Erhürman hükümeti kontrolü kaybetti

14 Mart Tıp Bayramı törenlerinde konuşan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Gemimiz su alıyor.
14 Mart Tıp Bayramı törenlerinde konuşan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Gemimiz su alıyor. Toplumsal psikolojimiz giderek bozuluyor. Sorunları biriktiriyoruz” diyerek sitem ederken, sendikalar da aynı saatlerde Başbakanlık önünde eylemdeydi.
Kamu reformuna karşı hükümete sarı kart gösteren sendika temsilcileri, “Bizi kırmızı kart göstermeye zorlamayın” dedi
Tüm bu karmaşa sırasında Başbakan bugün sendika yönetimlerini toplantıya çağırdı.
Ama görünen şudur ki Erhürman başkanlığındaki hükümet bugün kontrolü kaybetmiştir.
Şöyle ki, ilk işaret Kıb-Tek’te geçtiğimiz ay yaşanan krizle patlak vermiştir.
Kıb-Tek’de bu göreve uygun olmadığı yönündeki tüm ikazlara rağmen Ahmet Hüdaoğlu, bir yıl önce bu makama atanmıştı.
Önce CTP’den kontenjan milletvekili adayı olan, seçilemeyince ödül gibi Kıb-Tek’in başına konan Hüdaoğlu, bir yıl geçmeden yine aynı hükümet tarafından ‘uyumsuz’ olduğu gerekçesiyle görevden alındı.
Bu süre zarfında kurumun yanlışlarla dolu yönetim yapısından hiç söz etmeyeceğim bile.
Aynı durum Kıbrıs Vakıflar Bankası için de geçerlidir. Bankanın CTP’li Yönetim Kurulu Üyeleri, medyanın bir bölümünü reklama boğarken, bir bölümüne ambargo uygulamakta sakınca görmüyor. Seçim öncesi tüm medya kurumlarına eşit mesafede olunacağına yönelik sözler veren Sayın Başbakan ise ne yazık ki bu durumu sadece izlemekle yetiniyor.
Öte yandan vatandaşın 10 kuruş vergi borcu olsa kımıldayamazken, Dome Hotel 10 milyon lira vergi borcu olan bir şirkete ihale ediliyor. Bu konuda yöneltilen tüm eleştirilere ise adeta kulak tıkanıyor.
Bu ekonomik yapıda ülkeyi tam bir çıkmaza sürükleyen hükümet, Türkiye’den para gelmeyince maaşlar için kaynak aramaya koyuldu.
Peş peşe yapılan zamlar derde deva olmayınca çareyi Merkez Bankası’nın kasasına el atmakta buldular.
Şu anda maaşların ödenmesi için yapılan borçlanma, bugünün değil geleceğin kaynaklarının tüketilmesidir. Bu böyle bilinmelidir.
Bir başka tartışma konusu CTP’li bir partili ve kızının tutuklanması üzerine başlatılan ‘yasadışı kitap’ meselesi. Cumhurbaşkanı başka telden vururken, İçişleri Bakanı başka telden vuruyor. Başbakan ise olaya çok daha başka bakıyor.
Tabiri caizse “ne şiş yansın, ne kebap” misali hem parti içindeki dengeleri gözetmeye çalışıyor. Hem de Türkiye’nin tepkisini çekmemeye çalışıyor.
Ancak bütün bunlar olurken, siyasi hesaplar uğruna polis zan altında bırakılıyor, yıpratılıyor.
Kısaca devletin hiçbir kurumunda ayrımcılık yapılmayacağı sözünü vererek iktidara gelen Sayın Başbakan Erhürman, bu kötü gidişata ne yazık ki engel olamıyor.
Görünen manzara şudur. Erhürman hükümeti kontrolü kaybetmiştir. Freni patlayan bir aracın nerede, nasıl duracağı belli olmaz. Bizden söylemesi…

Bu haber 260 defa okunmuştur

:

:

:

: