Her kafadan bir ses çıkıyor..

TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay “Mavi Vatan’ın her köşesinde hem KKTC’nin hem de Türkiye’nin haklarını koruyacağız.. Maraş tarihi belgeler ışığında açılacak” Peki hangi belgeler?
TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay “Mavi Vatan’ın her köşesinde hem KKTC’nin hem de Türkiye’nin haklarını koruyacağız.. Maraş tarihi belgeler ışığında açılacak”
Peki hangi belgeler?
Maraş’ın Osmanlı Vakıflarına ait olduğunu gösteren belgeler.
Bu belgelere göre Maraş vakıf malı.
İddia o
Peki bunun ispatının yapılacağı yer Türkiye’mi?
Ya da Kuzey Kıbrıs?
Tabi ki hayır.
Böyle bir iddia varsa, ve belgeler de hazırdır o zaman bunu izah edeceğiniz yer uluslararası hukuku içinde barındıran mahkemelerdir.
Bu AİHM olur, Uluslararası başka bir mahkeme olur..
Lakin illa ki bunu oralarda kanıtlamak durumundasınız.
Hatırlayacaksınız çok yok, Maraş faaliyetleri ile doğrudan ilgili ve sorumluluk üstlenen Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Kudret Özersay idi.
Sayın Özersay, Maraş’ta atılacak her adımın Uluslararası Hukuka uygun olacağını söylemişti.
Hatta o zaman uluslararası toplumun da bu konuda tepkisinin olumlu olacağını savunmuştu.
Ki bu doğru bir düşünceydi.
Lakin öyle zannediyorum ki Sayın Özersay, UBP ile ortak bir hükümet içinde olduğunu hesaba katmadı. Ya da birileri tarafından kandırıldı. Nitekim daha ilk günden UBP’nin Genel Başkanı ve hükümetin Başbakanı Sayın Ersin Tatar Maraş ile ilgili, Sayın Özersay’dan farklı şeyler söylemeye başladı, hatta daha da ileriye giderek Türkiye’deki yatırımcılara seslenerek Maraş’ta yatırım yapmaları için hazır olmaları telkininde bulundu. Bununla birlikte Garantör Türkiye’nin de Yöneticileri Maraş için farklı farklı düşüncelerini ortaya koyarlarken Maraş için öngörülen açılımda uluslararası hukuktan hiç bahseden olmadı.
Dolayısıyla burada KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın tezi olarak ortaya çıkan Maraş konusunda kafalar iyice karıştı. Çünkü bütün bu açıklamalara baktığımız zaman Sayın Özersay’ın Maraş’ta uluslararası hukuka uygun adımlar atacağız taahhüdü, ya da düşüncesi çökmüş oldu. Zira öyle anlaşılıyor ki Sayın Özersay’ın ne hükümet ortağı partide, ne de Garantör Türkiye’nin Başkan, Başkan Yardımcısı ve Bakanlarında böyle bir niyet yok.
Öte yandan BM Genel Sekreteri dahil, birçok üst düzey yönetici de Maraş konusunu gündemlerine alarak sürekli BM kararlarını hatırlatmak suretiyle konuyu yakından takip ettiklerini belirtiyorlar..
Dolayısıyla çok açık ki Maraş adımı eğer böyle bir seyirde hayat bulacaksa bu Sayın Özersay’ı çok zor durumlara sokacaktır.
Nitekim konu yeni gündeme geldiği zaman, Sayın Özersay’ın talebi üzerine Mağusa Sivil Toplum Örgütleri için bizzat kendisi Mağusa’ya gelerek konuyla ilgili bir bilgilendirme toplantısı yapmıştı. O toplantıda bende vardım.
Ve o gün Sayın Bakan aynen şöyle demişti.
Maraş açılımı her safhasında uluslararası hukuka uygun şekilde son sahipleri esas alınarak ilerleyecek, ve tabi ki vakıf malları da dikkate alınacak demişti ve hatta eğer bunu geçmiş dönemlerdeki gibi sen gel şu araziyi al, sen bu binayı al yatırım yap şeklinde olacaksa ben bu işte yokum ve bunu dünyaya izah edemeyiz diye eklemişti..
Dolayısıyla bugün geldiğimiz durumda öyle sanıyorum ki bütün bu kafa karışıklıklarını ortadan kaldıracak olan Sayın Kudret Özersay’ın kapalı Maraş ile ilgili topluma yapacağı izahtır.

Bu haber 615 defa okunmuştur

:

:

:

: