İzmir yolculuğum

KIBATEK’in 15. Yaz Şölenine katılmak amacıyla dün sabah İzmir’e geldim.
KIBATEK’in 15. Yaz Şölenine katılmak amacıyla dün sabah İzmir’e geldim.

Havaalanında genç ve güzel, cıvıl cıvıl, Türkçe öğretmeni Ayşegül Hanım karşıladı beni. Yol boyunca edebiyat, sanat, şiir, yazı derken; sıkıcı ve baş döndürücü yol, birden bitiverdi.

İki gece konaklayacağımız şirin mi şirin CEYLAN pansiyona geliverdik. Buca’da 9 Eylül Üniversitesi dibinde... Odamın renkleri su yeşili ve pembe... Çiçekli masa örtüleri, turkuaz mavi sandalyeler...

Neden şaşırıyorum ki!
Burası Ege... Burası İzmir kızım...
“ Denizi tuz, denizi kız kokan...” İzmir... Aşık olduğum İzmir...

Feyyaz Beyle Ayşegül Hanım, pansiyonun şirin bahçesinde Seferihisar/ Sığacık’taki etkinliğin son detaylarına göz atarken çabucak bir duş alıp üstümü değiştiriyorum.

Hemen çıkıyoruz. Önce yakındaki “ Mübadele Müzesi” mi geziyoruz.

Gördüklerim ve anlatılanlar karşısında boğazım düğümleniyor. Gözlerim doluyor.

Daha geçen ay Kıbrıs- Girne’de amfitiyatroda izledim ya “ Bir Bavula Ne Sığar ki! “ oyununu...

Bütün gece etkisinde kaldığım, uykularımın kaçtığı oyunun gerçek hikayesi işte karşında... Fotoğraflarla, belgelerle, eşyalarla...

Benim atalarım da Bulgaristan / Razgrad’tan mübadele ile gelenlerden...

Bildiğim, duyduğum anılar, saklandıkları yerden çıkıp başıma üşüşüyorlar... Ben de varım... Beni unutma! diye haykırıyorlar...

Tecrit odası... Mikroplardan arınma / dezenfekte / buhar odası... Duşlar...

Tıpkı Moskova- Petersburg arası tren yolculuğunun düşündürdükleri aklıma geliyor. Trenler dolusu insan sürgüne yollanırken...😥😥😥😥

Müze görevlisi hanımın masasında 1974 Barış Harekatı ve Ecevit konulu kitaplar... Bilgisayarında konuyu ele alan satırları...

Ne büyük bir rastlantı... Benimle daha çok konuşmak istiyor. Ben de öyle... Ama uymamız gereken programımızı aksatırsak olmaz ki!

Görevli hanıma yarın, sabah kahvemizi içme sözü vererek ayrılıyoruz.

Ardından bir iki dar sokağı dolanıp Balkan Yemekleri yapan tertemiz bir lokantada karnımızı doyuruyoruz.

Bulgur pilavi üstünde bir kepçe nohut, yanında yoğurtlu biber, kadınbudu köfte ve kocaman bir dilim karpuzu tepsime doldurup masamıza geçiyorum. Ayşegül ile Feyyaz Bey de damak tadına uygun Balkan yemeklerini seçiyor.

Derken servis yapan bey elinde harika bir tatlıyla geliyor. Kemal Paşa tatlısı, üzerine tahin dökülmüş ve kocaman bir parça kaymak...

Aldıklarımızı büyük bir iştahla silip süpürüyoruz...

Ayşegül’ün başka bir toplantıya acil yetişmesi gerek. Biz de İsveç’ten İzmir’e tatile gelen Neşe Hanımla buluşacağız sahildeki Konak - Pier’de...

O Karşıyaka’dan gelecek. Feyyaz Sağlam ile ( KIBATEK Kurucu Başkanım) biz erken gidiyoruz. NERO Cafeye oturuyoruz. Bel on dakika laflıyoruz, Neşe Hanım geliyor.

Kırk yıllık dost gibi sarılıyoruz. Bizi teknoloji buluşturuyor. İlk görüşmemiz...

Tatlı bir sohbet... Bir saat su gibi akıyor. Çok kalamıyoruz. Ama kesinlikle pek yakında görüşeceğiz...

Buradan etkinlik sonrası, Çanakkale’ye ailemi görmeye gideceğim. Biletimi alıyoruz. Kalacağım yere geliyoruz. Sabahın beşinden beri ayaktayım. Saat beş oluyor. Neredeyse on iki saattir ayaktayım... Enerji depolamam gerek... 😄😄😄😄

Duş alıp uykunun kollarına kendimi bırakıyorum...

Ayşe TURAL

Bu haber 339 defa okunmuştur

:

:

:

: