Tarımsal verimliliği olmayan topraklar

Kalkınma nedir, bir ülkenin kalkınması için neler gereklidir?
Kalkınma nedir, bir ülkenin kalkınması için neler gereklidir?
Eğitimden başlayarak, planlanmış, programlarla sınırlandırılıp, hedeflendirilmiş, maddi kaynaklarla, desteklenmiş gelişme, ilk akla gelen tanımlama olabilir.
Eğitimi, gelişmeyi, maddi kaynağı, planlamayı, ülkenin çevre, insan kaynağı ve üretim kapasitesini azaltmadan, hepsini bir araya getirmek, kalkınmayı kendiliğinden sağlar.
Elbette hem ülkenin doğasını, çevresini, hem de kaynaklarını, kültürünü bozmadan kalkınmayı sağlamak kolay değil.
Hem büyüyecek, hem yerli üretim korunacak, hem rekabet ortamı sağlanacak, hem de devlet gelir elde edecek, gerçekten zor, hele bizim gibi plansız, programsız bir ülke ise.
Kalkınma, sadece bina, yol, köprü veya belli sektörleri büyüterek sağlanmaz.
Kalkınma, bir bütündür, ülkenin kaynakları talan edilerek, ortaya çıkan zenginleşme kalkınma değildir.
Devlet veya toplumun önemli bir kısmı gerilerken, belli kesim veya sektör temsilcileri zenginleşiyorsa, bunun adı da kalkınma olmaz.
İşte, kuzey Kıbrıs için yılların yanılması, kalkınma diyerek yaratılan, sadece yüzeysel refah.
Toprak azalıyor, ekim alanları sınırlanıyor, toprağın azalması, tarım arazlierinin sonunu getiriyor.
Ülkede orman azaldıkça, azalıyor, oysa bugün yaşananların bir sebebi de, ağaçlandırmanın, orman alanlarını, yok olması değil mi?
Betonlaşma, yapılaşma hızla artıyor, bu ülkeden, başka ülkelere ihraç edilen, ülke içi ihtiyacı karşılayan tarımsal ürünler azalıyor.
Çok övündüğümüz patates, ülke dışından getirilmek zorunda kaldı, yakında narenciye ağırlıklı olarak yine ülke dışından gelecek, hatta arpa, buğday bulamayacağımız günler olacak.
Oysa kalkınma bütünlüğü içinde, genel olarak tarımsal ağırlık, önemli bir yer almakta.
Bölgeler kontrolsüz, plansız, yapılaşıyor, toprak alanlar, yerleşim siteleri haline geliyor, tarım alanları azalıyor.
Bu önemli bir eksik ve en kötüsü kontrolsüz bir beton yayılması yaşanıyor, dikine değil, toprak alanı belli bu ülke, yatay olarak genişliyor.
Toprak yasamız yok, imar planlarımız yok, bölgesel kalkınmaya yön verecek yasalarımız, uygulamalarımız yok, herşeye günlük bakıyor, günü gelince kala kalıyoruz.
Toprak verimliliği ile ilgili bir çalışma var mı, yani tarıma elverişli toprak ile çorak ve yapısal olarak tarıma elverişli olmayan toprak ayırımı yapılıyor mu?
Bu sorudan yola çıkarak, betonlaşan, yerleşim alanı haline getirilen bölgelerde, tarıma elverişli olan veya olmayan alan diye bir öncelik var mı?
Örneğin, Girne bölgesi, en çok tartışılan ve artık çok geç, bitti denen bölgenin yapılaştığı toprak, %80 tarıma elverişli bölgedir.
Bu bölgede tarım öncelikli olmamalı denebilir, bu bölge sadece örnek, başka bölgelerde, imara açılma önceliği, tarımsal kullanım imkanı olmayan toprak mı yoksa, tarım bölgesi mi?
İşte bu ayırım, ancak planlama ile yapılabilir.
Tarıma elverişli toprağı betona gömmek yerine, çorak, kuru, verimsiz toprağı imara açmak daha kazançlı değil mi?
Çevre, doğa, toprak korunmalıdır, yatırım elbette olacaktır, fakat her ne yapılacaksa, yasalarla ve ülke, bölge şartlarına göre yapılacak.
Hedef olacak, belli bölgede, belli alanlar ön plana çıkarılacak, ona göre gelişme imkanları yönlendirilecek.
Atılacak adımlar bunlara yönelik olmalı.
Yoksa hiçbir emirname, imar planı, yasa fayda sağlamaz.


Bu haber 408 defa okunmuştur

:

:

:

: