Rumlar adım atmazsa bu zenginlik kimseye yar olmaz

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun son Kıbrıs ziyaretinde verdiği “Federasyon dışında başka seçenekler de olabilir” mesajının Rum-Yunan ikilisini köşeye sıkıştırdığını, paniğe kapılan Atina’nın Çipras’ın Ankara ziyaretinde bu konuyu gündeme getireceğini yazmıştık.
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun son Kıbrıs ziyaretinde verdiği “Federasyon dışında başka seçenekler de olabilir” mesajının Rum-Yunan ikilisini köşeye sıkıştırdığını, paniğe kapılan Atina’nın Çipras’ın Ankara ziyaretinde bu konuyu gündeme getireceğini yazmıştık.
Gerçekten de öyle oldu. Türkiye Başkanı Erdoğan dün Ankara’da Yunanistan Başbakanı Çipras’la yaptığı görüşmede Kıbrıs meselesiyle ilgili önemli mesajlar verdi.
Bir kere öyle Cumhurbaşkanı Akıncı’nın da belirtiği gibi “Laf ola beri gele müzakere döneminin” kapandığı artık net olarak bellidir.
Erdoğan bu konuda “Taraflar yeni bir müzakere sürecine başlamadan neyin nasıl müzakere edileceği, önceden net olmalıdır” diyerek çizgiyi çekmiştir.
Hem Türkiye için hem de Kıbrıs Türkü için siyasi eşitliğin temel parametre olduğu artık dünyaya ilan edilmiştir.
“Hangi çözüm modeli olursa olsun taraflar yeni bir müzakere sürecine başlamadan ortak bir vizyon, yol haritası belirlemelidir” diyen Erdoğan’ın tutumu, aslında Ankara’nın yeni rotasını da belirliyor.
Çavuşoğlu’nun da Kıbrıs ziyaretinde ipuçlarını verdiği yeni dönemde artık Kıbrıs meselesinin eski statükocu anlayışla devam ettirilmesine izin verilmeyecek.
Tüm bunlar olurken UBP Genel Başkanı Ersin Tatar’ın müzakerelerdeki yeni döneme ilişin “Artık kadife ayrılık görüşülmeli” tezinin de bir kenara not edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Dünyada bu şekilde ayrılan ne ilk ne de son ülke oluruz. Önemli olan mesele ayrılık değil, ayrılıktan sonra iki kesim arasında işbirliğinin sürdürülmesidir.
Çünkü hem Kuzey’in hem de Güney’in ister bir arada, ister ayrı ayrı yollarına devam etsinler, paylaşmak zorunda oldukları doğal zenginlikler vardır.
Bunlar işbirliği olmadan, Rumları yapmaya çalıştığı gibi tek yanlı sondaj faaliyetleriyle bir oldubittiye getirilemez.
Bugüne kadar AB’yi de arkalarına alarak bu şekilde yol almak isteyen Rum Yunan ikilisi, artık bu yolun çıkmaz yol olduğunu fark etmiş görünüyor.
Umarım bu tutum değişikliği bir oyalama taktiği olmaktan öte gerçek bir politika olarak ortaya konuyordur.
Çünkü Kıbrıs Türkü zaten bugüne kadar kaybedeceğini kaybetmiştir. Yıllardır süren haksız ambargolar ve izolasyonların KKTC’ye daha fazla vereceği bir zarar yoktur.
Ancak bundan sonra o dev enerji şirketleriyle yaptıkları anlaşmaların sadece kağıt üzerinde kaldığını gören Rumların kaybedeceği çok şey olacaktır.
O yüzden hangi yöntemle ve her ne şekilde olursa olsun, iki tarafın işbirliğine ihtiyaç vardır. Bu işbirliği için Kıbrıs Türkü bir adım atacaksa Rum yönetimi iki adım atmalıdır. Aksi halde adanın çevresindeki bu zenginlik kimseye yar olmaz. Bizden söylemesi…


Bu haber 139 defa okunmuştur

:

:

:

: