Partilerimizin DNA ları

Cumhurbaşkanı Akıncı ve Kıbrıslıtürk kimliğine son haftalarda farklı devlet makamları, siyasiler, Kurumlar tarafından yapılan küstah yorumlar ve medya şiddeti özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Suriye askeri harekatının başlaması ile suç olabilecek eylemlere dönüşmüştü.
Cumhurbaşkanı Akıncı ve Kıbrıslıtürk kimliğine son haftalarda farklı devlet makamları, siyasiler, Kurumlar tarafından yapılan küstah yorumlar ve medya şiddeti özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Suriye askeri harekatının başlaması ile suç olabilecek eylemlere dönüşmüştü.
Bu tepkilere ilk yorumum, bu olay Kuzey Kıbrıs'taki siyasi partilerinin DNA sını test edecek olmuştu.
Bir taraftan bu eleştirileri geçiştirmeye çalışanlar,
Akil adam kılığında suş zanlısını sorgulayacağına taraflara sükunet çağrısı yapanlar,
Hakarete varan yorumları karşılıklı paylaşanlar.
Bu koroya katılan yerel, yerleşik ve deniz ötesi figüranlar.

Çok oy alan partilerden başlayarak, Siyaset Bilimi, Uluslarası İlişkiler ve diğer ilgili bilim ve öğretiler esasında bu davranışı yorumlayalım.

Ulusal Birlik Partisi ; Benim hiç bir siyasi ve veya kültürel kimliğim yoktur. Bugün iktidar olabilmek ve veya iktidarda kalabilmek için her şey mübahtır. Beni yaratan halkı da değerleri de temsil etmeme ihtiyaç yok!

Cumhuriyetçi Türk Partisi; Sol değerler, insani değerler, hukuk ve demokrasi değerlerini arasıra bekletirsek biraz daha oy kazanır ve hem kendimize hem örgüte vitamin katarız.
Eylemlerimizdeki sapmaları söylemlerle örteriz.
Rakiplerimizin (Akıncı ve diğer Sol Parti ve Örgütler) muhalifleri bizim ortaklarımızdır, gizli müttefiklik işimize yarar.

Halkın Partisi; Niye illa ki bir siyasi, felsefi duruşumuz olsun?
Kıbrıslıtürkler’in menfaatlerini savunmak partimizin büyüme dönemindeki bu sürecine engel. Bu günlere popülizm ile gelindi, her fırsatta popülizm,
Bunun zararlarını başkalarının hanesine yazarız.

Toplumcu Demokrasi Partisi ve Demokrat Parti; Sin da gulle geçsin..

Yeniden Doğuş Partisi; Bu gerilim bize oy getirecek en iyi politika.
Arada bir nala da vuralım, misyonumuz tam ifşa olmasın.

Yukarıdaki saptamaları yaparken mecliste temsil edilen bu siyasi partilerimizin kıbrıslıtürkler aleyhine yaptıklarını hazmedemeyen bakan, milletvekili, seçilmiş,atanmış ve diğer üyelerinin içinde oldukları ikilemi de görebiliyorum.
Ama onlar hala daha bağlı ve veya bağımlı bu partilere!

Mecliste temsil edilmeyen partiler ve örgütler her nedense daha samimi davrandılar bu süreçte.

Belki de seçilme kaygılarına, duruş ve prensiplerinin önüne geçmesine izin vermemeyi başarabildikleri için!

Belki de bu koşullarda Meclis’te olmanın anlamsızlığına inandıkları için!




Bu haber 432 defa okunmuştur

:

:

:

: