Doğu Akdeniz, KKTC ve Türkiye

Doğu Akdeniz de hidrokarbon yataklarının keşfedilmesi ile başlayan gerilim Maraş ın yerleşime açılacağı açıklamasından sonra gerilim artmış durumda. 18 Haziran 2019 da alınan bu karar neticesinde Maraş da incelemeler başlamıştı. Bunun üzerine Rumların AB nezdinde girişimleri olmuş ve olmaktadır.

Doğu Akdeniz de hidrokarbon yataklarının keşfedilmesi ile başlayan gerilim Maraş ın yerleşime açılacağı açıklamasından sonra gerilim artmış durumda. 18 Haziran 2019 da alınan bu karar neticesinde Maraş da incelemeler başlamıştı. Bunun üzerine Rumların AB nezdinde girişimleri olmuş ve olmaktadır.
Rum tarafının tek taraflı olarak ilan ettiği münhasır ekonomik bölge neticesinde devletlerin şirketleri bölgede Rumların verdiği sözde izinlerle aramalarını yapmaktadır. Bu izinler sonucunda çok uluslu şirketler bölgede cirit atmaya başlamıştır. Rumlar tek başına bu hareketleri yapmamaktadır. Destek olarak Yunanistan, İsrail, Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Fransa, ABD ile ortak hareket ederek bölgede ki gelişmeleri bir forum üzerinden yürütmekte, görüşmektedir. Bu forum üzerinden ABD ile yakınlaşan Rum ve Yunan hükümetleri ülkelerinde ABD ve Fransa ya üs kurma için teklif götürmüşlerdi. Fransa bunu kabul etti. Şuan gelinen nokta ortada. Doğu Akdeniz de üs demek dünya da ticareti ve uluslar arası ilişkileri kontrol altında tutmak demektir. ABD ile yakınlaşan Rum yönetimine karşı uygulana ambargoların kaldırılması ve NATO ittifakına bu ülkenin alınması konuları da gündeme gelmektedir. Lakin Türkiye nin NATO da veto hakkının saklı olduğunu unutmamak lazımdır.

İşte bu söylediklerimize paralel olarak Türkiye nin Rusya dan haklı gerekçelerle s400 alması ve su-57 uçakları ile ilgili söylemlerin ne kadar yerli olduğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü güneyimizde beliren doğu Akdeniz krizi ve Suriye sorunu ülkemize karşı tehdittir. Bu tehdittin bertaraf edilmesi de caydırıcılık olarak nitelendirebileceğimiz s400 savunma füzeleri ve savunma sanayisinin acilen ileri seviyeye taşınmasıdır. Türkiye kendisini savunma amaçlı aldığı bu füzeler zamanında alınmıştır.
Enerji konusunda başlayan gerilim bölgeye bölgesel aktörlerin dışında küresel aktörlerin de iştahını kabartmış, Türkiye ve KKTC karşısında haksız bir tutum sergilemektedirler. Tüm bu gelişmelere binaen de Türkiye Mart 2019 da MAVİ VATAN tatbikatı ile dosta dostluk düşmana korku salarak, gerektiğinde savaşmayı da göze alabileceğini ispat etmiştir. Asla ve katta oldubittilere müsaade edilmeyeceğini deklare etmiştir. Bu tatbikatın arkasından DENİZ KURDU tatbikatı yapıldı. Ayrıca bölgeye gönderilen Barbaros, Yavuz ve fatih gemileri bölgede haksızlığa karşı bir ses oluşumuzun göstergesidir. Bölgede ki haksız sondajlara karşı bizim de haklarımızı savunmamızı bu şekilde sağlamaktayız. 2017 yılında alınan bu gemiler ile ülkemiz hem Türkiye nin hem de KKTC nin haklarını savunmaktadır.
Burada aslında sorun enerji jeopolitiğindedir. Bölgesel ve küresel güçlerin bölgeye gözlerini çevirmesine sebep olanda budur. Kıbrıs adası Türkiye yakın konumdadır. Ayrıca Asya ve Avrupa kıtalarının ortasında yer almaktadır. İpek ve Baharat yollarının kullanıldığı dönemlerde dönemin güçleri tarafından istilalara maruz kalan adanın bugün de enerji konusundan dolayı küresel güçlerin iştahını kabartmıştır.
Kıbrıs adası her alanda önemli jeopolitiğe sahiptir. Sahipte olmuştur. Ortadoğu da yapılan savaşlar da bir üs olarak kaç kez kullanılmıştır. Bilinmez. Lakin İngiltere buradan bölgenin dinlenmesi ve radar konularında takibini yapmaktadır. Yeri geldiği zaman da müttefikleri ile paylaşmaktadır.
22 mayıs 2019 yılında kurulan UBP ve HP koalisyonu ile ersin tatar a başbakanlık yolu açılmıştı. Bu tarihten itibaren Türkiye ile KKTC arasında diyalog daha üst seviyelere gelmiştir. Ortak tatbikat bile yapılmıştır. Bu tatbikat ile beraber ortak diyalog gelişmiş, düşmana biriz mesajı net şekilde verilmiştir.
Rumların tek taraflı devlet modelinin KKTC ye dayatılmasının önü bu dönemde bekletilmeye alınmıştır. Daha önceden söylenilen Kıbrıs Kıbrıslılarındır sözü ile bu propaganda iyi yönetilmek istenmiştir. Hatta garantörlük konusunda Rumların tavırları ortadadır. Garantörlüğün olmadığı dönemde Rumların neler yaptığını tarih yazmıştır.
Bizim de kırmızı çizgilerimiz vardır. Kıbrıs ta kurulacak bir federasyonda Türkler azınlık kabul edilemez. Türkiye nin garantörlüğü söz bahis olamaz. Türkiye nin askeri varlığı söz konusu olamaz.
İşte bu çizgilerimiz Rumları masada tutmamaktadır. Türkiye ve KKTC her zamanda masada olduklarını beyan etmiştir. Barıştan yana olduklarını deklare etmiştir. Kırmızı çizgilerimiz ise olmazsa olmazdır. KKTC nin tanınması yolunda bütün girişimleri acilen yapılmalıdır ki uluslar arası alanda bizim de sözümüz geçsin ve muhatap bulmakta zorluk çekmeyelim. Türkiye ve KKTC her platformda bir olduklarını göstermeye devam etmelidir.

Bu haber 1240 defa okunmuştur

:

:

:

: