'Eczacı olarak utanıyorum'

Beklentim şudur ki, Meclis oturumları TV'lerden yayınlanmasın.
Beklentim şudur ki, Meclis oturumları TV'lerden yayınlanmasın.
Gerçekten, çok samimi söylüyor ve bu yayınları gereksiz görüyorum.
Meclisten yapılan sosyal medya paylaşımları, zaten yeterince gündemi meşgul ediyor.
Bir de gereksiz, getirisiz, boş söz ve davranışlar, Meclisin ciddiyetini sorgulatıyor.
Meclis çatısı altında kavga mı istiyorum, elbette hayır.
Ama ülkenin sorunlarını çözecek yerde, gereksiz, laubali, ciddiyetten uzak, Meclis ve vatandaşın iradesini saygısızlık sayacak hareketlere de gerçek anlamda üzülüyorum.
Hepimiz insanız, mutlaka yoruluyoruz, sorumluklarla mücadele ediyoruz, arkadaş ve dostlarla gülüyor, eğleniyor, tartışıyoruz.
Fakat iş saati, iş yapılacağını da biliyoruz, bilmeliyiz.
Bu sorumluluktur, ciddiyettir, bunlara ters olacak adımlar, ülkenin irade mekânı Mecliste yaşanırsa, memlekette her şey imam, cemaat ilişkisine döner.
Bütçe görüşmeleri devam ederken, Meclisten yansıyanlar, siyasi erkin, memleketin gerçeklerinden çok uzak kaldığını, koptuğunu gösteriyor.
Ekonomik kriz devam ediyor, sel olayında yaşananlar henüz aydınlatılmadı, küçücük bir çocuk, çocukların olmaması gereken bir yerde, bir çocuğun yapmaması gereken bir işi yaparken canını kaybetti.
Vatandaşın gündemi bunlarken, Meclisin gündemi, ciddiyetten, sorumluluktan uzak, sırf siyaset, sırf popülizm, sırf iktidar hırsı, boş laflardan ibaret gündemlere teslim oldu.
Yazık, gerçekten çok yazık, yine altını çizeyim, Meclis oturumları, hele de canlı olarak TV'den yayınlanmasın.
En azından, görmez, duymaz, tanık olmayız.
Gerçek ülke gündemi sokakta, vatandaş, memur, işçi sadece evinin ekonomisini, cebine girenle, çıkan paranın hayatını nasıl etkilediğini konuşuyor, yaşıyor, gerçek bu.
Belli bir süreden bu yana döviz ciddi bir düşüş yaşıyor, dövizin yükseldiği dönemlerde, buna bağlı olarak yükselen piyasa fiyatları, düşüşle aynı orantıda değişmedi.
Fiyatlar hala aynı, bunun mutlaka bir sebebi olmalı.
Geçtiğimiz gün bir eczacı ile konuştum ve anlattıkları, hemen her sektörde, her alanda yaşananları özeti gibi.
'Yeşil reçete ile satılan bir ağrı kesici ilaç var. Yabancı öğrenciler, sürekli geliyor, istiyor. Paket, paket alıyorlar, peynir, ekmek gibi satıyor. Gerçek fiyatı 70 TL, 120 TL'ye satanlar var. Ben satmam, ama satan eczaneler var. Bazı doktorlar, bunlara reçete yazıyor.
Şişe, şişe ispirto rakısı alıyorlar. İçki niyetini içiyorlar, kafa buluyorlar. Denetleyen yok, döviz yükseldi. Fiyatlar değişti. Şimdi döviz düştü, % 25 fark etti, fiyatlar hala fahiş. Ben eczacı olarak utanıyorum. Bir vitaminin İngiltere de raf fiyatı, 2.83 pound. Bu vitamin bu ülkeye en fazla 5 pounda gelir. TL olarak 35 TL. Biz 73 TL satıyoruz. İnsanlar ilaç alamıyor. Kimse denetlemiyor.'
Sağlık Bakanlığının, Ekonomi Bakanlığının çok ciddi yetkileri mevcut.
Şahsi ev hariç, her yere girme yetkisi var.
Fiyat, kalite, denetim memurunun her türlü denetim yapma, her yere girme, denetleme, maliyet çıkarma, fiyat belirleme yetkisi var.
Kullanılıyor mu? Çok ciddi cezalar verilebilir, veriliyor mu, denetlenebilir, denetlenmelidir, denetleniyor mu?
Bu mu serbest piyasa, herkes istediği fiyatı belirleyebilir mi, kimse hesap soramaz mı?
Yazık değil mi bu vatandaşa, insana, memlekete?
Hele bunları bu ülkeye, kendi insanına layık görenler, fırsatı, fırsatçılığa çevirenler, bu ülkeye, bu ülke insanına bunu nasıl reva görüyor, anlamak zor.
İçimden 'bunlardan dolayı hayır etmiyor, bu memleket' demek geçti.
Bunlar yaşanıyor bu ülkede, zor zamanda, birlik, beraberlik yoksa herkes sadece ne kazanacağını düşünüyorsa, devreye yasal otorite girmeli, bunların düzeltileceği yer de devlet kurumları olmalı.
Ve yüce Meclis, halkın, vatandaşın, işçinin, memurun, köylünün, hayvancının, çiftçinin, beni temsil edin, benim hakkımı koruyun diye vekillik verdiği, vekili tayin ettiği milletvekilleri, bu iş meslek değildir, bu vatandaşın geçici olarak verdiği bir görevdir.
Yapılacak olanlar bellidir ve 'balık baştan kokar' boşuna söylenmemiştir.


Bu haber 417 defa okunmuştur

:

:

:

: