Doğu Akdeniz’de istiklal mücadelesi

Akdeniz in dünyanın merkezi olacağını aylar önce sizlere yazdım. Rothchild ailesinin bölgeye verdiği önemi sizlere aktarmıştım.
Akdeniz in dünyanın merkezi olacağını aylar önce sizlere yazdım. Rothchild ailesinin bölgeye verdiği önemi sizlere aktarmıştım. Her gün doğu Akdeniz ile ilgili haberleri okumaya devam ediyoruz. S400 meselesini de bu konunun dışında tutmak demek akıl tutulması olur . Öyle ki Yunanistan Savunma Bakanı Apostolakis şöyle demişti; S400 lerin gelmesiyle birlikte EGE ve AKDENİZ de ki bütün üstünlüğümüzü kaybederiz'' açıklaması bizim söylediklerimizi destekleyecek nitelikte açıklama olmuştu.
ABD Savunma Bakanlığından gönderilen son mektup ta bu bağlamda değerlendirilmelidir. Bu mektubu ben, 1964 te gönderilen Johnson Mektubuna benzetiyorum. O dönemde mektup Kıbrıs ile alakalı idi. Yine hedef Akdeniz di. Bugün de öyle ..
JOHNSON MEKTUBU ne idi? Türkiye'nin o dönemde tek başına hareket etmemesi gerektiği belirtilmişti. Sert bir mektup tu. Bugün de sanki tarih tekerrür ediyordu... ABD savunma bakanlığı Ankara ya bir mektup gönderiyordu. S400 lerin alınması ile ilgili olacakları bildiren bir mektup bu. Dün ne ise bugün de aynısı oldu.
ABD şunu unutuyor, Türkiye nin güvenlik kaygılarından dolayı almak zorunda olduğu s400 lerin olmazsa olmazımız olduğunu unutuyor. S400 alınmazsa doğu Akdeniz tehlikeye düşer. S400 ü alınmasına bizi zorlayan ABD dir. Yani s400 meselesi sadece kendi çerçevesinde düşünülmemelidir. Bunu size kaç kez yazdım. Geçtiğimiz günlerde yazmıştım. Recep Tayyip Erdoğan da söyledi; s400 krizi ni basit görenler yanılıyor. Doğu Akdeniz de ki oyunu da basit görenler yanılıyor '' demesi bizlerin söylediklerine paralel oldu.
Gel gelelim Doğu Akdeniz de neler oluyor?
Şuan doğu Akdeniz de 1 trilyon m3 civarında rezerv bulundu. Bu bağlamda bölgede araştırma yapan Türkiye karşıtı ülkeler ile hareket eden Rumlar ,Türkiye nin gemilerine karşı tutuklama çıkarmıştı. Sebebi ne olarak görülüyor? Diye sorarsak karşı tarafın savunmasına göre Türkiye kendi kıta sahasında arama yapmıyor. Güney Kıbrıs Rum kesimin ruhsat verdiği alanlarda arama yapıyor. İşte bu noktada Fransa, ABD ve diğer sondaj faaliyeti içerisinde bulunan ülkeler tarafından Türkiye aleyhinde açıklamalar geliyor . Türkiye'nin tezlerine göre ruhsat verilen alanlar Türkiye 'nin kıta sahanı içerisinde kalıyor. Bununla ilgili de Türkiye 'nin kendinde haklarının saklı olduğu tezi hakim. Bu bağlamda T.C Cumhurbaşkanından 3 gün önce çok sert açıklamalar Fransız Macron a karşı yapıldı.
Bizim Şuan 2 araştırma gemimiz var. Oruç reis ve Barbaros. Diğer 2 gemimizde açık denizlerde arama yapacak. Onların adları da Fatih ve Yavuz. Türkiye'nin hak ettiği alan geçmişten gelen maddelere göre 234.815 km2 alanda kıta sahanlığına hakimim diyor. İşte bu bağlamda Türkiye nin tezleri ile karşıt ülkelerin savunduğu tezler arasında uçurumlar var. Bu tezimize Rum tarafı , Yunanistan , Fransa, İsrail, Mısır, İtalya hepsi aleyhinde olan cephede duruyor.Yunanistan Başbakanı A. Çipras tek başına ekonomik ambargo koyacağım diyor. AB den aldığı destekle bu açıklamayı yapan Çipras aslında arkasında olan güce güvenerek böyle açıklamalar yapıyor.
Türkiye bugünleri görmedi mi?
Gördü. Gördüğü andan itibaren den 2008 yılından bu yana bakalım. Türkiye nin başına gelmeyen kalmadı.
Neler oldu?,
Gezi olayları patlak verdi. 17/25 aralık olayları , Kapatma davası, 367 krizi, ABD ile Türkiye Krizleri, 15 temmuz , e muhtıra, darbe girişimleri, suikast girişimleri vs vs hangi ülkede bu kadar olay oluyor. Ama bu olanlar sadece burada olmadı . Akdeniz kıyıdaş olan ülkelere bakalım. Mesela Mısır. Mısır da darbe olmadan önce Mursi vardı. Mursi verilmeden önce Türkiye ile iyi ilişkiler çerçevesinde Akdeniz de Petrol Ofisimizle anlaşmalar yapmıştı. Ne oldu ? şimdi Mursi nerede? Türkiye ye verilecek olan haklar İsrail e kaydı. Tek mısır mı? Hayır Libya ne durumda ? darbe oldu. Suriye ne durumda bakın? Mısır öyle... Cezayir de şu an kafasını kaldıracak halde değil. Lübnan da olanlara bakın. Bizim başımıza gelenleri de etraflıca değerlendirirsek Akdeniz in hedefe konulduğunu anlarız. Büyük bir kaynak olduğu ortaya çıktığı gün Akdeniz hedefe alındı. O yüzden bugün coğrafya da olanlar oldu. 15 Temmuz darbe girişimi de bu bağlamda yapılmıştır. ABD – İsrail bağlamında yapılan girişimler hepsi bugüne endeksli girişimlerdir. Bugün konvasyonel silahlarla savaş yok ama soğuk savaş da olmayacak derece de eylemleri görmek mümkün.

Türkiye bugünleri görerek bölgede faaliyete geçecek gemileri bile bu bağlamda satın aldı. Türkiye nin daha önceden böyle gemisi yoktu. Ne zaman durum anlaşıldı, alım gerçekleşti. Dikkat edin Türkiye ile hareket eden ülkeler bile Türkiye ye bu bağlamda parasıyla bile hareket etmiyorlar. Mesela daha dün parasıyla bile ABD den Sigsauer silah satın alamıyorduk, fakat şimdi kendi silahımızı yapar olduk. Bugün doğu Akdeniz de ki mesele de bu. Bizlere orada ki zenginliklerden yararlandırmamak için ellerinden geleni yapmaya devam edecekler. Bu gelişmelere gelinene kadar Türkiye büyük badireler atlattı. Türkiye her anlamda engellendi. Tam bağımsız Türkiye için doğu Akdeniz de var olmamız gerekiyor. Türkiye bugünleri görerek savunma sanayi de adımlar attı. Bizim bileğimizi savaşarak bükemezler ama ekonomik bağlamda üzerimize gelecekler... Tek yumuşak karnımız bu. Bu dönemde iç politika malzemesi olan ekonomik göstergeleri uluslar arası anlamda değerlendirirsek olayları daha iyi çözümleriz. Bu dönem gerçekten 2. istiklal mücadelesidir.

Son durum olarak ; Barbaros gemisi 8. parsel de araştırmalarını yapıyor. Fatih gemisi de GKRY nin kuzeyinde araştırma yapıyor. Fatih ve Barbaros a bu bağlamda tutuklama çıkarıldı. Bizi tehditle yıldıramayacaklar dır. Lakin ekonomik olarak üzerimize geleceklerdir. Şuan da ki kavganın büyüklüğü anlatılamaz. Trilyonlarca dolar dan bahsediyoruz. S400 krizi de doğu Akdeniz den ayrı değerlendirilemez. Zaten İsmet İnönü o dönemde gelen Johnson Mektubunu bu parametrede değerlendiriyorum. Ne demişti İnönü YENİ BİR DÜNYA KURULUR, TÜRKİYE BU YENİ DÜNYADA YERİNİ ALIR'' diyerek gereken cevabı güzel bir şekilde iletti. Bugün de tarih tekerrür ediyor.

Bu haber 1232 defa okunmuştur

:

:

:

: