Masumiyet karinesi diye bir şey duydunuz mı?

Masumiyet karinesi diye bir kavram var.
Masumiyet karinesi diye bir kavram var.
Eğer bu ülkede halâ bir anlam ifade ediyorsa!
Peki nedir bu masumiyet karinesi?
Gelin google’ da arayalım.
Bakın nasıl tanımlanıyor.
“Masumiyet karinesi, suçsuzluk ilkesi veya uluslararası hukuk terimi olarak presumption of innocence; suç kesinleşmediği sürece kimsenin hükümlü sıfatıyla değerlendirilemeyeceğini ifade eden, temel hukuk doktrini.”
Demek ki neymiş?
Bir suç kesinleşmediği sürece kimse hükümlü sıfatıyla değerlendirilmez (miş)
Peki bu süreç bizim ülkemizde nasıl değerlendiriliyor?
Tek kelime ile son derece çirkin diyebilirim.
Şöyle ki; birileri bir vesile ile polise gidip bir başka birileri hakkında şikayette bulunur.
Polis bu şikayeti araştırır/soruşturur, eğer kendince suç unsuru oluştuğuna inandığı bir şey varsa savcılık, yani iddia makamı aracılığı ile konuyu mahkemeye intikal ettirir. Fakat bu mahkemeye zanlı olarak çıkarılan kişileri suçlu yapmaz. Zira o zanlının mahkemesi henüz görülmemiştir. Dolayısıyla o mahkeme sonuçlanıncaya yargı kararını verinceye kadar mahkemeye zanlı olarak çıkarılan her kim olursa olsun hakkında mahkemece verilen bir hüküm olmadıkça masumdur.
Ve bu çok nettir.
Tartışmaya açık bir konu dahi değildir.
Lakin bizim ülkemizde bu durumda olan insanlar basın eliyle linç ediliyor.
Suçları kanıtlanmamış, soruşturma/araştırma sürecindeki dosyaların hamilleri suçu işlemiş, mahkumiyet kararı verilmiş gibi muameleye tabi tutuluyorlar.
Gszetelerin baş sayfalarında, sosyal medyada adeta mahkum ediliyorlar.
Etik ortadan kayboluyor.
İnsan hakları çatır çatır ellerinden alınıyor.
Toplumun önünde suç işlemiş, ceza almış, mahkum olmuş gibi ifşa ediliyorlar.
Ve biz buna basın özgürlüğü diyoruz.
Öyle mi?
Kimse kusura bakmasın ama bu basın özgürlüğü falan değildir. Basının kendini yargı yerine koymasıdır.
Düşünün bir kere bu pozisyona bir şekilde düşen zanlı konumunda mahkemeye çıkarılan insanların da kişilik hakları var, bu insanların aileleri var, çocukları var, anneleri, babaları, kardeşleri, arkadaşları var.
Ve böyle bir durumda bu insanların yaşadıklarını düşünebiliyor musunuz?
Tam anlamıyla bir yıkım yaşıyorlar.
Cehennemi tadıyorlar.
Etik dışı insanlık ayıbı bu uygulama yıllardır bu ülkede yapılıyor.
Yıllardır bu durumdan olumsuz etkilenen insanlar var bu ülkede.
Ama değişen hiçbir şey yok.
İnsanları aşağılayarak, onurlarını ayaklar altına alarak icra ediliyor bu uygulama.
Peki medya etik kurulu ne yapıyor?
Bu uygulamaya neden dur diyemiyor, ya da demiyor.
Yapılanın etik olmadığını hepimiz biliyoruz.
Kaldı ki mahkeme kararı olmadan bu insanları suçlu ilan edercesine başlıklar atarak yaftalamak hangi etik değere ile izah edilebilir?


Bu haber 273 defa okunmuştur

:

:

:

: