Testi kırılmadan önlemini alalım

Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin son araştırması çok ilginç veriler ortaya koyuyor. Toplumun silaha bakış açısını inceleyen araştırmaya göre, halkın yüzde 37.6’sı ülkede artık kendini güvende hissetmediğini söylüyor.
Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin son araştırması çok ilginç veriler ortaya koyuyor. Toplumun silaha bakış açısını inceleyen araştırmaya göre, halkın yüzde 37.6’sı ülkede artık kendini güvende hissetmediğini söylüyor.
Yüzde 23.5 kendini güvende hissetmek için yanında bir şey taşımanın gerekli olduğuna inanıyor. Çoğu yanında bıçak ve biber spreyi taşıyor. İşi daha da ileriye götürüp kendini korumak için silahlananlar da var.
Bunların hiçbiri duyum ya da gözlem değil. Hepsi bilimsel metotlarla yapılmış bir anketin sonuçları.
Peki vatandaş haksız mı?
Bu sorunun yanıtını, gazetelerin üçüncü sayfalarından birinci sayfalarına taşmaya başlayan haberlere bakarsanız gayet rahatlıkla verebilirsiniz.
Son olarak dün ülkenin başkentinde sokak ortasında güpegündüz yaşanan cinayeti ele alalım.
Evinin önünde dört kurşunla vurulan döviz bürosu sahibinin yanında bulunan para dolu çantanın çalındığı iddiaları polis kayıtlarına da geçmiş durumda.
Aslında ülkede “kuruldu kuruluyor” denen MOBESE kamera sisteminin hala hayata geçmemiş olması önemli bir zafiyet.
Devlet kamunun ortak menfaati ve güvenliği sağlamak için elbette sokakları, caddeleri izleyecek.
Allah aşkına söyleyin bana, bundan kim neden rahatsız olur?
Özel hayat bu işin neresine giriyor?
Özel hayat sizin evinizdedir. Sokağa çıktığınız andan itibaren kamunun çıkarı ve toplum güvenliği için elbette bazı düzenlemelere gidilebilir.
Son olayda eğer o sokağın başında bir kamera sistemi olsaydı acaba saldırgan bu kadar cüretkar bir biçimde o cinayeti işleyebilir miydi?
Daha doğrusu bu MOBESE’nin suça karşı caydırıcı bir yönü olduğunu düşünmüyor musunuz?
Anketler ortada. Toplumda çoğumuz artık kendimizi güvende hissetmediğini söylüyor. Peki bu güvenliği nasıl sağlayacağız?
“Yasadışı kitap” diye uydurulmuş suçlarla uğraşacağımıza toplumun güvenlik kaygılarını giderecek hangi adımları atabiliriz?
Bizi yönetenler bence biraz bu meseleye kafa yormalı.
Çünkü insanlar bir kez kendini sokakta güvende hissetmemeye başlarsa, o korkunun sonunu alamazsınız.
Bir söz de yargı sistemimize…
Erdemli köyünde yaşayan 80 yaşındaki Nermin Hasdağ’ın evine yüzüne maske takıp giren, daha sonra yatak odasında ağzını eli ile kapatıp, tornavidayı boğazına dayayarak, üzerinde bulunan altınları çalan zanlı hakkında karar açıklandı.
Mahkeme 4 yıl hapis verdi.
Yargı kararlarını eleştirmek adetim değildir ama söyleyin Allah aşkına. Bunun neresi adalet.
Elbette burada suç, yargıçların değildir.
Onlar yasalara göre kararlarını veriyor.
O halde ceza yasasının baştan aşağıya yenilenmesine ihtiyaç var.
80 yaşındaki bir kadının evine maskeyle girip, boğazına tornavida dayayarak altınlarına çalan bir zanlı 4 yıl hapis cezasıyla o mahkemeden çıkarsa bu adalet sistemi bizi çıkmaz sokağa götürür.
O zaman herkes kendi adaletini sağlamanın peşine takılır.
Bize de “Ne zaman böyle şiddet toplumu olduk” diye hayıflanmak düşer.
Testi kırılmadan önlemini almaktan fayda var. Bizden söylemesi…
Bu haber 295 defa okunmuştur

:

:

:

: