Onur ve Nazif Borman’la buluşma

Bugün benim için çok anlamlı bir gün oldu.
Bugün benim için çok anlamlı bir gün oldu.

Yıllarca Kıbrıs Türk toplumuna çeşitli kademelerde hizmet etmiş Ekonomi ve Maliye bakanlarımızdan
Sayın Onur Köprülü Borman hanımefendi ve eşi Nazif Borman beyefendiyi ( 1981- 1992 yılları arasında çeşitli bakanlıklarda bakanlık yapmıştır) evlerinde ziyaret etmekten, kendileriyle sohbet etmekten şeref duydum.

Onur BORMAN kimdir?

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldu. 1965 yılında mesleğine öğretmenlikle başladı. Daha sonra Ekonomi ve Maliye Bakanlığında çeşitli sorumlu görevlerde bulundu. 1993 yılına kadar Ekonomi ve Maliye Bakanlığı Müsteşarı, Başbakanlık Müsteşarı, Cumhurbaşkanı Danışmanı olarak görev yaptı. KKTC Merkez Bankası Kurucu heyet başkanlığı ve Vakıflar Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulundu.
1993 Erken Genel Seçimlerinde Demokrat Partiden Lefkoşa Milletvekili seçildi ve 1.1.1994-18.1.1995 yılları arasında Ekonomi ve Maliye Bakanı olarak görev yaptı.Daha sonra Çalışma ve İskan Bakanı olarak görev yapmıştır.

Nazif BORMAN kimdir?

1981-1983 yıllarında milletvekilliği yapmış, 1985'te yeniden milletvekili seçilmiş, 1 Ekim 1993 tarihinde istifası sebebiyle milletvekilliği sona ermiştir.
1981-1982 yılları arasında Tarım, Doğal Kaynaklar ve Kooperatifler Bakanı, 1982-1983 yılları arasında Ticaret ve Turizm Bakanı, 1983-1985 yılları arasında Tarım, Doğal Kaynaklar ve Enerji Bakanı, 1985-1986 yıllarında Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı, 1986-1990 yıllarında Bayındırlık, Ulaştırma ve Turizm Bakanı ve 1990-1992 yılları arasında Ekonomi ve Maliye Bakanı olarak görev yapmıştır.[2]
1994-1999 yılları arasında ise KKTC'nin Ankara Büyükelçisi olarak görev yapmıştır.[3]

Pek yakında kendileriyle bir tv. programı çekme sözü alıp sıcacık ve mutlu yuvalarından ayrılıyorum. BORMAN Ailesine sağlıklı yollar diliyorum...
Ayşe Tural

NASIL VAZGEÇERİM?

İNSANdan vazgeçmek demek,
ŞİİRden
HAYATtan
kısacası
HER ŞEYden
vazgeçmek
demektir...

Ayşe TURAL

BÜTÜN DÜNYA O KAFES DEĞİL

Yaşamın gizemlerini çözmeye çalışırken küçücük kafamın içinde, bazen çuvallıyorum... Yani anlamakta zorlanıyorum...

Özgürlüğüme çok düşkünüm mesela... Canımın istediğini yapmaya bayılırım. Kararlarımı kendim almaktan hoşlanırım... Bu nedenle de gençlerin / sınırlarını bildikleri/ özgürlüklerini yaşamalarını isterim. Kendi kişiliklerini geliştirmeleri açısından...

Eşler için de durum daha farklı değil... Bence tabi... Herkes kendi dünyasının kralı ya da kraliçesidir... Farkındaysa elbette...

Bilmek ile uygulamak her zaman ayrı şeylerdir. Doğan Cüceloğlu bir kitabında 'Sizin hapishaneniz kaç metrekaredir? ' diye sorar. Sanırım benimki açıkhava hapisanesi... Bütün dünya benim...

Bazı insanlar, bir ömür kendilerini hapsettikleri ya da hapsedildikleri kafeste yaşarlar... Erkek ya da kadın fark etmez...

Bütün dünyayı o kafes zannederler. Bir gün gözleri açıldığında iş işten geçmiş olur. Kafesin kapısı açılır ama onlar, uçup gitmeyi bile göze alamazlar...

Bilmedikleri ışıklı bir gökyüzü, pırıl pırıl güneş gözlerini kamaştırır. Oldukları yerde kalakalırlar...

AŞK İÇİNİ İÇİME KATABİLMEKTİR SEVGİLİ...

dur ve düşün
iki yakası bir araya gelmez ayrılığımızı...
sen ve ben
hem çok uzak
bir o kadar da yakınız hala
'Alnımın çizgilerine yazdım seni...' demiştin hani
hatırlıyor musun?

aşk
içini içime katabilmektir sevgili...
aşk
birini sevmeye büyümektir...
aşk
oyun arkadaşına küsmektir mesela...

şimdi de ben senin
adının karşısına
en kocamanından üç nokta koydum...
gözlerimle karşılaşırsan bir gün
tanımazlıktan gelirlerse seni
şaşırma emi...

unutma
AŞK,
içini içime katabilmektir sevgili...
(Ayşe Tural, Girne)

KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK...

Gözünü sevdiğim atalarımız, her ne demişlerse doğru demişler...

İnanmazsanız deneyin, görün...
Onlar deneme, sınama yoluyla böyle bir sonuca varmışlar işte...

Tahmin ettiğiniz üzere konumuz KORKU...

' SEN, küçük çocuk korkularını üzerinden atamamış gibisin...' bir yerde okumuştum bu cümleyi... Belleğimde kalmış.

Zehir zemberek bir bellek benimkisi... Hatırladıklarımı saymaya kalksam dudağınız uçuklar... Neyse biz konumuza dönelim...

Unutma!
Korkarsan hiçbir şeyi yaşayamazsın... Yaşayamazsan hayatın tadını tuzunu da anlayamazsın. Kabuğunu kıramazsan, dışarı çıkıp dış dünyayı tanıyamazsın...

Tıpkı bir DENİZ ÜRÜNÜ gibisin yani... Kalkerli tabakanın içine büzülmüş, sadece dışarıyı gözlüyorsun.

Sen bilirsin...
Demedi deme...
O zaman o sahilde bir ömür bekleyeceksin...
Ara sıra dalgalar seni bir- iki adım öteye itecek... hepsi o kadar...

Senden cesurların engin denizlerde neler yaşadığını, hiçbir zaman bilemeyeceksin... Çünkü KORKAN İNSANLAR hiçbir duyguyu dolu dolu yaşayamazlar...

BİRBİRİNİ ANLADIKÇA...
BİRBİRİNE DOKUNDUKÇA...
BİRBİRİNİ SEVDİKÇE ÇOĞALIYOR İNSAN....

Ayşe TURAL

SEVGİ VE AŞK
HAYATINIZDAN HİÇ EKSİLMESİN...

Duygu dünyama hoşgeldiniz...
Şiir, bence zengin hayallerinizi, güzel duygularınızı, yüreğinizin müziği ile birleştirmektir...

Biz şairler yıllar geçtikçe sözcüklerin perisi oluruz... Sihirli değneğimiz dokundukça, sizin bildiğiniz sözcükler kuyumcu vitrinindeki değerli taşlara dönüşür...

İnanın yazdıklarımda hepinizin ayrı ayrı payı var... Beni yüreklendirdikçe /içimdeki çocuk/ daha güzelini yaratma çabasına girişiyor... Sevginizle şımarıyor, çoook mutlu oluyor...

İŞTE O ZAMAN

yıldıza kesmiş gökyüzü
ansızın
bir yıldız kayıyor
sen düşüyorsun aklıma...

yüzünü bana çevirsen
ay doğacak içime
aydınlanacağım...

gözlerin düşünce gözbebeklerime
çocuk gibi sevineceğim
bir deli cesareti
seveceğim seni...

ellerin
ellerime dokununca
yosun kokacak
tuz kokacak...

kucağında bir tekne misali
sallanacağım
işte o zaman AŞK
filizlenecek içimde
sen büyüyeceksin...

Ayşe TURAL

ÖYLE YAĞMA YOK!

Gençler, kendilerine pek de uymayan kitaplarla beyinlerini uyuşturuyorlar farkında mısınız?

Elbette tv. dizleri de bunu körüklüyor. Zengin delikanlılar, fakir kızları buluyor; giyimler, kuşamlar, arabalar... Hop! Gösterişli bir hayatın içine dalıveriyorlar...
Ne kolay!
EMEKSİZ YEMEK!

Kitaplarda da benzeri...
İste...
Çok iste...
Hayal kur...
Hop!
Her şey senin olsun...
OH! NE ALA!
Allah aşkına siz başka bir dünyada yaşıyorsunuz da benim mi haberim yok!

Çalışmayacaksın, emek vermeyeceksin...
Bir ömür didinmeyeceksin...
Sen çok istedin diye her şey kucağına düşecek...

Gelin bir deneyelim.
Çok susadınız...
Susuzluktan ölüyorsunuz...
SUUU... diye sayıklıyorsunuz...

Bakın bakalım çeşme açılıyor, su havada uçuyor, ağzınıza akıyor mu?
😄😄😄😄

Nasıl ama, suyu kana kana içtiniz...

Aklınızı başınıza toplayın. Hayatın gerçekleriyle kendi gerçeklerinizi örtüştürün...

Hedefler belirleyin.
Planlı çalışın.
Başarıyı yakalayın...

Paylaştığım yazı, kütüphaneden alınıp okunmuş bir kitabın arkasında yazılıydı. Kitap “ hayal edin, sizin olsun” tarzında bir kitaptı...

Yazan kızımız 14-17 yaş arasında bir çocuğumuz olmalı..

Anneler, babalar!
Çocuklarınızla yakından ilgilenin.
Düşüncelerini öğrenin.
Hayata dair ürkütmeden GERÇEK örnekler verin...

Sağlık, huzur ve mutluluk dolu günler diliyorum hepinize...

Ayşe TURAL

Bu haber 37 defa okunmuştur

:

:

:

: