HP'yi dondurmak günü kurtarmak, esas konu vergi toplamak

Hafta sonundan, hafta başına yansıyan olaylar oldu.
Hafta sonundan, hafta başına yansıyan olaylar oldu.

Aslında, hepsi ayrı bir yazı konusu.

Ama bugünlük sadece değinmek istiyorum.

Geçtiğimiz pazartesi günü çok üzücü bir haberle sarsıldık.

CTP eski milletvekili, eski Bakan Sonay Adem hayata veda etti.

Siyasi görüşü, savunduğu, ne olursa olsun, herkesin sevdiği, saygı duyduğu, duruşu, inancı ve ideallerine bağlılığı ile tanıdığı bu ülkenin yetiştirdiği önemli değerlerden biriydi.

Sonay Adem, bu ülke için önemli bir kayıptır.

Ruhu şad olsun, Allah rahmet eylesin.

Geride bıraktığımız hafta sonu, Ulusal Birlik Partisi 21. Kurultayını gerçekleştirdi.

Sonuç olarak kazanan olmadı, fakat dört adayın yarışı, iki adayın yarışına döndü.

Ersin Tatar ve Hüseyin Özgürgün ikinci tura kaldı.

Yarıştan kopan iki isim, Faiz Sucuoğlu ve Sunat Atun, Ersin Tatar'a destek beyan edince işin rengi değişti.

Hüseyin Özgürgün yarıştan çekildi, UBP Genel Başkanlık koltuğu Ersin Tatar'a kaldı.

Şuan için UBP'nin kurultayını bir sonraki yazıma bırakıyorum.

İçinde olduğumuz şartlara bakınca, ciddi anlamda bir fakirleşme yaşıyoruz.

Bu durumun elbette birçok sebebi var, defalarca konuşuldu, hala konuşuluyor, defalarca yazıldı, hala yazılıyor.

Durum bu olunca, hükümetten çare bekleniyor.

Her şey anlaşılır noktadadır, hükümetin manevra alanı, bütçe gerçeği, kaynak yaratma kabiliyeti sıkıntılı, hepsi bir yerde kabul edilebilir.

Beklenti, bildik, aynılaşmış, geçmiş hükümetlerce uygulanmış yöntemler değil.

Ekonomik bir kriz, bir çıkmaz, kaynak sıkıntısı, evet vardır.

Bunun yanında yapılabileceklerde vardır.

İşte esas sıkıntı buradadır.

Tek sorun, devlet bütçesi değil, vatandaşın yaşam kalitesinin ekonomik sebeplerle, günden güne kötüye gitmesi, en önemli sorun işte budur.

Hükümet şansız, en zor zamanda, eldeki kaynaklarla en iyiyi yapmaya çalışıyor, olabilir.

Peki, vatandaşın sorumluluğu var mı?

Vatandaşın da sorumluluğu yok ve bunu vatandaşa anlatamazsınız.

Başbakan Tufan Erhürman, hayat pahalılığı ile ilgili olarak;

'...Biz bunun ancak yüzde 22'sini verebiliriz. Hayat pahalılığı ne ise verilmesi asolandır. Yapılan çalışma, altı puan gibi görünen aralığın verilmemesi değildir. Dondurulmasıdır. Bundan sonraki üç ay içinde 2019'da telafi etmekten söz ediyoruz. Anlayışla karşılansın istiyoruz. Arzumuz bu değil, ama koşulları görmek gerekir. Tekrar ediyorum bu bir dondurmadır.'

Bu karar devlet giderleri için bir nebze fayda getirebilir.

Bunu anlıyorum, hayat pahalılığının dondurulması, sorunun çözümüne ne kadar katkı sağlayacak.

Bir süre günü kurtarabilir, bu artıştan fedakârlık yapılacaksa, kamu hizmetlerine zam yapılmayacak mı?

Şu kesindir ki, hayat pahalılığı verilmeden, yapılacak zamlarla bu kaynak misliyle karşılanacak.

Tekrar edeyim, hayat pahalılığının tam olarak yansıtılmaması veya dondurulması sorun çözmeyecek.

Çünkü sorun, devletin etkin vergi toplayamaması ve işin kolayına giderek, kamu çalışanlarından kesintilerle denge bulmaya çalışmasıdır.

Yani ödenmeyen vergi, kayıt dışı ekonominin bedeli de kamu çalışanlarının sırtına yükleniyor.

Hepsini kapsayan bir paketle, bir anda mücadele başlatılsa, elbette anlayış gösterilir.

Üniversitelerden, turistik tesislerden, teşvik ve muafiyetlerden, ne zaman söz edilecek?

Hatırlayınız, Maliye Bakanı Serdar Denktaş şöyle bir açıklama yapmıştı;

'Özel eğitimde hizmet veren ilkokul ve ortaokullardan vergi alamıyoruz.'

İşte devletin, hükümetlerin gerçek sorunu, sıkıntısı budur.

Vergi alamamak ve işin kolayına kaçmak, hesabı bodrolu çalışana kesmek.

Özel sektör çalışanını konuşan hiç yok.

Daha fazla uzatmaya gerek yok, hükümet işin kolayına, alışılmışına gidecekse, eskiden farkı kalmaz.


Bu haber 404 defa okunmuştur

:

:

:

: