Belediyelerin toplam borcu 336 milyon

Reform, evet, değişim, çok ihtiyacımız var.
Reform, evet, değişim, çok ihtiyacımız var.
Daha iyisi, daha iyileri için, güncellemek, güne ayak uydurmak, hayatın hızına yetişmek, teknoloji ve yenilikleri hayata katmak.
Her zorluğun, her tıkanmanın, gitmeyen her yolun, mutlaka bir çözümü vardır.
Hayat böyle değil midir? Bunca yenilik, değişiklik, bulunan, hayata katılan, günlük yaşamı kolaylaştıran, onlarca kolaylık, durduk yere mi ortaya çıktı.
Daha iyisi, daha güzeli, denenerek, güne uyarlanarak, sorunlu, kötü, çalışmayan taraflar bulunarak, tamir edilerek, düzeltilerek, değiştirilerek bugünlere gelindi.
Dünyayı yeniden bulmaya, tanımaya gerek yok.
Önce amacı, sonra yapılması gerekenleri ortaya koyup, ilgili kesimlerle ortak noktayı yakalarsanız, gerisi gelir.
Bugün için hiç kimsenin memnun olmadığı tüm konulara bir bakın.
Özellikle kamusal hizmetler anlamında olanlara.
Tam olarak çalışan, ihtiyaçlara cevap veren, yenilenen, gelişen, hesabını, kitabını iyi yapan, sınırlarını bilen, bir hizmet alanı söylenebilir mi?
Son kırk yıllık yakın tarihimizde, devlet yönetimi tecrübe ve birikimi kazandık mı?
Bir başarı öykümüz var mı, kurumlar kurduk, sistem, çark oluşturduk, yasalar yaptık, yaptık ama sonuç olarak başarısız olduk.
Çünkü esas amaç bunları siyasi amaçlarla kullanmak, devleti, devlet olduğu için değil, kaynak ve imkânlarını kullanmak için gerekli gördüler.
Söylemde devleti yücelttiler, devleti, topluma karşı tabulaştırdılar.
Devlet sadece maaş ödeyen, kolay yoldan para kazanılan, sırasında adamına göre her türlü yolu açan bir kapı olarak görüldü.
Buna yardımcı olan pek çok insanda, politikacı ve yönetici olarak, siyaseti bir meslek edindi ve yine bu devletin sağladıkları ile donanımı, dünya görüşü, eğitimi ve tecrübesi ile gelemeyeceği yerlere geldi.
Bu kadar kolay oldu, üstelik daha işin başında olan, yıllarca çalışması gerekilen bu ülkede.
Ve son tahlilde, artık duvara tosladık.
Yapılması gereken çok şey var ki önce yapılması gerektiğini kabul etmemiz gerek.
İlk başlangıç noktası kabullenmek, bunun için de en zor olanı güveni sağlamak, önyargıları yıkmak.
Bunu kamu reformu çalışmasında da, vatandaşlık konusunda da, yapılan yasa değişikliklerinde de karşımıza çıkıyor.
İhtiyaç var mı, evet var, önyargı ve güvensizlik, evet onlarda var.
Ancak bir yerden başlamak gerek, en önemlisi yüksek oranda katılımcılık ve ortak noktaların fazlalığı.
Kurumlar içinde, Belediyeler sürdürülebilir yapıdan uzak.
Özellikle gelirleri düşük, kırsal Belediyeler için bu bir sonuçtur ve nettir.
Devlet otoritesi ne yapabilir, yasal düzenleme, yapısal sorunları ne kadar çözer?
Bir çalışma yapılıyor, Belediyeler Birliği bir komite oluşturdu.
Komite sadece 51/95 sayılı yasa değil, büyüklük, sayı, ölçek değiştirme dâhil her konuyu ele alacak.
Belediye katkı paylarının sadece nüfusa göre değil, gelişmişlik düzeyine göre verilmesi.
En başta iç denetim, dış denetim, faaliyet rapor sunma durumuna göre bir güçlendirme yapılacak.
Yapılan güçlendirmeyi, kalıcı ve güçlü hale getirdikten sonra gelirlerin artırılması için düzenlemeler yapılacak.
Model tartışmaları var, sayısal olarak azaltmak, paylaşımlı hizmet modeli, nüfusu ve geliri az Belediyelerin birleştirilmesi ki bu belki de en verimli ama en zor olanı budur.
Elbette konu sadece merkezi hükümetin değil, hem kırsal yönetimlerin, hem muhalefet partilerinin, meclisin ve genel olarak ülkenin konusu.
Hükümet ilgili bu kesimlerin de görüşünü alarak bir sonuca gitmeye çalışıyor.
Tabi ki ilk öncelik ilgili Belediye yönetimlerinin neyi, nasıl istediği ve sonuca nasıl gideceği.
Tüm belediyelerin toplamda 336 milyon borcu var.
Süre 2020'ye uzatıldı ama vade geliyor, henüz bir gelişme ve adım yok.
Belediyelerden yapılandırmaya giren olmadı.
Zaman daralıyor, yıl sonuna doğru, bir Belediyeler krizi daha gündeme gelebilir.

Bu haber 377 defa okunmuştur

:

:

:

: