Maçoğlu ve yaptıkları örnek olsun

Herkesin bakış açısı elbette farklı.
Herkesin bakış açısı elbette farklı.
Kıbrıs'ın kuzeyindeki yapı, düzen, her ne kadar başarılamasa da bir sistem var.
Bunu daha iyi veya daha kötü yapmak bu düzende payı olan herkesin elinde.
Beklenti dünya ölçekli değil, iyi, kaliteli, adil bir yaşam ve adil bir paylaşımla sınırlı.
Yoksa bu ülkede yaşayan herkes, neyin, ne kadar mümkün olduğunu biliyor.
Ne bu dönemde, ne de önceki dönemlerde, Türkiye'nin seçimleriyle, orada yaşayan insanlar kadar ilgili olmadım.
Bundan sonra da ilgim, taraf olacak kadar sınırsız olmayacak.
Türkiye'nin, Türkiye yönetimlerinin bu ülkedeki etkinliği, müdahilliği elbette biliniyor.
Benim orada oy, siyasal yaşama bire bir katılım hakkım yok.
Nasıl ki, kendi ülkemde siyasal tercihime saygı duyulmasını bekler ve isterim, bir başka ülkenin siyasi tercihine de saygı duyarım.
Bizde işler biraz karışmış durumda, hele Türkiye de AKP iktidarından sonra.
Tabi ki yorum ve değerlendirmeler yapılacak, ancak bu kadar taraf olmak bana doğru gelmiyor.
Taraf olduğunuz anda, kendi ülkeniz için taraf olunmasına da davetiye çıkarırsınız.
Sonrasında ise, bizim içişlerimize karışılıyor, irademiz, tercihimiz yönlendiriliyor diye tepki gösterirsiniz.
En azından kendi bakış açım bu noktada.
Geçtiğimiz hafta sonu Türkiye yerel yöneticilerini seçti.
Söylenmesi veya yazılması kolay, 'yerel' ama iş öyle bir noktaya çekildi ki tüm dünyanın yakından izlediği, AKP iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın güven oylaması şekline dönen bir seçim süreci yaşandı.
Hiçbir iktidar ilelebet sürmez, zaman, beklentiler, nesiller değişiyor, değişecek, kamusal görevler birileri için bitecek, birileri için başlayacak.
Seçim sonuçları önemlidir, bir tarafta her türlü kamu ve medya desteği ile 17 yıllık bir iktidar kadrolanması, bir diğer tarafta her anlamda kısıtlı imkânlarla yarışan muhalefet tarafı ve eşit şartlarda olmayan bir yarış.
Ve AKP'nin yıllar sonra kaybettiği büyük şehirler.
Bu muhalefetin başarısı mı, yoksa AKP'nin başarısızlığı mı?
AKP kadrolarının motivasyonunu kaybettiği, her türlü hazırlık ve yönetim becerisinin, çıkarsal yönlere kaydığı, bizzat bir AK partili yöneticinin, yabancı bir gazeteye verdiği röportajdan, basından okudum.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP'li yöneticiler, Bakanlar, bunu farkında oldular ki, seçim meydanlarında sürekli olarak 'bu seçim cezalandırma seçimi değildir' vurgusunu yapma ihtiyacı duydular.
Seçmen tüm bunlara, bu seçimin anlam olarak çok yükseklere çıkarılmasına, yerel seçimle ilgili olmayan, söylem, iddia ve siyasi manevralara, özellikle büyük şehirlerde ilgi duymadı.
Artık farklı söylemler gerek, icraatlar, özellikle ekonomide, üretimde, demokratikleşmede yenilenme, toplumlar dinamiktir, yeni beklentiler bu merkezdedir.
Kazandığı büyük şehir yönetimleri ile CHP'ye bir alternatif olma şansı verildi.
Her ne kadar özellikle İstanbul ve Ankara'ya dair seçim sonuçları, belli olmasına rağmen netleştirilmemişse de, bu sonuçlar tarihi niteliktedir.
Tarihi önemi olan seçimin, tarihi bir başka sonucu ise, Türkiye Komünist Partisinden aday Fatih Mehmet Maçoğlu'nun seçim başarısıdır.
Maçoğlu, 2014 yerel seçimlerinde Tunceli ili Ovacık ilçesi Belediye Başkanı seçildi.
Ovacık İlçesi'nde kooperatifçiliği ve üretim projelerini hayata geçirdi.
Ulaşımı ücretsiz yaptı, su fiyatını düşürdü, makam aracı kullanmadı, şube müdürü ile kendi maaşı arasında 200 TL fark var.
Bütün bütçe, harcamalar, şeffaf olarak, Belediye binasının önüne asılıyor.
Devlet hazinesine ait 650 dönüm araziye nohut, kuru fasulye ve patates ektirmiş, elde edilen gelirle 78 öğrenciye aylık 200 lira burs sağladı.
3 bin nüfuslu ilçede Belediye binası içerisinde içinde 10 bin kitap bulanan 2 kütüphane açtı.
31 Mart 2019 seçimlerinde ise Tunceli Belediye Başkanı seçildi.
Neler yapacağı, şimdiden merak ediliyor.
Komünist Başkan olarak tanınan Fatih Mehmet Maçoğlu, kimse sormadan hesap veriyor ve diyor ki 'hak olan satılmaz'.
Helal olsun, bizdeki yöneticilere de örnek olsun.

Bu haber 342 defa okunmuştur

:

:

:

: