Böyle giderse cezaevleri işadamlarıyla dolacak!

İş kazalarını önlemek için her inşaata bir “Sağlık ve Güvence Memuru” atanmasını öneren Ali Özmen Safa, ölümlerin ancak bu şekilde durdurulacağını söylemişti.
İş kazalarını önlemek için her inşaata bir “Sağlık ve Güvence Memuru” atanmasını öneren Ali Özmen Safa, ölümlerin ancak bu şekilde durdurulacağını söylemişti.
Geçen ay yaşanan iş kazasının ardından 76 yaşındaki bir işadamı günah keçisi seçilip tutuklanınca, “Suçlu işadamı değil, sistemdir” diyen Ali Özmen Safa’nın bu çıkışı, Star Kıbrıs’ın da manşetinde yer almıştı.
Ne yazık aklı selim birçok öneride olduğu gibi bu fikir de hükümetin bir kulağından girdi. Diğer kulağından çıktı.
Sonunda ne oldu. İki hafta sonra bu kez Girne’de bir kaza daha yaşandı. Yine bir işçi acı bir şekilde hayatını kaybetti.
Bu kez yapılan soruşturma neticesinde şirketin direktör ve yöneticilerinden oluşan dört kişi tutuklandı. Tutuklular bugün mahkemeye çıkarılacak.
Buradan tekrar uyaralım. Safa’nın önerisi hayata geçirilmezse işçiler ölmeye devam ederken cezaevleri de işadamlarıyla dolacak.
Peki ne yapmalıyız?
Gelin bu konuda İngiltere’de 2 bin 500’e yakın ev yaptırıp satan, Kıbrıs’ta da bine yakın evin inşaatını yaptıran Ali Özmen Safa’ya kulak verelim.
İşçi ölümlerinin nedenini sistem eksikliğine bağlayan Safa, önerisini şu sözlerle dile getiriyor:
“İş kazalarını önlemek için başkaları ne yapıyor, dünyadaki örnekler ne? Bunlara bakmak lazım. Tekerleği icat etmeye gerek yok. Burada yapılması gereken her inşaatta bir Sağlık ve Güvence Memuru (Health Safety Officer) atanmasıdır.
Devlet belli bir metrekare inşaat ya da çalışan sayısından sonra bu memuru zorunlu tutabilir. En az bir tane, büyüklüğe göre belki de iki tane olacak bu görevliler, projenin denetimini tamamıyla üstlenecek. Bu görevliler tamamıyla bağımsız olmalı. Devlet yasayla bu kişilerin inşaatlarda görev almasını zorunlu tutmalı. Böylece her inşaatın başına da sürekli orada görev yapacak bir kişiyi dikmiş oluruz.
Bunun devlete de bir maliyeti olmayacak. Bu kişilerin giderleri inşaatı yapan kişi tarafından üstlenilmeli. Bunun inşaatçı açısında da büyük bir maliyeti olmaz. 50 kişi çalıştıracağına 51 kişi çalıştırır. Ama o bir kişi bütün güvenliği her an kontrol eder.
Bu kişiler 6 aylık bir kurs ile eğitilebilir. Devlet o 6 ay boyunca bu kişilerin alacağı eğitimle ilgili bir program hazırlar. Ülkemizde birçok üniversite var. Bu üniversiteler bu eğitimi verebilir. Bu eğitimi bitirenler sertifika alırlar. Bunların bir merkezi olur. Bu merkezden işadamları o görevlileri temin edebilir.
Bu görevli olmaz ise inşaata izin verilmemeli. Eğer inşaat o görevli olmadan başlarsa işadamı ancak o şekilde sorumlu tutulabilir. İnşaatlarda görev yapan bu Sağlık ve Güvence Memurları yanlış varsa gerekli raporları tutar. Yasaya uymadan, önlem almadan çalışanları işten atılması dahil her türlü müeyyide uygulanır.
İngiltere’de buranın yüzlerce misli inşaat var. Ama bu kadar ölüm yok. Çünkü İngiltere’de bu sistem uygulanıyor.
Devlet günde bir ya da haftada bir inşaatı denetleyerek, bu iş kazalarını önleyemez. Çünkü kazanın ne zaman geleceği belli olmaz.”
Ali Özmen Safa’nın önerisi ortada. Elbette başka bir öneri varsa o da tartışılabilir.
Ne dersiniz? Artık iş kazası değil, cinayet haline gelmeye başlayan her ölümden sonra ah vah demekten öte bir adım atmanın zamanı gelmedi mi?


Bu haber 211 defa okunmuştur

:

:

:

: