Biz sevelim onları...

Hayat ne tuhaf... Ne ilginç... Ne şaşırtıcı...
Hayat ne tuhaf...
Ne ilginç...
Ne şaşırtıcı...

İnsan ne çok insan tanıyor...
Ne çok insanı seviyor...
Sonra da yavaşça unutuyor...

Sanki hayatımızın her döneminde SEVELİM diye biri ya da birileri çıkıyor karşımıza...

Öyleyse HEP birileri çıksın ve BİZ sevelim onları; hem de ÇOK SEVELİM...

Çünkü sevdikçe ve sevildikçe
DÜNYA GÜZELLEŞİYOR
inadına...
Daha bir ANLAM KAZANIYOR...


SUS PUS

az
sonra
az sonra...

gelsen
kapımı çalsan
açmasam...

kapı arkasında
sus pus dursam...

Ayşe TURAL


RUH YAPIMIZ ve ALGILAMA

İnsan, varoluşunu sık sık sorgulamalı bence. Bugün varsam, bunu benden önce evrende yaşamış insanlara borçluyum.

Sadece yaratılanlar değil, duygu ve düşünceler de zaman denilen çarkın dişlilerinde öğütülmüş oluyor. Değişiyor,
gelişiyor,
yenileniyor...

Gelecek zamanların neler sakladığını, yeni insanın hangi özelliklerinin ön planda olacağını düşünmeden edemiyorum.

Bence gelecek yüzyıllarda insanın sezgileri çok önemli olacak...

Beynini daha mükemmel kullanıp konuşmadan iletişim kurabilecek düzeye gelecek. En azından bazı kişilerle...

Evrenin bir köşesinden diğerine mesajlar iletebilen, bunun yolunu bulan insan, en mükemmel aygıttan daha mükemmel bir yapıya sahip kendi beynini neden tıpkı bir aygıt gibi kullanmasın. Elinde var olan en donanımlı araç o...

Bir de algılamanın ruhu... Yüksek algılamanın bir ruh işi olduğunu düşünüyorum.
Sevgi dolu bir ruh hem de...
Sevgi dolu...

Sevgi sonsuz, sınırsız bir güç... Doğru kullandığınız zaman, size ne isterseniz getiriyor.

Onun sayesinde güçlükler aşılıyor, bedenler ve ruhlar iyileşiyor.

İnsanın enerjisi sevgide açığa çıkıyor. Tıpkı bir volkan patlaması gibi...

Öyle ki bu enerji, sizin başkalarını etkilemenizi sağlıyor.

Yaşamınızda sevgi konulu olayları hatırlayın...

Çevrenizde sizden daha coşkulu, daha sevecen insanlar yok mu?

Bakışları, gülümseyişleri bir başka...
Onları inceleyin.

Rol mü yapıyorlar?
Sanmıyorum...

Yüzleri içten gelen bir ışıkla aydınlanmış gibi durmuyor mu sizce de?

Bakışları aklınızdan geçenleri, içinizi okur gibi olmuyor mu?

AKŞAM

Esmer akşamda
Yoğurtçular geçer...
Güneş
Çamların ardında
'Ha kayboldum'
'Ha kayboluyorum' edasında...

Zaman kıyıya iner
Etekleri ıslanır...
Bir martı kanadı
Son şarkısında faslın...

Dünya bir başka döner
Başım bir başka....
Ayşe Tural/ Çanakkale

GÜÇLÜ OLMAK

Yakınmayı sevmiyorum ben... Mızmızlanmayı da...
Kendime yakıştıramıyorum çünkü...

İnsan ONURLU davranmalı her zaman, her koşulda...

Zayıflığınızı ilan ettikçe zayıf olursunuz çünkü...

İnanın çoğu insan sizi çaresiz görmeye bayılır...

Unutmayın kendinizi GÜÇLÜ hissettikçe daha güçlü olursunuz...

SORGULAMA

saçlarıma darıldı da rüzgarlar
kayıp aşkların peşine düştü...

bir gün
yüreğimin ayak sesi de
kesilirse
bil ki suçlusu sensin...

son sayfasında yalnızlığımın
kadınlığımı sorgulamaktan
vazgeçeceğim...

Ayşe TURAL

ÇARŞAMBALAR BENİ KORKUTUYOR...

Hava iyice karardı. Yağmur iri iri atıştırıyor. Beşparmaklar kara bulutlarla kaplı...

Boğaz’dan geçerek Lefkoşa’ya doğru yol alıyorum. Çiklos’ta derin bir dere yatağı kazılmış...

Dün için verilen uyarıda yine bir sel ihtimalinden söz ediliyordu.

Keşke diyorum, felaketler olmadan önlem alınsaydı da dört can gitmeseydi.

Hatırlar mısınız, saat düzenlemesinde de yine Dağyolunda canlar gidince uyandık...

Gerçi hala orası ile ilgili bir şey yapılmış değil...

ŞİİR/ ATIM

bu gece
gün ağarırken
şiir/atıma bineceğim...
Kafdağının ardında beni bekleyen
düşlerime koşacağım
hem de dört nala...

mavi elbisem
uçuşacak mutluluk rüzgarında...
anne
bez bebeğimle kokulu kalemlerimi de ver
belki şiirler yazarım orada...

Ayşe Tural

NEDEN BEN?

Bu soruyu kendinize sormaya başlamışsanız, isyan bayrağını çekmişsinizdir...

Dara düştüğümüzde, başımıza bir şey geldiğinde... Hele de üst üste gelen aksiliklerde ağzımızdan dökülüveren sorudur bu...

Neden ben? Bilmiyorum... Hiçbir fikrim de yok inanın... Sorunuzun cevabını sadece SİZ verebilirsiniz de ondan...

Bazı durumlarda şundan... Şundan dolayı... Diye sebepler bulabilirsiniz de... Kimilerine bir cevap yoktur...

Olmuştur... Eskilerden gelen bir söz vardır: OLAN ile ÖLENe çare bulunmaz...

Peki ne yapalım yani, yatıp ölelim mi?

Elbette değil...

Her ne ise onu masaya bir yatırın bakalım. Tıpkı bir uzman gibi inceleyin...

Neler yapılabilir?
Ne kadar az hasarla yakayı sıyırabilirim?
Tekrarlanmaması için hangi önlemleri alabilirim?

Cevap yok mu? Nasıl yani?

O zaman sakin olup soru sormaktan vazgeçin...

O, her ne ise onunla yaşamayı öğrenin...

Yardımcı olamadım üzgünüm... Belki de siz işi biraz abartmış olabilir misiniz? Daha sabırlı olmayı deneyebilirsiniz mesela... Durmadan yakınan tiplerden biri olabilirsiniz... Bakının bakalım...Çevrenizde benzer sorunlarla başedenler mutlaka vardır...

Belki de kendinize özel zamanlar yaratarak yaşamı katlanılır hale getirebilirsiniz...

Yarın yeni bir GÜN doğacak unutmayınız...

PAMUK ŞEKERİ

yorgun rüzgar yavaşça gelip
kapı önünde dinleniyor...

bir çocuk çıkıyor
hoplaya zıplaya
kapı eşiğinden sokağa
bembeyaz kurdelesi başında...

birden
çocuk rüzgar oluyor
rüzgar da çocuk...
çocuğun elinde PAMUK ŞEKERİ...

Ayşe Tural

UMUTLA YAŞAMAK...

Umut, yaşama sebebimizdir.
O varsa güne başlamak keyiflidir...
O varsa, yarının plan ve programları yapılır.

Yarın ve yarınlara ait her düşünce UMUDUN eseridir...

Emile Zola ' Umut gidince , yaşama zevki de gider.' demiş.

Umut, neden, nereye gider?
Yaşama bu kadar ince tellerle mi bağlıyız?
Elbette HAYIR...

Kendi dünyamızda başkalarına yer açtıkça, sahip olduğumuz değerlerin farkına vardıkça, hayata gülümsedikçe UMUT hep yüreğimizde yeşerecektir.

Haydi bakalım!
Önce gülümsüyoruz...
Sonra birisine ' Nasılsınız?' deyip onu yürekten dinliyoruz.

Bizde var olan umuttan ona da verip yüreklendiriyoruz...

İKİLİ YALNIZLIK

sade suya
iki ölçü YALNIZLIK katsam
katsam da
avuçlarımda sunsam
panzehir olur mu
yaralarına...

Ayşe TURAL

KÜÇÜK ŞEYLER...

İnsanlar zamanlı zamansız ayrılıverir aramızdan... Düşünemeyiz... Düşünemeyiz de bitmeyen kırgınlıklarımız, dargınlıklarımız ve kaprislerimizle uzaklaşmışızdır.

Ardından kayıplar gelir... İstediğiniz kadar hayıflanabilirsiniz. Elinizden bir şey gelmez...

Sahi niçin küstüğünüzü bile hatırlamazsınız oysa... İçinizde acısı kalır... Değdi mi yani... Küçük şeylerdir hani... Küçük şeyler....

Yaşam güzellikleri ıskalamaya gelmez. Güzellikler de hep ayrıntılarda gizlidir... Yani küçük şeyler... Aslında bizi en mutlu edenler de küçük şeylerdir.... Küçük şeyler...

ÖTEKİ YÜREK

ayaza keser yürek
yangınını bilmeyen
öteki yüreğe baktıkça...

nehirler nasıl da çağlar
denize yaklaşınca...

buluttan ayrılan su damlası
yorulmaz toprağa kavuşurken...

dur!
iyice bir bakayım gözlerine
beni aklından çıkarmayasın...

Ayşe TURAL


NE ZAMAN ÖZGÜRLEŞİRİZ?

' Kendinizi tanımaya başladıkça özgürleşirsiniz.' der Jean Paul Sartre.

Sorgulamaya başladıkça, niçin, neden, kimin için, hangi amaçla... dedikçe içinden çıkamayacağınız hissine kapılırsınız, hatta paniklersiniz...

Aslında tam da o noktada kafanızdaki ve ruhunuzdaki yumaklar çözülmeye başlar.

Sabır gösterirseniz, yaşamın aldanışlarını yakalar, kendi aynanızda kendinizi MAKYAJSIZ- MASKESİZ görme cesaretini bulurunuz....

Elbette gerçeklerle yüzleşme, her kişinin değil ER KİŞİnin harcıdır... Kocaman yürek ister...

2019 YILI HEPİMİZE SAĞLIK, MUTLULUK ve HUZUR getirsin...

Bu haber 275 defa okunmuştur

:

:

:

: