Tek bir ihtimal var 'sorun siyasi'

Türkiye ile imzalanacak yeni protokol muammaya dönüştü.
Türkiye ile imzalanacak yeni protokol muammaya dönüştü.
Tarih veriliyor, Mart, Nisan, Mayıs, olmadı Haziran.
Peki, sorun nedir? Gerçekten anlaşılamayan noktalar mı var?
Teknik bir konu olsa, bunca zaman çözülürdü, maddi bir konu olsa,
Türkiye'nin katkı sağlayacak maddi gücü bitti mi, bir seçim için milyonlar harcanıyor, Büyük Şehir Belediyelerinin bütçeleri, KKTC bütçesinin kat ve kat fazlası.
Tek bir ihtimal kalıyor, sebep ve sorun siyasi.
Eğer öyleyse, konu tektaraflı değil.
Sorun buradaki siyasi iktidarsa, yanlış, buranın demokrasisi, iradesi her yerde saygı görmeli.
Buradaki irade seçimini kimsenin cezalandırma hakkı yok.
Diğer taraftan, bu protokollere ihtiyaç duyulacak sebepleri yaratan, bu protokolleri imzaya rağmen uygulamayan, ülke için faydası olacak reformları, yenilikleri yapmayan, ne getirirseniz kabulümüz anlayışında olan, gelmiş, geçmiş KKTC hükümetleri, bugünkü düzeni miras bıraktılar.
Gerçekten hazin, üzücü, yol yapacak parası yok bu devletin.
Nüfusunu sayacak parası yok KKTC'nin.
Bu yapıya mı sahip çıkılıp, her şey yolundaymış gibi davranmaya devam edeceğiz?
Siyaseti, sivil toplum örgütü, vatandaşı, artık anlamalı, bu gidiş, gidiş değil.
Birileri koltuktan insin, biz gelelim, düzen aynen devam, tek amaç bu mu?
Kendi içinde yapması gerekenleri yapmalı, adil bir şekilde, sadece gariban vatandaşa, bordrolu çalışana dokunarak reform olmaz.
Her türlü suiistimalden arınmış, önceliği hizmet olan bir düzen için geç bile kalındı.
Ve açık seçik ortada, yürümüyor.
Ekonomik protokol, karşılıklı taahhütlerle oluşan bir metindir.
Sizin yapacaklarınızla, yapılmasını bekledikleriniz var, karşı tarafın yapacakları ve bekledikleri var.
Yani sırf para gelsin anlayışıyla olaya bakmak, olayın bütününden kopmaktır.
Esasen bizim yapmamız gerekenlerle, protokole bağladığımız adımlar nelerdir?
Üretimi artırmak, tasarruf tedbirlerini almak, kayıt dışı ekonomiyi azaltmak, bitirmek, adil bir vergi sistemini hayata geçirmek, toplumsal genelliğe kazançla orantılı vergi ve yaşam kalitesini getirmek.
Yeni protokolde yer alması muhtemel beklentiler ve maddeler;
'Limanlarda kamu özel işbirliği, okul öncesi eğitimde tam gün, üniversitelere stratejik plan, ek mesaiye harcamalarına kısıtlama ve vardiya sistem, turizmde yerli ürün dönemi, kayıt dışıyla mücadele'.
Bunların içine telekomünikasyon ve elektrik de girecek gibi hatta girdi diye düşünelim.
Bu konularda adım, hatta adımlar atılması gerektiğini, bu ülkede kabul etmeyen var mı?
Şu veya bu şekilde atılması gereken adımlar var, protokolü siyasi malzeme konusu yapmak yerine, daha çağdaş ve güncel adımlar, bu ülkenin dokusuna uygun olmak şartıyla atılmalı.
Üstelik başkalarının zorlamasına gerek duymadan, değişime direnmek yerine, avantaja dönüştürmek gerek, kendimiz ve ülkemizin kurumları için.
Ne yazık ki bu ülkede, hiçbir konuda üretim yok.
Boş konuşma, laf üretme, 'başarısız olsunlar' mantığı, bu ülkede hiçbir şeyi değiştirmez.
Bugünküler gider, başkaları gelir, altı ay sonra onlarda, bugünkülerin durumuna düşer.
Türkiye'den kablo ile elektrik enerjisi gelmesi, protokol kadar istismar ediliyor.
Söylemek çok kolay, çek kabloyu gelsin, sanki bugün istesek yarına olacak.
Konu tabi ki teknik, büyük yatırım, büyük maliyet ve bu yatırımın, mevcut üretim maliyetinden daha ucuz olacağına dair gerçekçi, güvenilir bir çalışma var mı?
Enterkonnekte sistem mi, Türkiye'den bir şirketten enerji alınması mı?
Konu enterkonnekte sistem ise sorun Türkiye ile AB arasında ki bağlantı.
Bu siyasi bir sorun, Türkiye ile AB arasında çözülmedikçe de buraya kablo çekilmesi çok da mümkün değil.
Bu bir gerçek ve bunu anlatmak gerek.
Türkiye'den bir şirketten elektrik alınması ise, ilerisi için belirsizlik demek.
Her şeye tamam, her kesime mavi boncuk, popülizm, unutulmasın ki bu hallerde olmamızın sebepleri bunlardır.
Reformdan, değişimden, iyi yönetimden bahseden herkes, önce kendini değiştirmeli.

Bu haber 326 defa okunmuştur

:

:

:

: