Çözüm bekleyen sorunlar

Yaşanan her ne varsa bir ömre sığdırmak zor.
Yaşanan her ne varsa bir ömre sığdırmak zor. Bilindiği üzere insan doğar, yaşar ve “Takdir-i İlahi” ile dünyaya veda eder. Bu gün varsın, yarın yoksun, derken insan hayatında saniyelerin önemi var. Son nefesin nerde nasıl ve kaç yaşında tükeneceği belli olmayan acımasız bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyada ne ekersek onu topladığımızın elbette bilincindeyiz. Günümüzde bu iletişim çağında kara haber çabuk duyulur dedikleri gibi anında sosyal medyanın bu haberlerin bir nevi saniyesine duyulduğu çağdayız. Ülkemiz küçük ve bizler birbirimizi tanıyanlar hep birlikte acıyı paylaşanlar olmamıza rağmen her zaman ateşin düştüğü ve yaktığı ,sönen ocaklarda olamıyoruz. Daha geçen gün Akay Optik çalışanı Orhan Kaptan; tanıdığımız müşterilerine gülen yüzü ile en iyi hizmeti vermeye çalışan genç bir çocuğumuz. Devamlı organ nakli için çağrılarda bulunan bir genç ve kalbine yenik düştü. Organ nakli konuşulduğu zaman böbrek hastaları, diyaliz hastaları ve nakil bekleyenler için yüreğimiz bir başka yanıyor. Sebebi mi? Rahmetli eşimin 12 yıl süre ile diyalize bağımlı yaşantısındaki mücadelemiz vardır. Diyaliz makinelerinden çıkıştan sonraki hastanın çektiği ağrı ve damarlardaki kanamaları, hasta yakını olarak görenleriz. Duyulan korkular, endişeler ,zor diyorum hem de çok zor. Ülkemizde diyaliz hastaları makinelere bağımlı olurken yatağa bağımlı bir çok hastamız vardır. Alzheimer hastalığı ise aldı başını gidiyor. Hangimizin ne gün ne olacağı belli olmayan günlerden geçerken zaman aleyhimize işliyor. Ülkemizde çalışan dış ülkelerden gelen nüfusun büyük bir çoğunluğu özellikle kadınlar bu gibi hastalarımıza yatılı refakatçilik yapmaktadırlar.Her gün polis haberlerinde bilmem kaç kaçak yakalanıp tutuklandı, sınır dışı ediliyor haberlerini okuyoruz. Bu insanları ülkelerinden ülkemize sevk eden sebepler üzerinde durulduğunun araştırılması yapılıyor mu onu bilen yok kanaatindeyim. Bu kişiler kimisi ön izinle ülkemize giriş yapıyor, üçüncü ülke vatandaşlarına ön izin verilmesi için gerekli teminatın garanti mektubu bankadan alınıyor. Adaya ön izinle getirilip girenlere bir ay içerisinde çalışma izni çıkarılması sürelendirilmiştir. Taşı toprağı altın deyip gelen bu insanlarımızın yaşam şartları zordur. Bir de turist olarak giriş yapanlar limanlarda verilen azami 90 günlük vize sonrasında dönüş yapmamışlarsa kaçak çalışma grubuna girerenler oluyor.Bir kısım yabancı işçinin kimisi de çalışma izni varken işten durdurulanlar oluyor. Bu insanların hayat hikayelerinde göz yaşı ve geçim derdinin gailesi vardır. Kimisi vatanından uzak, ailesinden ayrı, çocuklarına hasrettir ve bazen bu işçiler yardımlaşma yolu ile toplanan para ile cansız bedenleri, bir uçağın alt bagajında ülkelerine gönderilmektedirler,bunun örnekleri de vardır. Hayat pahalı, geçim derdi çok ve işverenler her asgari ücret artırıldığında yanlarında çalışanların sayısında azaltma yönüne gitmektedir. Asgari ücret arttığı zaman sosyal sigorta ve ihtiyat sandığındaki prim basamaklarındaki artış üç işçi çalıştıranın bir işçi aylığına nerdeyse denk geliyor bu durumda işten durdurmalar başlıyor ve işçiler çaresizliğe itiliyor. Bu işçiler bir ay içinde kendilerine çalışma izni çıkaracak yeni bir işveren bulmadığı takdirde kaçak mühürünü alınlarında taşıyıp günü birlik iş bulup açlıklarına çare oluyorlar. Sorun büyük çaresizlik büyük bir dert. İşçi haklı, işveren haklı peki haksız olan kim ? İşte bu sorunun cevabı bilinirse çözüm kendiliğinden bulunur olacaktır.

Bu haber 441 defa okunmuştur

:

:

:

: