Geçmişle kavga etmek

Dün geri gelir mi, yarının ne getireceği belli mi?
Dün geri gelir mi, yarının ne getireceği belli mi?

Hayır, ne dün geri gelir, ne de yarının ne getireceği bellidir.

O zaman yapılabilecek olan nedir?

Bugüne bakmak, bugünün şartlarıyla, geçmişin tecrübesini, yarına uyarlayarak, geleceği şekillendirmek.

Bu düşünce, bireysel olarak uygulanabileceği gibi, toplumsal bir uygulamada olmalıdır.

Hangi toplumlar, geriye bağlanarak yaşar, bunun sebebi nedir, yüz yıl önce yaşamış insanları ve onların iradesiyle yaşanmış olanları neden bugün tartışma konusu yaparlar.

Bir toplum kendiyle, kendi geçmişiyle kavga eder mi, geçmişinden intikam almaya çalışır mı?

Elbette olur, oluyor, olacak, çünkü topluma verilebilecek bir gelecek yoktur.

Bu bölünmüşlük, bu kutuplaşma kimin işine gelir?

İşte, topluma verecek birşeyi, aydınlık bir geleceği vaat edemeyenlerin işine gelir.

Geçmişle kavga sürerken, aslında esas kaybedilen gelecektir.

Tarihi, geçmişi silmek mümkün değil, tarihindir, kültüründür, geleceğe taşıyacağın, gururun, yanlışın, doğrun, kısaca geçmişin, aslında senin ta kendindir.

Yanlışları bulabilirsin, hataları, pişmanlıkları, hatta ders çıkarabilir, özeleştiri yapabilir, tekrarları yapmamak için bunları görebilirsin, görmelisin.

Nereye gidersen git, aklın neredeyse, esas olarak oradasın, olduğun değil, hissettiğin yer gerçek evindir.

Ama tarihin alternatifi yok, tektir, yaşanmıştır, değiştirmeye çalışsan da, gün gelir ortaya çıkar, kaçamazsın.

Alternatif tarih yaratmaya çalışmak sadece yalandır, gerçeğin tarihine eş olmaz.

Geçmişi şekillendirmek mümkün değil, fakat geleceği şekillendirmek mümkündür.

Kıbrıs Türkünün tarihi bugüne ne kadar taşınabildi mi?

Tarih sadece olaylar kronolojisi değil, dil, mutfak, günlük yaşam, aile ilişkileri, sosyal ilişki alışkanlıkları da kültür mozaiğinin parçalarıdır.

Bu ülke bütünüyle geçmişe bağlı yaşıyor, geçmişe bağımlı, geçmişin korkularına esir, geleceğin bilinmezliğinden kaçarak, geçmişe sığınıyor.

Kıbrıslı Rumlar da, Kıbrıslı Türkler de geçmişin kötü izlerinden arınamıyor.

Geçmiş tecrübe ve yol gösterici olmuyor, engel oluyor, haklılık verilecek taraf yok mu?

Tabi ki vardır, fakat Kıbrıslı Rumlar gelecek için de yapabileceklerini yapıyorlar.

Ve bir gelecek şekillenmeleri var.

Kıbrıslı Türklerin gelecekle ilgili bir beklenti veya planı yoktur, olması da bugünkü şartlarda çok zordur.

En kötüsü tüm bunlar için ortak, toplumsal geçerlilikle bir payda yaratılamamasıdır.

Oysa gerçekler de, tarih kadar gerçektir ve değiştiremezsiniz.

Önemli olan görmek, duymak, konuşmak, farkında olmaktır.

Yeniden, toplumsal bir uzlaşı sağlamaktır, toplum, bölünmüş, parçalanmış, en başta bunu görmek gerek.

Bu görmezlikten gelindikçe, bunu siyasi amaçlar için kullanacak olanlar da çokça olacaktır.

En acısı da bu her zaman prim yapacaktır.

Geçmişiyle, geleceğiyle, inancıyla, kültürüyle, doğum yeriyle kavga ettirilen bu toplum, günlük siyasi kavgalara malzeme olmadan, geleceği için tasalanmalıdır.

'Bu yapı sürdürülemez' söylemi, klasik değil, bir gerçektir.

Ne kadar saklanırsanız, saklanın, gerçeğin yüze vurması gibi kötü bir huyu vardır.

Ve gelecekte, bir gün gelecektir, belki biz değil, fakat çocuklarımız, çok daha kötüsünü bulacaktır.

Bu haber 416 defa okunmuştur

:

:

:

: