24 Nisan ve neden AB?

CTP eski Başkanı, eski Başbakan Ferdi Sabit Soyer, ANNAN planı döneminde yaşananlardan bir kesit anlatmıştı.
CTP eski Başkanı, eski Başbakan Ferdi Sabit Soyer, ANNAN planı döneminde yaşananlardan bir kesit anlatmıştı.
Ve altı çizilmesi gereken şu cümleleri söylemişti;
'Bakın, ANNAN planı dönemi, yapılan mitingler, binlerce insan doğum yerine bakmaksızın bir araya geldi. Bu ayrılığı yaratmaya çalışanlara inat. Ortak bir amaç vardı. Bu halk bunu başardı, 'evet' de bizimdi, 'hayır' da bizimdi'.
Bunlar çok önemli cümleler, ortak nokta ve hedef, birbiri içine geçmiş, birbirini incitmemiş, bölmemiş, çok büyük sıkıntılar yaşanmamış, süreç bu şekilde yürütülmüş.
Ve bugün, siyasi amaçlara feda edilen bir toplum bütünlüğünü tartışıyoruz.
ANNAN planının 15. Yıl dönümü.
Elbette biten bitti, olan oldu, her iki halk tarafından kabul görseydi, Kıbrıs bugün çok farklı bir yer olurdu.
Sadece Kıbrıs da değil, Türkiye, Yunanistan, AB, Ortadoğu, çok farklı bir konumda olabilirdi.
İki toplumlu, iki kesimli, tek devlet, ilk kez bir referandumda onaya sunuldu, olmadı, kabul görmedi.
Her iki toplumun beklentileri farklıydı ve ortak bir amaç yoktu, ya da çoğunluğun yoktu.
Avrupa Birliği üyesi olarak, çözüme ulaşmak önemliydi.
Kıbrıslı Türkler bir kısır döngü içinde, bugünün yapısı, çok taraflı sıkıntıları, günlük sorunları çözmüyor, çözemiyor.
Siyaset üretmiyor, umut vermiyor, bırakın yıllar sonrasını, yarının ne olacağı ile ilgili hiçbir öngörü yok.
ANNAN planıyla, sadece Kıbrıs sorununa çözüm bulunması değil, aynı zamanda AB üyeliği de önemli bir motivasyondu.
AB üyesi ülkelerde her şey mükemmel mi?
Tabi ki hayır, AB ile ilgili her türlü eleştiri, yanlış, söylenebilir, mutlaka söylenmelidir de.
Ama Kıbrıs Türk toplumunun yaşam değerleri, AB merkezinin içindedir.
AB bir kültürdür, düzen, sistem, sorumluluk, plan, program ve aynı zamanda disiplindir.
Kuzey Kıbrıs için sihirli sözcük işte budur 'disiplin'.
Her yerde yalan, yanlış vardır, diyebilirsiniz.
İtirazım yok, doğrudur da.
Ancak, AB üyesi bir ülkede, bir milletvekili evraksız aracı ve sürücüsünü koruyabilir mi, görevini yapan polise baskı yapabilir mi, ben yaptım olur mantığı ile yollar, köprüler yapılır mı, insanlar yollarda, inşaatlarda ölürken, kimsenin sorumluluk almadığı görülmüş mü?
Nüfusuna inandıramayan, cezaevindeki adamı müdür atayan, yolsuzluk yapandan, yaptığı parayı alan, adamı ödül verirmiş gibi emekliye çıkarabilir mi, makam aracı olarak ister Mercedes, ister Porsche alırım diyen bir Bakan var mı?
Milli ve tek hava yolunu batıran, tek bir sorumluyu yargılamayan, tek havaalanını sırf maaş ödemek için, üstelik başka havaalanı yapmamayı taahhüt ederek, hangi AB ülkesi özel bir şirkete verebilir?
Gece kulüpleri, bet salonları, gazinolar ve üniversite sektörü hangi AB ülkesinde bu derece iç içe?
Hangi AB ülkesinde, kurumlar batırılır, iflasa sürüklenir ve tek bir sorumlu yargılanmaz?
Örnekler çoğaltılabilir, çünkü bu örnekler bizzat bizim hayatımız, yaşadıklarımız.
Mutlaka birileri cevap olarak, bunları yapmak için AB üyesi olmaya gerek yok diyebilir.
E yapalım o zaman, engel mi var?

Bu haber 277 defa okunmuştur

:

:

:

: