Sonuna kadar 'susmamak'

İnsanı, insandan ayırmak mümkün müdür? Ya da daha geniş ve geçerli olacak şekilde söylersem, bir canlıyı, bir başka canlıdan ayrı tutmak doğru mudur?
İnsanı, insandan ayırmak mümkün müdür?
Ya da daha geniş ve geçerli olacak şekilde söylersem, bir canlıyı, bir başka canlıdan ayrı tutmak doğru mudur?
Farklı dünyalar, farklı duygu ve düşünceler, zevkler, inanışlar, hayattan ve insanlardan beklentiler, her insana, hatta canlıya göre değişim gösterir.
Bu toplum içinde de böyle, aileler içinde de böyle.
Farklı yerlerde, farklı yaşam şartlarında, kültür veya ekonomik olarak, benzer olmayan ortamlarda büyümek, yaşamak, hayata bakmak, insana, canlıya dair gelişmek, çok çeşitlilik gösteren kültürel oluşumlarda hem iyi, hem de kötüdür.
İyidir, çünkü farklılıkların bir araya gelmesi zenginlik, çeşitlilik, olgunluk getirir.
Kötüdür, çünkü farklılıkları bir araya getirmek, ortak amaca yönlendirmek, kaynaştırmak kolay değildir.
En küçük bir olay, önce kıvılcıma, sonrasında ise telafisi olmayan olumsuzluklara sebep olur.
En önemli görev, toplum içinde öne çıkan, örnek olması gereken, siyasetten, basına, tüm kesimlere düşüyor.
Şiddet, hayatımızın içinde, gün geçtikçe büyüyor, öfke yayılıyor, evlerde, kamu binalarında, yollarda, sosyal ortamlarda.
Kadına, çocuğa, hayvana, kısaca canlıya uygulanan şiddet, arttıkça normalleşiyor.
Şiddet, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından;
'Fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı bir tehdit veya gerçeklik biçiminde bir başkasına uygulanması sonucunda, maruz kalan kişide yaralanma, ölüm ve psikolojik zarara yol açması ya da açma olasılığı bulunması' durumu olarak tanımlanmaktadır.
Başkalarının her türlü tercihine karşı bir önyargı, saygısızlık ve zorlama, baskı ile sindirme, kendi inanışını empoze etme inadı, direnmeyle beraber toplumu dinamitliyor.
Bunların bir araya gelmesi önyargıyı besliyor, büyütüyor, toplumu içten içe kemiriyor.
En kötüsü de budur, buna karşı direnmeyi, ses vermeyi, susmamayı sonuna kadar savunuyorum.
Peki, ama yeterli mi, bunu bir şova dönüştürmeden, sonuç alana kadar getirmek, işin en önemli kısmı ve amaca uygun olanı değil midir?
Çoğunlukla neden kadın, çocuk veya bir hayvan, neden?
En bildik düşünce ile daha savunmasız, daha güçsüz oldukları için.
Toplumsal özgürlük, güven, kendi kendine yeterlilik, kendi hakkını savunma, ekonomik ve düşünce olarak özgürlük.
Şiddetin, sindirmenin, hakkını savunmanın, ezilmemenin en önemli güvenceleridir.
Elbette bunlarla bitmez, devlet şiddeti de, aynı zamanda bir şiddet şeklidir.
Bu sadece vatandaşa yapılan, orantısız güç veya herhangi bir eylemde uygulanan hareket değil.
Devletin şiddeti kabullenmesi, engelleme, sıfırlama hedefi yerine, kaçma, sığınma evleri açmayı, görev bilmesi, soruna ne kadar katkı yapacak?
Devletin sorumluluğu bitti mi?
Kabul edelim, ülke şartları, değişen, gelişen nüfus yapısı, ekonomik sebepler, geleceğe dair belirsizlik, kamusal kaynaklara ulaşımda adaletsizlik, başı boşluk, otoritesizlik, hepsi bu ülkenin sosyal hayatını yaratıyor ve yönlendiriyor.
Doğru teşhis, zamanında müdahele, zararı en aza indirir.
Doğru teşhis hala yapılamıyor, hala zamanında müdahele yok, zarar her gün büyüyor.
Sonuç, tepkiler, söylemler, eylemler, anlık, günlük.
Sonra unutma, ta ki bir diğeri yaşanan kadar.


Bu haber 290 defa okunmuştur

:

:

:

: