Amaçsız, çabasız nesiller

Fransız yazar ve düşünür Albert Camus; 'Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın' derken, bugünlere kadar geleceğini düşünmüş müydü acaba.
Fransız yazar ve düşünür Albert Camus;
'Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın' derken, bugünlere kadar geleceğini düşünmüş müydü acaba.
Hayat kalitesi, yaşam standardı, lüks arabalar, lüks evlerle ölçülmüyor.
Lüks araçlar, yol denmeyecek yollarda harap oluyor, lüks evler her yağmurda, sular altında.

Yaşam kalitesi için günlük yaşama, yaşam şartlarının insanlara nasıl yansıdığına bakmak gerek.
Onca örneğe ve yaşanmışa rağmen, trafik kazaları, , iş kazaları, azalmıyor, ölümlerin en fazla olduğu konular oluyorsa, eğitimsizliğin, plansızlığın, otoritesizliğin izleri çok net olarak ortaya çıkıyor.
Eğitim, sadece okullarda olmuyor, sorun yaşadığımız, çaresiz kaldığımız, azaltamadığımız, her sorunla etkili mücadele de eğitimdir.
Keşke demekle olmuyor, ama okullara, binalara, dört duvar arasına hapsedilmiş eğitim, sadece zaman kaybı olur.
Fikir geliştirmek gerek, sorunları, yanlışları, ideolojileri, yaşamı sorgulayan nesiller yetiştirmek şart.
Önemli olan sırf ezber değil, önemli olan yapılan uygulamalardır.
Yaşam kalitesi için en başta eğitimli nüfus gereklidir.
Tartışan, sorgulayan, bilgilenen, karar veren, kendine güvenen nesiller yetiştirilmeli.
Ezber üzerinden, popülizm üzerinden, uygulamalarla oluşturulan kafa karışıklığı ile buraya kadar.
Ve bir haber;
'Hırsız çocuklar hapis yatacak'.
'Lefkoşa'da çok sayıda bina açma suçu işleyen 17 yaşındaki M.K.V 2 yıl, 18 yaşındaki A.C.V 1 yıl 6 ay, 24 yaşındaki C. K. 1 yıl ve 16 yaşındaki İ.U 7 ay hapis cezası aldı.
Kararı okuyan Yargıç Temay Sağer, genç sanıkları 11 davadan aleyhlerine getirilen tüm ithamlardan suçlu bularak, mahkûm ettiklerini kaydetti.
'Sanıklar 1, 2 ve 3'ün gelişim evrelerini çoğu çocuklardan farklı olarak son derece sağlıksız bir ortamda geçirdiklerini, bu nedenle maalesef işbu sanıklar suça meyilli birer kişiye dönüşmüşlerdir.
Anne ve babaların birincil görevi çocuklarını sağlıklı birer birey olarak yetiştirip, kendi ayakları üzerinde başarılı şekilde durmalarını sağlamak iken, sanıklar aileleri tarafından sevgiden ve ilgiden yoksun büyütülmüşlerdir.
Dahası bu sanıklar, kimi zaman aileleri tarafından şiddete maruz kalmışlar, kimi zaman ise terk edilmişlerdir. Tüm yaşanılanlar sonucunda ortaya çıkan bu kötü tablo ise sanıkların değil, çocuklarından bihaber hayatlarını idame ettiren anne ve babanın eseridir.'
Amacım genelleme yapmak değil.
Ama alıntı yaptığım haber, her gün, her an karşımıza çıkan bir örnektir.
Ezbere, amaçsız, çabasız gelişen bir nesil büyütüyoruz.
Elbette aileler ilk sorumlu, peki, devletin sorumluluğu?
Okul, ev, yaşam, boş vakitlerin değerlendirilmesi, devlet yönlendirmesi nerede?
Kendini ve tüm amacını bunlara adamış eğitimciler, sivil toplum örgütleri, sendikalar, bu çabaya ne kadar katkı koyuyor?
Yıllar geçtikçe, nesiller değiştikçe, iyiden uzaklaşan insan kaynağı büyüyor.
Günü gelince de, bir şirkete, bir kuruma, bu ülkeye yönetici oluyor, eğitim, tecrübe, bilim, güven eksikliği.
Bu şartlarda, her alanıyla çöken, çökertilen bir ülke var.
Gerçekten yazık, ülkeye de, nesillere de.

Bu haber 311 defa okunmuştur

:

:

:

: