Yakışmayan şeyler bunlar

Aşağıdaki satırlar Sevgili Merkan Hamit’e ait.
Aşağıdaki satırlar Sevgili Merkan Hamit’e ait.
Ne güzel ifade etmiş Sevgili Mertkan içinde bulunduğumuz durumu.
“Ekonomik kalkınmamızı üniversite adası olmak yönünde çizdik. Bunun sosyal maliyetlerini hesaplamadık. Altyapı ile ilgili sıkıntıları görmezden geldik. Ancak şimdi üniversitelerin başındakilerle başımız dertte. Tabella üniversitelerinin yarattığı kalitesizleşme hali bir tarafa Bir de üniversite rektör ve patronlarının davranışı bu imajı zedeliyor. Geçen hafta DAÜ Rektörü öğrencilerin üstüne yürüdü: 'ben sizin babanızım ben ne dersem o olur' anlayışının rezil bir yansımasıydı. Şimdi KAÜ akademisyenleri konuşuyor. Aylardır maaşları yatmıyormuş.Bu insanlar en üst düzeyde eğitim alan insanlar değil de dilenciymiş gibi davranılıyor.
Muhtemelen daha duymadığımız onlarca rezalet daha vardır.
İşe yaramayan bir devlet kurduğumuz gibi kuzey kıbrısta kurduğumuz ekonomik modeli elimizle yıkmayı başararak tarihe geçeceğiz!”
Katılmamak mümkün mü?
Hoş isteyen dileyen bu düşüncelere katılmayabilir. Fakat ben kendi adıma sonuna kadar katılıyorum.
Neden?
Nedeni şu ki; her ne kadar da eğitimin ticari bir sektör üzerinden değerlendirilmesi doğru gelmiyorsa da gerçek böyle değildir.
Nitekim bugün üniversite adası olma yolunda atılan her adımın ekonomi üzerinde doğuracağı etki düşünülmüştür.
Dolayısıyla üniversitelerin ülkeye sağladığı enerjinin mali boyutunu ticari bir sektör kavramı içine yerleştirmek gerekiyor.
Fakat bütün bunlar üniversitelerimize olan bakış açısını doğru bir zemin üzerinde ele almamıza imkan vermiyor.. Hal böyle olunca da ciddi bir güven ve kalite sorgulaması beraberinde geliyor.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi üniversite idarelerinin en üst düzeydeki yöneticilerinin beceriksiz tavrı ve bu anlamda yerine getirilmeyen yükümlülükleri nedeniyle sıkıntılar yaşanmaktadır.
Nitekim DAÜ’de gelen yüzde 30’luk zam üzerine öğrencilerin en doğal hakkı olan tepkilerini ortaya koymasından rahatsız olan DAÜ Rektörü Necdet Osam’ın öğrencilere karşı sergilediği saldırgan tavrı ve kullandığı yakışıksız üslubun hiçbir izahı olamaz.. Kaldı ki hafta boyunca her ne kadar da Kıbrıs Türk Basını konuya ilgi göstermediyse de yaşananlar görüntülü olarak Türkiye medyasında yer bulmuştur. Diğer bir üniversite olan KAÜ’de ise aylardır hak edişlerini alamayan, baskı ve hakarete uğrayan akademisyenlerin yaşadığı rezil durum var..
Peki bütün bunlar yaşanırken devlet ne yapıyor?
YÖDAK konunun neresinde?
İlgili bakanlık nasıl önlemler alıyor?
Var mı bilen?
Yok.
Çünkü ortada bu yanlış durumları düzeltebilecek otoriteye sahip değil hiçbirisi.
Bu devlet ne hukuk devletidir, ne de sosyal adaleti ilke edinmiş bir yapıya sahiptir.

Bu haber 369 defa okunmuştur

:

:

:

: