KKTC değil, KTFD olsaydı, düzen yine böyle olmayacak mıydı?

KKTC'nin 35. Yılı kutlandı. Resepsiyonlar, törenler, açıklamalar, bayraklar.
KKTC'nin 35. Yılı kutlandı.
Resepsiyonlar, törenler, açıklamalar, bayraklar.
Ve bitti, yeniden bildik, gerçeklerimizle, başaramadıklarımızla baş başa kaldık.
Yapılan açıklamalar her yıl aynı, yapılan icraatlar da, nutuksal açıklamalara ters olmaya devam ediyor.
KKTC'nin ilanını gereksiz görüp, getirilerini kullananlarla, KKTC'yi sonsuza kadar yaşatacağız diyerek, dağlarını, taşlarını, denizlerini, kurumlarını, sokaklarını, insanlarını, kaynaklarını, siyasi kazanç için hoyratça kullananların, bana göre birbirinden farkı yok.
Bu ülkenin, kuzey Kıbrıs'ın, KKTC'nin en önemli çıkmazı bu.
KKTC neden kuruldu, KTFD ile neleri yapamadık ki, KKTC'ye ihtiyaç duyuldu, 1974 ile 1983 yılları arasında neler yaşandı, 1974'ten hemen sonra, ganimetin altın yıllarını yaşadığı yıllar örtülmek, aklanmak mı istendi, başka hesaplar mı vardı?
Peki, isim değişti, ne oldu?
İsim, icraatlarla ne kadar ilgilidir?
Elbette bu soruları sormak, geçmişle yüzleşmek, bugün adına gereksiz.
Hala anlayamadık, hala görmek istemiyoruz.
Mesele KKTC değil, mesele KTFD veya Kıbrıs Türk devleti de değil, işin sırrı isimde hiç değil, mesele sözden ibaret, 'devlete sahip çıkın' diyerek, devleti iktidar için sömüren, devleti tabu, insanı, her şeye rağmen biat etmeye yönlendiren düşüncedir.
Devlete sahip çıkmak sözle olmaz, o olsa, olsa hamaset olur.
İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın, insanlar devletine sığınsın, devletinin yücelmesi için gönülden çalışsın.
KKTC, hukukumuzun, düzenimizin, yarattıklarımızın adıdır, bu adı kullanarak sakladıklarımız, örttüklerimizdir.
1975 doğumluyum, KKTC ile büyüdüm.
Çok net bir görüntü var ki, zaman geçtikçe, ülke değişip, geliştikçe, devlet, yani KKTC geriye gidiyor.
KKTC yetişemiyor, nüfusa, nüfusun ihtiyaçlarına, hatta okul, hastane, yol yapmaya, maaş ödemeye.
Bu devlet kendi meclis binasını koruyamıyor, saygısızlığı ancak 4 bin TL ile cezalandırabiliyor, kendi saygınlığını, bu kadar sağlayabiliyor.
Bu devleti yönetmeye talip olanlar, yönetime gelenler, meclisine girenler, ne bekliyor, amaç olarak hedefleri nedir?
Toplum devletinden ne istiyor, devletini iyi yönetecek, ileriye taşıyacak, yöneticileri seçerken, öncelikleri nelerdir?
35. yılı kutladık, geride bırakılan 35 yıl, batan kurumlar, batırılan kamu kaynakları, har vurup harcanan, üstü örtülen, geçmişin altına süpürülen, hepimizin canını yakan, hepimizi fakirleştiren, aydınlanmayan, her gelenin konuşmaktan korktuğu, gerçeklerimiz ne olacak?
Onlar da, bundan sonra yaşamaya devam edecek.
Uluslararası alanda sayılmayan, Türkiye ile normal devlet ilişkisi olmayan, devlet olanaklarını devlet için değil, siyasi gelecekleri ve bir sonraki seçimler için kullanan, tüm bunların ters edilmesi için bir hedefi olmayan, iktidardan başka düşünce üretmeyen, kısır siyasetçilerle devam eden bir düzen.
KKTC değil de, yönetimimizin adı KTFD olarak kalsaydı, bunlar olmayacak mıydı?
Tabi ki bilemeyiz, ama konu bizim neyi, nasıl, neden yaptığımız veya yapamadığımızdır.
Kimse KKTC'ye sığınıp, bu kötü düzeni savunmasın, ya da kimse her suçu KKTC'ye atarak, yine bu kötü düzene bahane aramasın.


Bu haber 394 defa okunmuştur

:

:

:

: