Federal mı ? Konfederal mı ?

Son Kıbrıs görüşmelerinde . Bu işin bittiğini .
Son Kıbrıs görüşmelerinde .
Bu işin bittiğini .
Rum tarafında zihniyet değişikliğinin olmadığı, açıklaması yapılarak.
“İşin, artık yeni nesle kaldığı “ söylenmişti.
Dışişleri Bakanı Sn. Çavuşoğlu’nun yaptığı açıklamada ise.
2017 yılında Anastasiadis’in kendisine.
“ Halkım Kıbrıslı Türklerle hiçbir şeyi paylaşmak istemiyor.
Hastaneleri bile paylaşmak istemiyor ” dediğini söyledi.
Görüşmelerin temel zemini Federasyon olduğuna göre.
Bu sistemde oluşturulacak olan ortaklık devletinde. Ortaklar arasında her şey paylaşılmalıdır.
Federalizmin ana felsefesi budur.
Paylaşımdan önce.
Ortaklar arasında, güvenin olması da şarttır.
Bu en önemli ve vazgeçilmez unsurdur.
Güven yerine, güven bunalımı devam etmektedir.
Bu da hep Güneyden kaynaklanmaktadır.
Bu iki ana unsurun mevcudiyetinin olmadığı bir federal yapı. Nasıl oluşur ?
Oluşsa bile ömrü ne olur ?
Fonksiyonel bir Federasyon olan Kıbrıs Cumhuriyetini. Paylaşım hazımsızlıklarından dolayı, üç sene bile yaşatmadılar.
Adanın tek hakimi olmak için.
Türk Halkına karşı soy kırıma girişmediler mi ?
Federasyonu benimsemiş olsalardı.
O ortaklık Cumhuriyetini yaşatmazlar mıydı ?
Rum Halkı, paylaşım bir yana. Adanın tek hakimi olma iradesinden hiçbir zaman vaz geçmedi.
Bunu, Anastasiadis de çeşitli vesilelerle dile getirmiyor mu ?
Öyle ise, Rum tarafının tavrı nedeni ile Federasyona dayalı bir anlaşmanın olabilmesi mümkün görülmüyor. Rum tarafının bölüşümü kabul etmemesinden dolayı, 50 yıllık görüşmelerden bir sonuç çıkmış değildir.
Görüşmeleri sürdürmesinin ana nedeni. Mevcut statükodan yararlanması.
Adanın tek hakimi pozisyonunu sürdürüp, bundan faydalanmasıdır.
Nitekim bunu, Doğu Akdeniz’de görüyoruz.
Bütün bunlar karşısında.
Sonuca gitmeyen görüşmelerin yeniden başlamasını istemek.
Rum tarafının statükoyu devam ettirme iradesini sürdürmesinden başka bir anlam taşır mı ?
Kaldı ki bu oyalama taktikleri ile her görüşme masasına geldiğinde. Abuk sabuk teklifler sunmakla, bunu kanıtlamış olmaz mı ?
Rum tarafının bu samimiyetsizliği ve alay eden tavrı karşısında.
Hala Federasyonda ısrar edilmesini anlamakta, gerçekten güçlük çektiğimi belirtmek isterim.
Rumların istemediği paylaşımın yerine. Paylaşımı olmayan modellerin ileri sürülmesinde ne sakınca olabilir ki ?
Tek alternatifle yola devam edilmesi.
Anastasiadis’in ekmeğine bal çalmak anlamı taşımaz mı ?
Bir 50 yıl daha Federasyon görüşülsün.
Biz, izolasyonlar altında ezilelim.
Onlar da, Devletliklerini devam ettirsinler. Yarattıkları statükodan yararlansınlar.
Bütün bu gerçekler karşısında.
Tatar Hükümeti ve Erdoğan Hükümeti.
İki Devletli çözümü telaffuz etmeye başladılar.
Yani, Konfederasyona dayanan bir siyasi sistemi.
Türkiye’de bu konuda, uyum tamam.
Bizde ise.
Cumhurbaşkanı ile Hükümet arasında, uyumsuzluk var dersem. Belki tam manası ile anlamı ortaya çıkarmaz.
En doğrusu “ Dağlar kadar fark var” dersek. Daha iyi anlaşılır.
Bu fark.
Başbakan ve Cumhurbaşkanı arasında geçen söz düellosu ile de kendini gösteriyor.
Türkiye’nin Başkentinde, Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenen bir konferans yapıldı.
Orada konuşmacıların ortak tavrı.
İki Devletli bir anlaşmadan yana.
Türkiye Cumhurbaşkanı Yrd. Sn. Fuat Oktay’ın konuşmasında da “eşit egemen “ bir ortaklığa vurgu yapıldı.
Sn. Akıncı, Sn. Tatar’ın bir konuşmasından incinmiş olacak ki.
“Sn. Tatar’ın macera dediği, halkımızın desteği ile yürüttüğümüz siyasal eşitlik temelinde. İki Kurucu Devletli, iki kesimli Federal çözüm hedefimizdir. Marjinal azınlık gruplar ve Akıncı’nın arkadaşları ise halkımızın çok ciddi çoğunluğudur…Bu gerçeği bu gün görmeyenler günü geldiğinde anlayacaklardır “ dedi.
Sn. Akıncı, Rum tarafındaki Federasyon konusundaki bu olumsuzluklara karşı.
Tek hedef olarak gösterdiği Federasyonun altında, her halde bir bildiği vardır diye düşünüyorum.
Şayet varsa.
Bunu halka açıklamalıdır.
Federasyon tezini savunmasını da halktan aldığı desteğe yoruyor.
Çözüm, sadece Türk halkının iradesi ile olsa idi. Çoktan bu iş olurdu.
Sn. Akıncı. Sıkıntı, karşı unsurun. Sizin savunduğunuz tek hedefiniz olan “Federasyona” yanaşmamaları.
Ayni zihniyetlerini devam ettirmeleridir.
Bu da değişmeyeceğine göre.
Bir 50 yıl daha, masa başında. Mevcut statükodan yararlanması için. Karşı unsurun ekmeğine, bal çalmaya devam mı edelim ?
Bu haber 503 defa okunmuştur

:

:

:

: