Sizin yıldızlarınız…

Gece ne zaman gökyüzüne baksam, kendimi sonsuzlukta kaybolmuş gibi hissederim… Bu kayboluş, yok oluş anlamında değildir. Aksine VAROLUŞUN güzelliği, tanımlanamaz hoşluğudur…
Gece ne zaman gökyüzüne baksam, kendimi sonsuzlukta kaybolmuş gibi hissederim… Bu kayboluş, yok oluş anlamında değildir. Aksine VAROLUŞUN güzelliği, tanımlanamaz hoşluğudur…

Yıldızlar göz kırparken yaşamı düşünürüm. Onlar yaşamdaki yıldızları düşürür aklıma… Gerçekten gökyüzünde her birimizin yıldızı var mı? Elbette var… Onlar bize YAŞAMA UMUDU veren, GÜZELLİKLER armağan eden minik ışıklar…

İnsanlar, çevrelerinde olan bitenin farkında olmalı… Başkalarıyla ilgilenmeli mesela… Her şeye basit gözle bakan insanlarla yaşamak, kimilerimize güç gelir. Oysa benim bir MASALIM var… Biliyorum sizin de var…

Masalımın içinde sizden gelen yıldızları, ışıkları yakalamam gerek. Onlar beni aydınlatıyor… Bu IŞIK SEVGİDİR… Bu IŞIK İLGİDİR… Bu IŞIK BÖLÜŞME, PAYLAŞMA, BİRBİRİNİ ANLAMAKTIR…

Birlikte bakmayı, görmeyi öğrendiğimiz gün, yıldızlarımız çoğalacak… İşte o zaman, gecelerimizin aydınlık günlerden farkı kalmayacak…

FİDAN

Bir avuçtu toprak
Küçücüktü tohum
Öylesine cılızdı gün ışığı
Biraz yağmur damlası
Yetiverdi...

Başını uzattı fidan
Bu dünyaya inat
Onun da hakkıydı yaşamak...
Koparmalıydı
Çeke çeke almalıydı hakkını...

Alımlı
Bir ağaç oldu sonunda
Başkaldırdı göklere
'Ben ' dedi
'Ben de varım,
Yaşam kavgasında...'

Ayşe TURAL

YENİ SAYFALAR AÇMALI İNSAN...

Yeni bir yıla girdik artık. Yaşamı nasıl ANLAMLANDIRABİLİRİM'i düşünüyorum...
Mesela YENİ SAYFALAR açabilmeli insan....
Geride kalan hataları bir bir gözden geçirip YENİ HATALAR yapmamalı...
İncir çekirdeğini bile dolduramamış ANLAŞMAZLIKLARA son vermeli mesela...
Küçük İNATLAŞMALARI bir kenara bırakabilmeli...
Sevmeyi, daha çok ve KOŞULSUZ sevmeyi...
AFFETMEYİ becerebilmeli gönül zenginliğiyle...
YARDIM ETMELİ, el uzatmalı ötekine...
Berikini daha iyi anlamalı mesela...
SEVGİLER YÜREĞİNİZDEN HİÇ EKSİLMESİN...
İYİLİKLERLE,
GÜZELLİKLERLE KALIN...
SEVGİNİN IŞIĞI YÜREĞİNİZİ HEP AYDINLATSIN....

İNSAN
insan
kendine baktıkça
küçülüyor sanki yavaş yavaş...

insan
kendine dokundukça
yaşlanıyor sanki ağır ağır...

insan
yüreğinin sesini dinledikçe
büyüyor sanki kocaman kocaman...

Ayşe TURAL

GÜNÜMÜZ AŞKLARI

Ben izninizle günümüz aşklarına değinmek istiyorum.

AŞKIM sözcüğünün bu kadar bol kullanıldığı bir zaman dilimi galiba hiiiç olmadı. Hem de en olduk olmadık yerlerde…

Bu güzelim sözcük enflasyona mı, erozyona mı uğradı bilmem… Siz karar verin artık…

Basitleşti, sıradanlaştı demek daha doğru galiba…

ALIŞ VERİŞ
aşklar
tıpkı bir alış veriş
uzay çağında…

ölesiye bir tükeniş
parçalarcasına
bir tüketiş…

şehvet
dişlerini geçirmiş hırsla tenlere
şeytana pabucunu ters giydirme
yarışında…

almış başını gidiyor cinsellik
sevdalar yer bulamamış
bir oturumluk…

bakışlar bulanık
yüzler maskeli
destansı aşklarsa MASAL…

Ayşe TURAL

SEVİŞME

yastıkta saçların
harman misali
düşler
kuştüyü yataklarında...

zaman
suya düştü...

aynaya yansıdı gövden
buğusu
gökkuşakları
boyadı gökyüzünü...

umudun gülleri açtı
yanaklarında...

kırlangıç uykusu düştü
tenine...
Ayşe Tural

KAYBOLMALI İNSAN... KENDİ
TENHALIĞINA ÇEKİLMELİ...

Bir yazısında böyle diyor, Ahmet Altan. Ben de aynen onun dediği gibi yapıyorum...

Önümde sakin, masmavi deniz... Denizin üstünde şöyle uzanılıvermiş tertemiz, serin çarşafların kırışıklığı... Tam bir sessizlik... Huzur mu demeli yoksa... Uzaklarda bir yerlerde ' guguk kuşu' ötüyor. İnceden inceye şırıldayan bir de su sesi kulaklarımda...

İşte tam da kendi tenhalığımda kaybolmak üzereyim... Evlerin çatıları yamalı bohça; gönlüm gibi parça parça...

İnsan beyni, belleği çok hızlı çalışıyor. Tıpkı denizin üstünde kayan çakıl taşları gibi... Sekerek hangi anılara dokunmuyor ki! En çok da unuttum sandıklarına... ' Sahi, böyle bir şey yaşamış mıydım?' a kadar ... Yaşamın kendisi tam bir GEL- GİT...

Pat! pat! larla bir balıkçı motoru yanaşıyor sahile... Dalgınlığımdan sıyrılıyorum ve HAYAT NE GÜZEL diye mırıldanıyorum....

SEVGİLER ÖZEN İSTER

Sen
Sırça sarayını unutma gönlün
Koru. gözet her zaman
Sevginin kanatları
Çok naziktir dikkat et
Sevgiler özen ister...

Özgür bırak çırpınsın
Ormanında aşkın
Kuytu serinliğinde
Bir demet de ışık ver
Yakma güneşler gibi
Kurutma dalında gülü
Sevgiler özen ister...

Her zaman ince, nazik
İlk günkü gibi sevecen ol
Bir gün ulu bir çınar
Görmekse idealin
Öyleyse aşk fidanını
Üstüne titreyerek
Sevginle, saygınla yeşert...
Sevgiler özen ister
Asla unutma bunu....

Ayşe TURAL

BİZ KADINLAR…

Kadınların olmadığı bir dünya renksiz ve tatsız olurdu değil mi?

Biz kadınlar güzel olan her şeyden çok hoşlanırız. İnceliklerden, duygulardan ve başarılardan…

Bir demet kır çiçeği ya da bir gülle, kolayca gönlümüz alınır; dünyalar bizim olur.

Erkekler bizi anlamadıklarını iddia etseler de aslında kolay olduğumuzu savunuruz. Bizi anlamak için biraz gayret yeter, diye düşünürüz de yine de “ Kadınlar Venüs’ten, erkekler de Mars’tan” dır deriz… Ne de olsa farklı kutuplardanız, bunu kabul etmek gerek.

Aslında bu farklılıklar kadınla erkeği birbirine çeker…
Kadınlar, birbirini kıskanır derler ama bence hepsi değil…

Kendine güveni olan kadınlar, kıskançlık yerine hemcinsleri ile gurur duyar, diye düşünüyorum.

Nerede başarılı bir kadın görsem onunla tüm kadınlar adına övünürüm.

Sadece güzelliği ve şıklığı ile dikkat çekmek yerine; aklı, bilgisi ve başarılarıyla ön plana çıkan kadınlara hayranım.
Kadın olmak bize çok sorumluluk yüklese de ben kendi adıma KADIN olmaktan gurur duyuyorum.

Bilinçli, kendine güvenli, hayatın içinde duruşuyla saygı uyandıran başarılı kadınlar…
Unutmayalım ki:
O KADIN Kİ :
Kızımızdır…
Kardeşimizdir…
Eşimizdir
Arkadaşımızdır
Annemizdir…
Biz kadınlar hayatın anlamıyız aslında… Beyler, kabul ediniz ki, biz olmasaydık hayatınız çok anlamsız olurdu…
Saygı ve sevgileriniz bizimle olsun efendim…

ZAMAN

büksem kulağını
kapatsam ağzını
kurtulsam tik tak larından
zaman da durur mu dersin?

tek ses yok senden gayrı
dinle istersen...
hain geceyi
bekçi düdükleri bile paylaşmıyor...

nerede şafak
nerede çocuklar
yoksa hepsini
oyuncak dolabına mı kilitledi
ZAMAN...

ben
güneşimi isterim...
çocuklarımı...
insanlarımı...
ha!
unutmayın sakın!
bir de UMUTLARIMI...

(Ayşe Tural, Bu Dünya Sizin)

YAŞAMIN ÖĞRETİSİ

Yaşamda karşılaştığımız her olay bizden bir yanıt bekliyor. Yanıtın ne olacağına ise biz karar veriyoruz. İşte verdiğimiz her yanıt bizi başka bir yöne sürüklüyor. Dolayısıyla da hayatımız değişiyor. Bu nedenle de doğru kararlar almak için çaba gösteriyoruz.

En doğru akıl kendi aklımız da olsa, daha isabetli kararlar vereceğine inandığımız kişilere danışmak da yerinde olur. Çünkü biz, bulunduğumuz noktadan bazı yönleri görememiş olabiliriz.

Bu nedenle atalarımız: “ DANIŞAN DAĞLAR AŞMIŞ; DANIŞMAYAN DÜZ YOLDA ŞAŞMIŞ…” demişler…

Siz siz olun, zaman zaman aldığınız kararları bir de başkalarına onaylatın…

BAŞARI, AYRINTILARDA GİZLİDİR…

Fidan

Bir avuçtu toprak
Küçücüktü tohum
Öylesine cılızdı gün ışığı
Biraz yağmur damlası
Yetiverdi...
Başını uzattı fidan
Bu dünyaya inat
Onun da hakkıydı yaşamak...
Koparmalıydı
Çeke çeke almalıydı hakkını...

Alımlı
Bir ağaç oldu sonunda
Başkaldırdı göklere
'Ben ' dedi
'Ben de varım,
Yaşam kavgasında...' sürüyorum.

Ayşe TURAL

BU GİDİŞE KİM DUR DİYECEK

Nöbetçi eczaneye gidiyorum. Girne merkezde. Belediye meydanına yaklaşıyorum. Solda park edip ilacımı alabilirim. Kocaman otobüsü geçiyorum. Yirmi otuz kişilik bir öğrenci grubu kaldırımda bekleşiyor...

Ne var acaba dememe kalmadan iki adım ötemde dört gencin yumruk, tekme, tokat birbirlerine girişerek yerlerde yuvarlandığını görüyorum. Arabanın altına girmeleri işten değil...

Kornaya basıyorum hiç elimi kaldırmadan... Kimse ayırmaya kalkmıyor.. Sadece bakıyorlar... Birileri polisi aramıştır, neredeyse görünür diye aklımdan geçiriyorum.

Böyle durumlarda, karışmamak en doğrusu elbette...
Varsın yesinler birbirini...

Horozlar gibi dövüşecekler sokak ortasında hem de hiç utanmadan...

Adam gibi konuşup tartışmayı beceremeyecekler.

Ayırmaya kalkan olursa belki de silah ya da bıçak çekecekler...
Belli mi olur!

Memleket ne hale geldi. Yürekler acısı... Eskiden on beş yirmi yıl önce üniversite içinde gruplar çatıştı, diye duyardık, çok ender...

Artık her şey sokağa döküldü...
Kırk yıldır yaşadığım ülkemi de insanlarımı da tanımaz oldum.

Sokakta dolaşanların hiçbiri benim insanım değil çünkü...
Maşallah toplama kampı gibiyiz. “ Sorma gir hanı “ nasıl olsa...

Saygısızlık diz boyu...
Günlük konuşmaların içinde bile küfürün bini bir para...

Ağzının suyunu akıta akıta mini etekli kızların peşinden giden, bıyık buran erkek müsveddeleri...

Vah!
Benim kadersiz memleketim...
Bu aşağılanmayı hiç hak etmiyorsun...

Bu gidişe kim DUR diyecek?

Ayşe TURAL

YAŞAMIN RENGİ

yaşamın rengi:
bir bakıştır
bir gülüştür
içten bir MERHABAdır...

yaşamın rengi:
bir şiirdir
bir duyuştur
sıcacık bir DOKUNUŞtur...

yaşamın rengi:
bir avuç hüzündür
iki damla gözyaşıdır
belki de bir ELVEDAdır...

Ayşe TURAL

BEKLEMELER BİTER BİR GÜN...

Beklersiniz... Beklersiniz... Oysa beklemeseniz de ilk adımı siz atsanız ne olur... Gurur ya da inat denilen şey var ya... Hep hayatımızı mahveden o...

Sonunda beklemeler de biter bir gün, küsmeler başlar... Anlaşılmamaktan doğan küsmeler... Sırtımızı döneriz başkalarına, yalnızlığımıza gömülmek adına... Doğru değildir elbette... Doğru olamaz...

Haydi ŞİMDİ tüm hırçınlıklarınızı bir kenara bırakıp, önce yakınınızdaki kişiden başlayın işe... Elinizi uzatın dostça, yüreğinizi açın sımsıcacık... Ne kadar kocaman açarsanız kollarınızı, bilin ki size sarılacak o kadar kişi bulursunuz...

Yaşamı paylaşın, sevgiyle dinleyin, çözümler üretmeye çalışın... Başkalarını düşündükçe, onları mutlu ettikçe kendinizin gitgide daha mutlu olduğunuzu hissedeceksiniz...

HAYDİ, HAYATI PAYLAŞIN...
UNUTMAYIN PAYLAŞTIKÇA ÇOĞALACAKSINIZ...

AKDENİZ

Bir çigan müziği
Ruhumu alıp götürüyor
Uzak diyarlara...
Tuz kokulu kıyılar
Akdenizin mor salkımlı
Nar çiçekli sokakları...
Bayırlardan incecik buğulu bulutlar
Hep denize iner akşamları...

Bir kızın yasemin kokar saçları
Etekleri açılır hafiften
Yakasından içeri dalar
Çapkın rüzgarın eli...

Çatanalar, tekneler
Mavi, beyaz, kırmızı yelkenli
Yanık tenli kaptan
Ufukları gözler
Siperinde ellerinin
Çatlamış, yosun kokulu...
Özgürlüğe koşar yüreği
Alır alır da başını
Gider uzaklara
Martı kanadında sevileri....

Ayşe TURAL

GÜNLER NEDEN BU KADAR ÇABUK GEÇİYORMUŞ?

Bu konuda sizler nasılsınız bilmem ama ben, farklı bir tv izleyicisiyim. İş ola televizyonu açmam, bağımlı değilim yani...

Bahçemle uğraşıp eve girdiğimde, yorgunluğumu atmak için ayaklarımı uzatırım. İşte o zaman tv açılır. Kanalları gezerken her konuşmacının birkaç cümlesini yakalarım. İlgimi çekerse de dinlemeye devam ederim.

Kıbrıs kanallarının birindeyim. Bir çocuk doktoru konuşuyor:

' Bebekler beş dakika bile yanlarından ayrılsanız hemen ağlamaya başlar. Siz de: ' Ne oldu daha beş dakika olmadı, niye ağlıyor?' dersiniz.

Oysa minik bir bebeğin yaşadığı süreye göre (diyelim ki 3 aylık) 5 dakika uzun bir zamandır...

Yaşları ilerlemiş insanların da gençlere oranla ZAMAN KOŞUYOR, deyişleri boşuna değil. Çünkü yaşadıkları yıllar çoğaldıkça zamanın geçişi hızlanmış olur...'

diye anlatıyordu... Ağzım açık kaldı... Nedenini o kadar güzel açıkladı ki!

Bunu şimdi öğrenmiş olmak, bir şeylere geç kalmışım telaşı yarattı. Yine de sevgili doktora bana ZAMAN kavramıyla ilgili bu kadar güzel bir şey öğrettiği için sonsuz teşekkürler...

Öğrenmenin ne yaşı, ne de zamanı var... Sadece dikkatle dinlemek yetiyor bazen...

HAYAT

Şu hayat var ya şu hayat
İnadına kamaştırır dişlerimi
Tadına bakmadan edemem...

Bir bardak su gibi
Serinletir içimi...

Saksıda karanfil
Coşkusunda baharın
Gözlerim pırıltısında
Zamanın...

Sırtımı dönemem sevdalara
Yüreğimde sevgiler
Doğurgan kadınlar gibi...

Ayşe TURAL

MUTLU HAFTA SONLARI DİLİYORUM EFENDİM...

Bu haber 267 defa okunmuştur

:

:

:

: