllar önce ki hali hayri meşru ölümleri ve osmanlı döneminde olan taht kavgalarını hatırlattı lakin yazın harika olmuş
  • Hayırlı olsun Ahmet Tacgın ardıç - 18.10.2018 Gerçekten çok sevindim hayırlı olsun allah utandırmasın inşallah yazılarını takip edeceğim çok beğendim önemli bir konuya değinmişsin tebrikleri
  • Güzel değerlendirme Hakan Ulusoy - 18.10.2018 Her bakımdan konuya hakim başarılı tarafsız bakış ile yazılmış
  • başarılı Adem - 18.10.2018 Her yönü ile konuyu ele alan bilgi dolu yorum dolu yazınız için teşekkürler başarılar dilerim
  • Bu olay önemli Hakan Ulusoy - 17.10.2018 Bu olayla beraber veliaht Selman a elveda diyeceğiz

:

:

:

: