Bu ülkede kabullenilmeyenler

Öyle zamanlar vardır ki, toplumu tetikler, dürtüler.
Öyle zamanlar vardır ki, toplumu tetikler, dürtüler.
Bir canlılık getirir, adı 'umuttur' ve değişimin belirleyicisidir.
Umutlu insan, daha iyi yaşam, daha iyi bir iş, ev, araba beklentisi ile bir değişim sağlayacağını zannedebilir.
Ama esasen öyle değildir, bu umut etmek, mutlu olmak anlamına gelmez, bu tüketim mutluluğu, sanal ve geçici haz almadır.
Umut değişimle, değişimi tetikleyerek, nesnel bir şeye bağlı kalmadan, canlılık, daha iyi bir yaşamın genelliği ile çabalamaktır.
Bunları yaratacak, önünü açacak olan toplumsal beklentiye cevap vermesi gereken düzeni oluşturan mekanizma, siyasal yönetim ve yöneticilerdir.
Bu anlamda KKTC yöneticileri, ne kadar yöneticidir?
Çünkü yöneteceğiniz kurumların hepsinde söz sahibi değilsiniz.
Bir başka ülkenin, kendi iç sorunu, iç meseleleri, bir anda bizim gündemimize girebiliyor.
Cumhuriyetçi Türk Partisi Parti Meclisi Üyesi Bengül Gargınsu 'yasaklı kitap bulundurmak' ceza yasasının suç saydığı terör örgütü üyeliği ve benzeri suçlamalardan tutuklandı.
Dün mahkemece teminatla serbest bırakıldı.
Günlerdir tartışılıyor, ortada bir karmaşa ve bilgi kirliliği var.
Kitap bulundurmanın suç olarak kabul edilmesi elbette saçma ve bu çağa, bu ülkeye yakışmayacak bir suç şekli.
Fakat bu suç yasalarımızda var, ancak yasaklı kitap diye bir liste yok.
Hangi yayının, hangi kitabın suç unsuru içerdiği bilinmiyor.
Peki, yıllardır iktidar kavgası yapmaktan, yasaları güncellemeyi, bu ülkeyi çağdaş normlara getirmeyi başaramayan, bugün, bu olayı bile siyasi malzeme yapmaktan çekinmeyen, siyasete ne demeli?
Söz konusu olayda ilgili mercileri harekete geçiren nedir, neden detaylı açıklayıcı bir bilgi paylaşımı yapılmıyor?
İnternet ortamı dâhil, her bilgiye ulaşılabilecek onlarca imkân ve kaynak varken, bir kitaptan dolayı insanların tutuklanması kabul edilemez.
Kimse de bunu savunmasın ve kabullenmesin, çünkü bugün savunulan, yarın suç olarak kabul edilebilir.
Bugünün doğrusu, yarının yanlışı durumuna gelebilir.
Ve bugünün savunucuları, yarının suçluları olabilir.
Burada söz konusu olan, kimin hangi siyasi görüş veya düşünceye sahip olduğu değil, söz konusu olan düşüncenin suçlu muamelesi görmesidir.
Bu ülke, bu toplum tabi ki bu durumlara alışık değil ve kabullenme noktasında, yanı başımızda ki coğrafyada yaşananlara baktığında olayın tedirginliğini anlayabiliyor.
En başta yaptığım girişten hareketle, umut yerini artık endişeye bırakıyor.
Ülkedeki suç olayları, günlük yaşamın parçası olmuşken, bir kitap, bir düşünce, bir fikir peşinde koşmak, güvenlik güçlerinin, esas işini sorgulatıyor.
Aynı konular değildir belki, ama kitap mı daha tehlikeli, silah mı, silahlı saldırı mı, soygun mu, artan, çeşitlenerek büyüyen adli olaylar mı?
Toplumun endişelendiği bu ortamda suçun ne olduğu anlatılmalı.
Anlatılmalıdır, çünkü neyin suç olduğu bilinmezse, her yapılan, her okunan, her söylenen potansiyel suçtur.
Bugün bir kitap, yarın bir şiir, bir resim, bir yazı, bugün bir kadın, yarın bir yazar, bir gazeteci, bir öğrenci.
Açık ve nettir ki bu ülkede kabullenilmeyen, düşünceye, yaşam biçimine, maneviyata, yönlendirmeye, ayrıştırmaya çalışılmasıdır.

Bu haber 394 defa okunmuştur

:

:

:

: