'İstanbul Seni çok Seviyorum

İstanbul yolculuklarımda nedenini bilmediğim bir hüzün çöker içime. Sayısız gelişlerim olmasına rağmen o içimdeki hüznün nedenini çözemedim. Hani bazen insanın içinden hiçbirşey yapmak gelmiyor ya işte öyle bir gündeyim.

İstanbul yolculuklarımda nedenini bilmediğim bir hüzün çöker içime. Sayısız gelişlerim olmasına rağmen o içimdeki hüznün nedenini çözemedim. Hani bazen insanın içinden hiçbirşey yapmak gelmiyor ya işte öyle bir gündeyim.

'Ahmet Haşim'
Bir şiirinde şöyle diyor...
MERDİVEN
Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...

Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...
'Ahmet Haşim'

20 Aralık. İstanbul. Bir ödül
töreni daha. sayısız ödüllerin arasında bu aldığım ödül canımdan çok sevdiğim Kıbrıs insanıma gelsin. Temiz bir çevre, betonlaşmayı önleyen, yemyeşil, eskiyi aratmayan bir Ada, insanı kucaklayan süper bir idare, bir sistem,
Çok sevdiğim Şiirlerin arasından istanbul u anlatan bir şiir daha paylaşmak istedim sizinle.
Nasılda anlatıyor İstanbul un eski günlerini...

Bir Gün Sabah Sabah

Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten.
Vapur düdükleri ötmededir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam…

Yolculuğum uzun sürmüş oldukça
Gece demir köprülerden geçmiştir tren.
Dağ başında beş on haneli köyler,
Telgraf direkleri yollar boyunca
Koşuşup durmuş bizle beraber.

Şarkılar söylemişim pencereden,
Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
Biletim üçüncü mevki,
Fakirlik hali.
Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
Sana Sapanca’dan bir sepet elma almışım..

Ver elini Haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafiften soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu…

Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-Kim o ? dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıktır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç’ten.
Fabrika düdükleri ötmededir.
/Turgut Uyar '
Sizi Seviyorum'

 

 

Bu haber 5287 defa okunmuştur

:

:

:

: