Sancılı bir süreç olacak gibi

Bugün yeni kabinenin açıklanması ile birlikte aslında yeni bir sancılı sürecin daha başlangıcına hep birlikte şahitlik etmiş olacağız. Bu süreçte hem UBP’de hem de HP’de bazı kopmalar dahi olabilir. Çünkü bu iki parti 15 ay önce birbirini öyle hırpalamıştı ki içlerinde birbirlerini hiç haz etmeyen onlarca insan var.
Bugün yeni kabinenin açıklanması ile birlikte aslında yeni bir sancılı sürecin daha başlangıcına hep birlikte şahitlik etmiş olacağız. Bu süreçte hem UBP’de hem de HP’de bazı kopmalar dahi olabilir. Çünkü bu iki parti 15 ay önce birbirini öyle hırpalamıştı ki içlerinde birbirlerini hiç haz etmeyen onlarca insan var.
Hani şu meşhur yılan ve kuyruk hikâyesi var ya. İşte UBP ile HP’nin durumu da aslında öyle. Hatırlıyor musunuz o hikâyeyi?
Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an göz göze gelmiş. Yaratana olan aşkı yaratılana yansımış ve yılana vurmaya kıyamamış. Yılanda duygulanmış ve dile gelmiş; ''Ey insanoğlu, sen bana kıyamadın, bende sana iyilik edeceğim'' demiş.
Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve ''Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın lira vereceğim!'' demiş. Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş. Ailesi dahil hiç kimseye olanı biteni anlatmamış. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzeldiğini zannetmiş.
Oduncu yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış.
Bir gün oduncu ağır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Birkaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış. Oduncu oglunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış. ''Kör kuyunun başına git ve oğlum olduğunu söyle; yılan sana altın verecek!'' demiş. Oğlu inanmamış ama gitmiş.
Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış. Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş. Oğlan önce inanmadığı hikâyenin gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış, ''Kim bilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde!'' diye düşünmüş.
Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyruğunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş. Akşam yaklaşıp da oğlu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatağından sürünerek bile olsa kalkmış. Kuyunun başına gitmiş ki oğlu cansız yatıyor.
Yılanda o anda görünmüş; kuyruğu yok ve kanlar içinde. Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oğlu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılanda yaralı...
''Hatalı olan oğlum olmalı!'' demiş ve yılandan özür dilemiş. ''Tekrar dost olalım!'' demiş. Yılan ise acı acı gülümsemiş: ''Çok isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız!'' demiş
Bu haber 305 defa okunmuştur

:

:

:

: