Özgürgün konusu, siyasete malzeme oldu

Günlerdir konuşuluyor. Memleketin seviyesi, anlayışı, gündemi maalesef bunlar.
Günlerdir konuşuluyor.
Memleketin seviyesi, anlayışı, gündemi maalesef bunlar.
Eko güne kim katıldı, kim katılmadı, meclisi kim açtı, kim açamadı?
Sanki ülkede daha başka, daha öncelikli, sorun yok.
Sırf siyaset, sırf iktidar ve iktidar olmanın nimetleri, başka öncelik düşünülmüyor.
Hele memleket, memleketin, toplumun, ekonomiden, adalete, günlük yaşam koşullarından, artan adli olaylara, cinayetlere, hırsızlıklara, sapıklıklara kadar sosyal yaşamı darmadağın olmuşken.
Yok, öncelik bunlar değil, siyaset sorun çözecek araç olacakken, ihtiraslı bir amaca dönüşmüş.
Meclis geçtiğimiz hafta hiç açılamadı.
Açılsa ne değişecek, o ayrı bir konu.
İktidar zaten sayısal olarak sıkıntılı, üstüne üslük yurt dışı temaslarla sıkıntı daha da katlanıyor.
Dış temasın her türlüsüne, her seviye ve çeşidine desteğim tam.
Bu ülke insanının, diğer ülkelerde temsiliyeti, teması, ilişkisi her şeyden önemli ve kazançlı.
Kazançlı dedim, amaç bu olmalı, bu temaslardan, bu ülkenin bulunduğu şartlara, toplumun yararına olacak neler kazandırıldı?
İktidar ortakları önce bunu düşünecek.
Muhalefet, her bir milletvekili, öncelikli işini, görevini yapacak, inatla, küsmekle, meclisi boykot etmekle iktidara değil, topluma, kendisini meclise taşıyan oyları verenlere haksızlık ediyor.
En başta elli milletvekili için gerekli olan düşünce 'sorumluluk' olmalı.
Ama söylediğim gibi, önümüzdeki tabloya baktığımızda, milletvekili olmak, araç değil, amaç oldu.
Ve bu toplum seçtikleriyle, kaybetmeye devam ediyor.
Siyasi oyunlar, manevralar, hesaplar, kitaplar, daha iyi bir ülke için değil.
Ülkede her şey aynı giderken, sadece siyaset, siyasetçi ve isimler değiştirilmeye çalışılıyor.
Şöyle bir hatırlatma yapayım, dönemin Ulaştırma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Mecliste, tartışmaları bitmeyen 'ERCAN' konusuyla ilgili şunları söylemişti;
'Bir şebeke yılardır bu ülkeyi yiyip bitiriyor. Şebeke bugün faaldir, çünkü çıkarlarına dokunuldu, yapıları tehdit ediliyor. Yeni unsurlar girdi devreye, rahatsızlık duyuyorlar, 6 aydır bunu yaşıyorum. Ne yaşadığımı ben bilirim, hedefleri benim Bakanlıktan gitmem, alışılmış dışında hareket ediyorum, yasal olduğu sürece devam edeceğim.'
O dönem yine bu köşede yazmış ve sormuştum 'kimdir bu şebeke?'
Elbette bu soru cevabını bulmadı.
'Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, yolsuzluk dosya soruşturmalarının ileriye taşınmakta olduğunu ancak devlet içindeki bazı kesimlerin yolsuzluklarla mücadele edilmesine karşı çıkıp, bu süreçlerin sonuçlanmasını engellemeye çalıştıklarını açıkladı.
Özersay 'Kavga büyüktür. Devletin içerisinde yolsuzluklara karşı mücadele edilmesine karşı çıkan, ağırdan alan, yavaşlatmaya veya engellemeye çalışanlar var. Bunu yapanlar, bedelini hukukun gerektirdiği şekilde elbet bir biçimde ödeyecekler. Biz bu görevlere bunun için talip olduk. Hiç kimseden de çekindiğimiz yoktur.'
Mutlaka önemsenmeli, fakat bu söylenenler daha bir önemsenmeli, ürkütücü, düşündürücü, kimdir yolsuzlukların ortaya çıkarılmasını engelleyenler, üstelik devletin içinde.
Kimdir bunlar, görevi bu konularla ilgili olan tüm kurumlar, dolayısıyla tüm devlet, şimdi zan altındadır.
İlerlemeyen, sonucu engellenen dosya Hüseyin Özgürgün dosyası mı?
Gerçeği ortaya çıkarmak için bu yavaşlığı, sürenin bu kadar uzatılmasını anlamak mümkün değil.
Hüseyin Özgürgün konusu, getirildiği noktaya bakılırsa, siyasete malzeme yapılıyor.
Algı, UBP kurultayı, kurultay sonrası oluşacak siyasi tablo ve ortaya çıkacak siyasi başarısızlıkların bir gündem değiştirme konusu yapılıyor.
Neden böyle düşünüyorum?
Bu konu önceki hükümet döneminden, seçim sürecinden, hükümet kurma sürecine kadar getirildi.
Aylardır, aydınlatılmadı, suçlu kim, suçsuz kim, ne iktidar, ne UBP, ne de Hüseyin Özgürgün bu işi sonlandırmak için istekli olmadı.
UBP kurultayına yönelik, Başkan Özgürgün'e en ciddi eleştiri bu konulardan geldi, geliyor.
Hükümet ortaklarından sadece HP ve Kudret Özersay konuyu zaman zaman gündeme getiriyor.
CTP, TDP ve DP bu konuda hiçbir söz söylemedi, söylemiyor.
Ortada her ne varsa, siyaset üstüdür.
Suç varsa, görevin kötüye kullanılması, haksız kazanç, kirli ilişkiler, kamunun zarar uğratılması, devletin bunları kamu adına temizlemesi, cezalandırması ya da aklaması gerek.
Bunun yapılacağı temizleme noktası da elbette yargıdır.
Buna kimsenin itirazı yok, itiraz konunun siyasi amaçlara malzeme yapılması, siyasi rant için kullanılması, sürecin uzatılması, sürekli gündemde tutulmasıdır.
Bunun da tek getirisi, topluma değil, siyasi amaçlara hizmet etmesidir.


Bu haber 479 defa okunmuştur

:

:

:

: