GÜNEY’E SORU

“Yeni acılar yerine yetkileri ve refahı paylayaşabilecek miyiz?”
“Yeni acılar yerine yetkileri ve refahı paylayaşabilecek miyiz?”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs’taki her iki toplumun da geçmişte değişik zamanlarda, değişik boyutlarda acılar çektiğini belirterek, “Geleceği, belirsiz ve tehlikelere açık bırakıp, gelecek kuşakların da yeni acılarla yüz yüze gelmesine mi neden olacağız, yoksa tarihi sorumluluklarımızın bilinci içerisinde mi davranacağız? Gelecekte yeni acıları paylaşmak yerine, yetkileri ve refahı paylaşmayı başarabilecek miyiz? Önümüzde yanıtlanması gereken ivedi soru budur” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıslı Türklerin Rumların hakim olacağı üniter bir devlette azınlık hakları ile yetinmeyi kabul etmeyeceklerini vurguladı.

Statükonun devamının her iki toplum açısından da çeşitli tehlikeler barındırdığına işaret eden Akıncı, makul bir uzlaşıyı federal çerçevede sağlamanın akıl işi olduğunu belirtti.

Anastasiadis’in son açıklamalarının epeyi kafa karışıklığına yol açtığını kaydeden Akıncı, politik kariyeri boyunca federal çözüm modelini ulaşılabilir bir hedef görüp o yönde uğraş verdiğini hatırlattı; “Bu nedenle de federasyonun Rum liderliğince acı verici bir uygulama olarak görülmesini de hep yadırgadım” diye konuştu.

“Ancak şu da bir gerçektir ki Federasyon gönüllü bir birliktir ve bu iş zorla olmaz. Bir taraf buna hazır değilse, o zaman bu durum açıklıkla ortaya konur” diyen Akıncı, desentralizasyon konusunun, merkezi hükümetteki yetkilerde azaltma yapılarak iki kurucu devletin yetkilerinin artırılması olayının, tartışmaya kapalı oldukları bir konu olmadığını söyledi. Akıncı, “Ama Sayın Anastasiadis’e de söyledim, bunların somut olarak ortaya konması gerekir ve ucu açık olmayan, sonuç odaklı bir süreç söz konusu olacaksa bunların iyi niyetle değerlendirilmesi mümkündür” dedi.
Akıncı, kurucu devletlerin yetkileri artsa da merkezi hükümette kalacak yetkilerin uygulanmasında kararların basit çoğunluk-azınlık esasında alınmasını kabul edemeyeceklerini vurguladı.

“İYİ AKŞAMLAR… GALİS PERASAS”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, dün akşam düzenlediği basın toplantısındaki konuşmasına “Bizleri ekranları başında izleyen Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlara da iyi akşamlar. Galis perasas” sözleriyle başladı. Cumhurbaşkanı Akıncı, iki kapının açıldığı gün düzenlediği basın toplantısında, simultane tercümeyle Kıbrıs Rum toplumu ve diğer toplulukların da izleme şansı olmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, basın toplantısını Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in basın toplantısına cevap ve karşılıklı suçlama kampanyasını körüklemek amacıyla düzenlemediğini vurguladı; “Kuşkusuz aydınlatılması gerekli konulara da değinilecektir. Ama esas amacım, geldiğimiz bu kritik kavşakta, daha fazla zamanımızın olmadığının da bilinci içerisinde ve tarihi bir sorumluluğu hissederek düşüncelerimi ve görüşlerimi sizlerle paylaşmaktır” dedi.

Derinya ve Aplıç kapılarının her iki topluma hayırlı olmasını dileyen Akıncı, “Biraz geç oldu, güç oldu ama oldu. Kuşkusuz hedefimiz sadece yeni kapıların açılması ile sınırlı değildir. Asıl hedef iki toplum arasında sınırlara gerek olmayan bir yapıyı oluşturabilmektir; ama bunun için de karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşmak zorunluluğu vardır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakere tarihinin 50’nci yılında olduklarını hatırlatarak, ne yazık ki hâlâ karşılıklı kabul edilebilir bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığını, bu noktaya çok yaklaştıkları anlar olmakla birlikte, bu hedefe ulaşılamadığını kaydetti.

Akıncı, bunun neden olmadığını her iki tarafın ve aynı zamanda üçüncü tarafların da sağlıklı olarak değerlendirmesinin zamanının geldiğini hatta geçtiğini ifade ederek, “Sorunun ulaşmaya çalıştığımız çözüm modeli ve parametreleri ile ilişkili olduğu kanaatinde değilim” dedi, şunları ekledi:

“KIBRISLI TÜRKLER, AZINLIK HAKLARIYLA YETİNMEYİ KABUL ETMEYECEK”

“Çünkü gerçekçi olanlar elimizde formül olarak iki kesimli iki toplumlu Federal çözümden başka bir şeyin olmadığının farkındadırlar. Bunun nedeni de bellidir. Çok açıktır ki, Kıbrıslı Türkler Rumların hakim olacağı üniter bir devlette azınlık hakları ile yetinmeyi kabul etmeyeceklerdir. Kıbrıs Rum tarafında da bazı çevreler iki ayrı devlet fikrine yakınlık duyabileceklerini ima etseler de, Rum toplumunun büyük çoğunluğunun iki ayrı devlet oluşumunu onaylamayacağı aşikardır.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bu durumda görünürdeki olasılığın ya Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumun da destek vereceği, iki kesimli, iki toplumlu siyasi eşitliğe dayalı federal çözüm için çalışmak ya da statükonun devamına göz yummaktan ibaret olduğunu belirtti.

“STATÜKONUN DEVAMI HER İKİ TOPLUM AÇISINDAN DA TEHLİKELİ”

Mevcut durumun, bugün için Kıbrıslı Türkler açısından daha acı verici olsa da, Kıbrıslı Rumlar bakımından da çözümsüz geçecek zamanın neler getireceğini kesin olarak öngörmenin kolay olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Statükonun devamı her iki toplum açısından da çeşitli tehlikeler barındırmaktadır” dedi.

Akıncı, politik kariyeri boyunca federal çözüm modelini mevcut konjonktürde mümkün olan, ulaşılabilir bir hedef olarak gördüğü için o yönde uğraş verdiğini, bu nedenle de federasyonun Rum liderliğince acı verici bir uygulama olarak görülmesini de hep yadırgadığını vurguladı.

“DESANTRALİZASYON TARTIŞMAYA KAPALI OLDUĞUMUZ BİR KONU DEĞİL AMA…”

Desentralizasyon konusunun, merkezi hükümetteki yetkilerde azaltma yapılarak iki kurucu devletin yetkilerinin artırılması olayının, kendilerinin tartışmaya kapalı olduğu bir konu olmadığını ifade eden Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama Sayın Anastasiadis’e de söyledim, bunların somut olarak ortaya konması gerekir ve ucu açık olmayan, sonuç odaklı bir süreç söz konusu olacaksa bunların iyi niyetle değerlendirilmesi mümkündür. Şunu da belirtmem gerekir ki, bugüne kadarki müzakerelerde Rum tarafının tavrı bunun tersi olmuştur. Halbuki Klerides’in de deyişiyle merkezi hükümette yetkilerin çok olması, farklı yaklaşımlardan doğan görüş ayrılıkları ve sürtüşmeleri de artırma potansiyeli taşımaktadır. Ancak bir noktada açıklıkla şunu söylemek durumundayız; kurucu devletlerin yetkileri artsa da merkezi hükümette kalacak yetkilerin uygulanmasında kararların basit çoğunluk-azınlık
esasında alınmasını kabul edemeyiz.

Merkezi hükümette ortaklaşa karar alınması, her iki tarafın kararlara ortak katılımı istenmiyorsa bunun anlamı ya iki ayrı devlet ya da üniter bir devlet demektir. Halbuki kurulmaya çalışılan ne biri ne de ötekidir. Eğer bu hâlâ hazmedilemeyecekse, toplumlarımızı da dünya kamuoyunu da oyalamaya gerek yoktur. Şimdi açık ve net olma zamanıdır.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Mayıs 2015’te güven yaratıcı önlemler olarak kararlaştırılan cep telefonları ve elektrik şebekelerinin birleştirilmesi konusunda da görüşlerini dile getirdi; tüm teknik alt yapılar müsait olmasına rağmen bunların gerçekleşmediğine işaret etti.

Bu haber 240 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER