Doğa çıldırmış, insanlar çıldırmış

Bunun başka adı yok. Baharı hissederken, felaketi yaşıyoruz.
Bunun başka adı yok.
Baharı hissederken, felaketi yaşıyoruz.
Üst, üste yaşananlara bakın, doğa çıldırmış, insanlar çıldırmış.
Yağmura, çamura, kış'a resmen doyduk, bıktık, bu güzel mevsimin tadını çıkarmak yerine, korkuyoruz.
Oysa ne güzeldir 'Nisan'.
'Nisan yağmurları' diye şarkılar vardır.
Bir günde, dört mevsimin yaşandığı bir coğrafyadır, 'Kıbrıs'.
Giderek umursuz, giderek duyarsız ve kaybederek, en başta insanlığı.
Bir insan daha, bir can, bir kadın daha, doğa çıldırmış, insanlar çıldırmış.
Şiddet var, kan var, geride kalan çocuklar, genç yaşta toprak olan bir kadın var.
Konuşulan tek konu, ülkemde olmayan bir yerel seçimin sonucu, yazık, üzücü.
Ve yağmurdan siyaset, çamurdan medet ummalar.
Başka, başka öncelikler, bitmeyen, durmayan, yorulmayan, bir kazanma hırsı.
Ne olurdu ki, böyle zamanlarda olsun bir birimize koşulsuz destek olabilseydik.
Bu yaşanan yağmur, sel, normalin çok çok üzerinde ve üzücüdür ki alışmamız gerekiyor.
Yaşanan felaketin sebebi, yaratıcısı, yıllarca görmezden geldiğimiz, umursamadığımız hatalar değil mi?
Dere yatakları, bataklıklar, binalarla doldurulmadı mı?
Makamlar bu yanlışlara izin verdi, evet, peki, bu yanlışı isteyenler sütten çıkmış ak kaşık mı?
Makam sahiplerinin en büyük hatası, bu felaketler kendini belli etmişken, olay bitene kadar ortada durup, sonrasında unutmak ve söylediklerini yerine getirmemek oldu.
Şimdi, nesiller boyu ödenecek bedeller bizi bekliyor, hepimizi.
Doğaya, doğanın sınırlarına karşı çıktık, doğaya hükmetme hırsının, kendi elimizle yarattığımız yıkımın altında eziliyoruz.
Üzücü ve yapılması gerekenler yapılmadığı takdirde, mal, mülkle sınırlanan zarar, ziyan büyüyerek devam edecek.
Üzücü bir başka nokta, bu konunun bile, yaşanan felaketin acılarını hep beraber sarmak yerine, yine siyasete, popülizme felaketi alet etmek.
Bu yaşananların geçmişi, altyapısı yılların sonucu, ne bugünün siyasileri, hükümeti, ne de Belediye yönetimleri bire bir sorumlu tutulabilir.
Tedbir ve zararın karşılanması, en başta vatandaşın can güvenliğinin sağlanması, elbette yönetim makamlarını işgal edenlerin sorumluluğu.
Ama felaket, zarar, ziyan, üzüntü hepimizin, siyasete, popülizme öncelik verecek zaman değil.
Aslında bugün bu köşede başka bir konuyu, elektrikle ilgili kablo tartışmalarını yazacaktım.
Fakat son günlerde yaşanan yağışlar, ortaya çıkan felaket ve bunun bile bazı kesimlerce siyasete alet edilmesini üzerine, bunları söylemeden geçmek istemedim.
Siyasette sınır yok, her zaman, her şey söylenebiliyor.
Hele bizim ülkemizde, üretmek yok, sırf söylem, popülizm, konuşma, küçük çıkarlar için baş tacı ettiğimiz insanların öncelikleri, koltuk kaygısı.
Birbiri ile ilgili olmayan birçok yerden gelip, onca farklılığa rağmen bir arada yaşamaya çalışan, öncelikleri, memlekete dair beklentileri farklı olan insanlar topluluğu, böyle olunca, aynı kaygıları taşımayan, bölünmüş, aynı yerde, farklı hayatlar yaşayan insanlar.
Farklı yaklaşım ve söylemler her konuda var.
Olması da gayet doğal, normal olmayan, ortak noktaların gittikçe azalması.

Bu haber 381 defa okunmuştur

:

:

:

: