Kırk beş yıl sonra gelen ikinci ABD mektubu

Bizim jenerasyon, birinci ABD mektubunun, 1964 ‘de, TC Başbakanı olan, Rahmetli İnönü’ye verildiğini hatırlarlar .

Bizim jenerasyon, birinci ABD mektubunun, 1964 ‘de, TC Başbakanı olan, Rahmetli İnönü’ye verildiğini hatırlarlar .
Hele hele, o yıllarda ölüm kalım mücadelesi veren, o jenerasyon . Söz konusu mektubu, hiç ama hiçbir zaman, mezara kadar unutmayacaktır .
Mektup hakkında, şimdiki jenerasyon için, çok kısa bilgi vereyim .
1963’te, Kıbrıs Türk Halkını soykırıma uğratmak için, Rum ve Yunanistan’ın ortaklaşa başlattıkları eylem karşısında . Türkiye’nin, adaya, Uluslararası anlaşmalardan doğan müdahale hakkını kullanmak istemesi üzerine . Zamanın ABD Başkanı Jhonson tarafından, kaleme alınmış, küstahça bir mektuptu . İçeriği, Türkiye’nin adada katledilen Kıbrıs Türk halkını katliamdan kurtarmak için yapacağı müdahaleyi önlemek . ABD ve Nato patentli silah ve mühimmatın kullanılmasını engellemekti .
Jhonson mektubu, Türkiye’nin müdahalesini engellemiş ve binlerce Türk, 1974 ‘de kadar. Rumlar ve Yunanlılarca katledilmişti .
Bu, Türk siyaset tarihinde” Jhonson Mektubu “olarak yerini almıştır.
Aradan, kırk beş yıl geçtikten sonra . Ayni küstahlıkta, ABD tarafından, Türkiye’ye ikinci mektup yazılıp gönderiliyor .
Bu defa mektup, ABD Başkanı tarafından verilmiyor .
İkinci mektup, Bakanlıklar seviyesinde .
Mektup, ABD Savunma Bakanlığı tarafından yazılmış .
Mektubu yazan, ABD Savunma Bakan vekili .
Mektup kime yazılmış ?
TC Milli Savunma Bakanı, Sn. Hulusi Akar’a .
Yukarıda, İkinci mektubun da, birinci mektup gibi, küstahça yazıldığını belirtmiştim .
Küstahlık, mektubun, TC Savunma Bakanına . ABD Savunma Bakanının vekili tarafından yazılmış olmasıdır .
Seviyede paralellik yok .
Gelelim, mektubun içeriğine .
Mektubun konusu, S 400 ler ve ABD’den alınacak F 35 savaş uçakları .
ABD Savunma Bakanlığının, bu mektubunda . Rusya’dan alınmasına karar verilen S 400 ‘den vazgeçilmemesi halinde . F 35 savaş uçaklarının, Türkiye’ye verilmesinin mümkün olmayacağını.
Ayrıca , Kongre ve Temsilciler Meclisinden de, Türkiye’ye ambargo uygulanacağıdır .
Hatırlanacağı gibi, 1974 ‘de ABD’nin baskısı ile yasaklanan haşhaş ekimini. Türkiye’nin, tekrar ekim kararı alması karşısında . ABD, Türkiye’ye silah ambargosu uygulamıştı .
Şimdiki mektupta ise, ambargo, sadece silahla yetinilmiyor . Ticarete de sirayet ettiriliyor . Bunun için 75 milyar dolarlık bir ticaret hacminin, Türkiye’nin ayağının altından kayacağı. Nato ve ABD ile olan ilişkilerin, büyük zarar göreceği tehdidinde de bulunuluyor .
Yüce Mustafa Kemal, ne kadar haklı imiş . Her geçen saniye haklılığı daha da perçinleniyor .
Birinci TBMM ‘de söyledikleri :
“ Efendiler , biz bağımsızlığımızı güven altında bulundurabilmek için. Toptan, milletçe, bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı, savaşmayı uygun gören insanlarız .“
Türk Kurtuluş Savaşı, bu temeller üzerine oturtularak, zaferle sonuçlandırılmıştır .
Zaferden hemen sonra. Bağımsızlıkla ilgili olarak çizdiği yolu, şu cümlelerle ifade ediyordu .
“Bir millet yalnız kendi gücüne dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlayamazsa. Şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz .“
Makine Kimya Endüstrisi Kurumunu, savunma sanayii ile ilgili olarak faaliyete geçirerek . 15 yıllık iktidarı döneminde, Türkiye’yi tam bağımsız olarak yönetmiş . Aldığı ekonomik önlemlerle de, 1928 yılında. Dünyada belirlenen ekonomik krizi . Türkiye’ye teğet olarak geçirerek . Dünya ekonomisinde meydana gelen olumsuzlukları, Türkiye’de hissettirmemişti .
Ondan sonra, ne oldu ?
Atatürk’ten sonra gelen yöneticiler. Çağdaş uygarlık diye, batılıların her isteğini yerine getirerek . Hem savunma sanayiinde . Hem de ekonomik alanda. Türkiye’yi bağımlı hale getirdiler .
Türkiye’nin, bu kıskaca girmesi . 1963 Kıbrıs olayları ve “Jhonson Mektubu” ile gün yüzüne çıktı .
ABD’nin gerçek manada bir müttefik ve dost olmadığını . Sözde müttefik olduğu ülkeleri, kendi çıkarları uğruna kullanan, bir Emperyal devlet olduğunu anlıyoruz.
Son, Hidrokarbonlarla ilgili olarak , ABD’nin Dışişleri Bakanı müsteşar yardımcısı ” Doğu Akdeniz ve Kıbrıs ABD için stratejik önemde “demiş .
Kıbrıs , ABD için, binlerce deniz mili uzakta, stratejik bir öneme sahipse .
Kıbrıs Türk halkı için de, yaşamsal bir öneme sahip .
ABD , 1963 ‘ten beri, devamlı olarak, bu baskıcı yöntemlerini. “Sünnetçi korkusu” misali ,Türk tarafına yapmayı, itiyat haline getirdi.
Akdeniz’de ve Orta Doğuda, Türkiye’yi kaybetmekle. Büyük bir kaleyi yitirdiğinin farkında .
Şimdilerde, yeni kale. Güney, olabilir mi ?
Kırk beş yıl sonra gelen, ikinci mektup . ABD’nin Türkiye’ye bakış açısının değişmediğini, ortaya koyması bakımından. Düşündürücü olsa gerek .
Bu haber 4040 defa okunmuştur

:

:

:

: