Olanı da yitirtik

Yine mi aşırı yağmurlar ?
Yine mi aşırı yağmurlar ?
Vay bu aşırı yağmurlara vay.
Vallahi bu yağmurlar huy edindi.
Her yıl memleketi ve insanlarımızı perişan etmekte kararlı.
Yahu bu yağmurların neresi aşırı ?
Dört gün, beş gün o kadar.
Bunları söyleyen ve mazeret arayanlar. 20 -40 yıl önceki yağmurları görmedikleri ve bilmedikleri için, bu lakırdıları ederek, işin içinden sıvışmanın yollarını ararlar.
Ülkede, geçmişte yağan yağmurları bir araştırırsak. Günümüzde yağan yağmurlar bunların yanında “devede kulak kalır.“
İlkokul ve lise yıllarımda. Bir ay devamlı yağmur yağardı.
İlkokul yıllarımda, 15 gün gece gündüz yağmur yağdığını, hiç unutmadım. Karların Trodos tepelerinden eteklerine kadar indiğini, hep hatırlarım.
O dönemde. O dönemleri yaşayanlar bilirler.
Dereler, 12 ay, yaz kış devamlı olarak akardı.
Metre küp olarak yağan yağmurlar, şimdi yağan yağmurlardan misli olarak kat be kattı.
O yoğunluğa rağmen, Adanın hiçbir yerinde, su baskını. Hele hele su baskınından mütevellit ölümle sonuçlanan vakalar olmazdı.
Sadece Baf’ta Aşelya köprüsünün yıkılması sonucu. Meşhur Avukat Süleyman Şevket ve şoförü sel sularına kapılarak canlarını yitirmişlerdi.
Cesetleri, Deniz sahilinde kumsalda, kumlara gömülü olarak bulunmuştu.
O yıllarda, kış ayları ve altı ayı kapsayan süre, hep yağışlı geçmekteydi.
Şimdi ne oldu da, senede 4-5 kez, 3-4 gün sağanak yağan yağmurlar, su baskınlarına neden oluyor ?
Tabii bu sel baskınlarının, yeni yapılan ve kent haline gelen semtlerde ve bunlara bağlı olan yollarda meydana gelmesi. Eskiden yapılanlara hiçbir şeyin olmaması da düşündürücü olsa gerek.
İşte bu düşünceden hareket eder ve yola koyulursak. Sel baskınlarının nedenlerini de daha iyi anlamış olacağız.
1953 depremini gayet iyi hatırlıyorum. Baf’ta birçok kişi deprem kurbanı olmuştu.
Babam, o zamanlar belediye görevlisi olarak çalışıyordu.
Osmanlı mezarlığının olduğu yere, İngiliz yönetimi çadır kent kurmaya karar vermişti. İlk önce, alt yapısı yapılmaya başlandı.
Oluşacak çadır kentin alt yapısını yapma görevini, o zaman karma belediye olan Baf Belediyesine verdi.
İlk önce Mühendislerin yönetiminde, çadırların su altında kalmalarını önlemek için. Geniş ve sel sularını bölgeden uzaklaştıracak kapasitede evlekler açıldı.
Bunlar tamamlandıktan sonra da büyük bir gereksinim olan tuvalet kuyuları açıldı.
Bunlar yapıldıktan sonra, çadırlar kuruldu ve ahalinin çadır hayatı başlatılmış oldu.
Geçici bir hayat tarzı olan çadır yaşamında bile, İngiliz idaresi sel sularının çadırları basmaması için, çadırlar kurulmadan önce, alt yapıyı başlattı. Tabii bunun içerisinde, aydınlatma ve su ihtiyacını karşılayacak alt yapıyı da oluşturdu.
Bunlar konumuzun dışında olduğu için bunlara ayrıntılı olarak girmek istemedim.
Biri çıkıp diyebilir ki “Yahu bizim Ülkenin sel baskını ile bunun ne alakası olabilir” ?
Alakası var, hem de çok.
İngiliz ve Kıbrıs İdareleri. Ülkedeki mevcut alt yapılara çok önem ve özen gösterirdi.
Bu özen, hem yapılması hem de kullanılması sürecinde de devam ettirilirdi.
Bunun için, zamanın idareleri, yasalara caydırıcı müeyyideler koyarak. Alt yapının işlevi sağlanırdı.
Konumuz sel baskınları olduğu için bunun üzerinde duracağım.
Ülkede sel baskınlarını önleyecek iki kardeş var.
Biri kamu dereleri.
Diğeri de kamu arklarıdır. Yani kamu evlekleri.
1974’ten sonra, yapılaşmadan ve alt yapıya dokunmadan önce. Biri çıksın ve söylesin. Yağan yağmurlardan hangi ciddi sel baskını ve baskınları oldu ?
Ne zaman ki yapılaşmaya ve duble yollar yapmaya başladık. Bunlarla birlikte, aşırı yağmurlar yağınca, sel baskınlarını da beraberinde getirmeye başladılar.
Duble yollar yapılırken. Ne yer haritalarına. Ne de tapulara baktık.
Dozerlerle kazdık, asfaltı döktük.
Duble yolun asfaltı. Ne su evleği, ne de dere yatağı bıraktı.
Ayni şekilde. Özel mülklerin yanında veya bitişiğinde olan kamu arkları da tahrip edilip ortadan kaldırılarak. Kişilerin yararlandığı ve menfaat sağladığı kaynaklar haline getirildi.
Ülkede, kamu arkı ara ki bulasın.
Kala kala, ülke genelinde % 40, işgal edilmiş olan dereler kaldı.
Kentlerde ve her yerde, işgal eden edene.
Üzerlerine inşaat yapılan, dere yataklarının neden oldukları sel felaketlerini tv ekranlarından görmekteyiz.
Bu önemli alt yapılara zarar gelmesini önleyici tedbirler, halen mevzuatımızda var.
Zarar verilmişse de eski hale getirici kurallarımız da var.
Yeter ki siyaset kurumu, istesin ve üzerine gitsin.
Bu haber 810 defa okunmuştur

:

:

:

: