Yüzde 22 bile vermeden, yüzde 30 almak

Zamanı sınırlamak, mümkün değil.
Zamanı sınırlamak, mümkün değil.
Fakat yaşamı takvimlendirmek, istatisklendirmek, kayıtlandırmak ve geçmişe notlar düşmek için, zamanı ayırıyoruz.
Yıllar, aylar, haftalar, günler, saatlerle devam eden bir sınırlama, bölme, mevsimler, iklimler, hayatı şartlandıran, şekillendiren, unsurlar.
2018 yılı geçmişe döndü, mazi oldu, bugün yine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Ve yeni yıl, yeni gün, yaşamın, hayatın, ülkenin, coğrafyanın getirdiklerini değiştirmeyecek.
Ama nedir, biraz ara verdik, morallenmeye, ertelemeye, umutlanmaya, geleceğe dair beklentiler biriktirmeye.
2018 yılına, erken genel seçimle girdik.
UBP seçimin galibi oldu, bu galibiyet tek başına iktidar olmaya yetmedi.
KKTC tarihinde bir ilk yaşandı, dörtlü koalisyon dönemi başladı.
Zaman, tarihleme, geçmişin muhasebesi için önemlidir.
Geçmişte eleştirilenler, bugün için yapılmaması gerekenlerdir.
2018 yılını genel olarak, döviz krizi, sel olayı ve ülke için sembol olmuş insanları ardı, ardına kaybetmekle hatırlanacak.
Her yeni takvim yılının, ilk günlerinin en büyük tartışmalarındandır.
Yıl döner dönmez, kamusal hizmetlerde iğneden, ipliğe zam yapılır.
İktidar zammı yapar, açıklamasını da, 'bu yasal bir mekanizmaya, otomatik uygulamaya bağlanmıştır' diye savunur.
Çünkü önemli olan vatandaş değil, devletin gelir elde etmesidir.
Devlet gelir elde edecek, maaş ödeyecek, gerisi tufandır.
Bir önceki yıl, yine yıl dönmüş, yine zamlar yapılmış, Maliye Bakanı yine Serdar Denktaş, yine zamları savunmuş.
Yine o günün muhalefeti, iktidarı eleştirmiş, dönemin, ana muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Tufan Erhürman;
'Elde hesap makinesi sürekli zam yapmak 'ülke yönetiyormuş' gibi davranmaktan başka bir şey değildir. Buna rağmen elde çeşitli başka araçlar vardır. Uzmanlardan oluşan bir ekibin acilen döviz kurunun topluma etkilerini vergilerde indirimler yaparak, dövizi sabitleyerek hafifletme yoluna gitmesi gerekmektedir.
Yapılabilecek en kötü şey, bir muhasebeci gibi döviz kurundaki değişimi hesaplayarak bunu topluma zam olarak yansıtmakla yetinmek veya 'nasılsa elimizden bir şey gelmez' zihniyetiyle, hiçbir şey yapmadan bir seyirci gibi izlemektir.'
Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay;
'Hükümetin açıklamalarının aksine alınabilecek birçok önlem vardır. Hali hazırda yürürlükte olan bazı yasaların çalıştırılmasından, 'Ekonomik Krizle Mücadele Komitesi' adı altında bir dizi ivedi tedbir alınabilir. Biz HP olarak bu tedbirleri birçok defa açıkladık ancak hükümetin herhangi bir adım atmaya niyeti yoktur. Bizce yapabilecekleri en iyi şey istifa etmektir.'
Devletin gelire ihtiyacı mutlaka ki vardır.
Mesele işin kolayına kaçmak, adaletli vergi toplamadan, tüm yükü vatandaşın cebine yüklemek.
Bu zamlar yasa haline getirilmişse, değiştirilemez diye bir şey yoktur.
Kamu çalışanlarına verilecek hayat pahalılığı bu zamlarla finanse edilecek.
Kaldı ki Maliye Bakanı Denktaş, 'Hayat pahalılığı oranı yüzde 32 civarında gerçekleşmiştir. Buna bağlı olarak, 1 Ocak 2019'dan itibaren devlet harçları da, yüzde 28-30 oranında artırılarak yeniden düzenlenmiştir' diyor.
Hayat pahalılığı, kamu çalışanına yüzde 22 verilecek, devlet ise halktan yüzde 30 alacak.
Peki, asgari ücretli, özel sektör çalışanı ve dar gelirli vatandaşın hali nasıl olacak?
Devletin giderlerinde, siyasi partilerin devlet katkılarında artış olacak.
Bu tamamen haksızlık, kriz sadece vatandaşa mal ediliyor.
Ama önemli olan devletin gelir etmesi değil mi, üstelik her iktidarın önceliği bu.
Görüldüğü üzere, yıllar geçse de, takvimler değişse de, coğrafyamızın kaderinde değişen pek bir şey yok.
Yine de her değişim umudu, beklentileri olumlu olarak besliyor, birkaç gün olsa da, biraz unutuyoruz…

Bu haber 427 defa okunmuştur

:

:

:

: