Nereden başlarsak kardır

Tek gerçeğimiz kısır döngü, yaratıcılık, vizyon yok.
Tek gerçeğimiz kısır döngü, yaratıcılık, vizyon yok.
Dolayısı ile istikrar, güven, inanç, kabullenme, sahiplenme yok.
İyice bir dikkat edin, izleyin, belki de söylemem bile gerek yok, o kadar sırıtıyor ki.
Eleştiri ve mücadelenin tek alanı 'sen yaptın, ben yaptım' çaresizliği.
Meclis ortamı aynı, TV ekranı aynı, sokak aynı, bölge ziyaretleri aynı, üretim, farklılık yok.
Tek söylem, tek ayrılık noktası 'kötü yapıyorlar' ya da ' sizde böyle yapmıştınız' peki, iyisi ne, nasıl yapılır, bunu konuşan yok.
Çok konuşan, çok bağıran, çok eleştiren, sanki haklı.
Sosyal medyada sürekli bir bölgeden, bir partili ziyaretinden, bir günde üç, dört bölge gezmekten ve oralardan resim paylaşmaktan, siyaset üretme görüntüsü.
Sadece bekleneni, sadece milli ve manevi duygulara dokunanı, istismar etmeyi, siyasete alet ederek, tek amaç olan kazanmayı başarı sayan bir anlayışla, geleceğe, ileriye, bu sorunlar sarmalını daha büyüterek, ülkeden soğutulmak.
İnsanları, yaşlıları, gençleri, sadece ve sadece oy deposu olarak görmek, belirli günlerde hatırlamak, oysa gerçek sorunlarına hep aynı pencereden, baka baka uzak kalmak.
Yozlaşma her yerde, çok basit ve görünür bir örnek;
Tüm siyasi partiler, seçim dönemleri söyledikleri ile seçim sonrası yaptıklarını neden aynı çizgide yürütemiyor?
Seçim dönemlerinde, güncel olan sorunları kullanarak, oy alabilecekleri kitleleri ve onların önceliklerini belirleyip, sonrasında çeşitli sebepler göstererek bunları es geçiyorlar.
En kötüsü, bunları bile, bile, aynı sonuca, günden güne, daha da azalarak kanan kitlelerin hala bulunması.
Gerçekleri farkında olanlar kaç kişi, bağımsız, özgür bir devletin, sadece lafla olmadığını, olmayacağını bilenler ne kadar?
Elbette yaşam durmaksızın devam ediyor, ama sadece devam ediyor.
Bugünün yaşananları, geçmişin hataları, yapılması gerekenlerin yapılmaması, en önemli sebep bu.
O zaman soru şu, gelecek için bugünden ne yapılabilir, ne yapacağız, yoksa geçmişte olduğu gibi büyüterek, geleceği, gelecektekilerin kucağına mı bırakacağız.
Yaşam devam ediyor, evet, ama değişiyor da.
Siyaset dünyasının öncelikleri ile toplumsal öncelikler farklı.
İkisi aynı çizgide, örtüşüp, aynı amacı hedef yapmadıkça, bu hedefler için mücadeleye girişmedikçe, siyaset de, toplum da aynı çizgide devam eder.
Bu ülkenin tüm kaynakları, tüm kesimlerindir, herkesin, hepimizin.
Özeleştiri yaparak, ülkenin gerçeklerini, görerek, kabullenerek ve istismar etmeden, kendi üzerimize düşenleri de hem görerek, hem de yaparak başlamalıyız.
Protokol, para gelmesi yanında, içerik nedir, maddeler, yerine getirilebilecek mi?
Mesele, maaşlara para bulmaktan, daha çok bu olmalıdır.
Bu devletin su projesi ile ilgili hala yerine getirilmemiş taahhütleri var.
Elektrik, telefon, kamu sektörü, ulaşım, alt yapı, hepsi için vizyon gerekli.
Suçlama ile siyaset üretmek yerine tüm bunlar, bunların getirdiği sıkıntılar için vizyon ortaya koymak gerek.
Ekonomiyi sistem ve istikrara nasıl kavuşturabiliriz?
2013 yılında, Kıbrıs Rum tarafı ciddi bir kriz yaşadı, maaşlar
tıraşlandı.
Tedbirler alındı, tasarruf yapıldı, toparlanma sağlandı.
Şimdi yeniden, bir ekonomik düzenlemeyi tartışıyorlar.
Biz, bizim olmayan kriz için bile tedbir alma, gerçekçi ve amacına uygun adımları atma noktasına gelemiyoruz.
Bu sorun sadece siyasetçilerin değil, hepimizin sorunu.
Geçmişten getirdiklerimize bakarak, nereden başlarsak kardır.

Bu haber 333 defa okunmuştur

:

:

:

: