Ortak çıkarlar

Dünya ülkeleri, çıkar elde etmek için, Devletler arası savaşım içinde. Bu savaşım da Dünya durdukça devam edeceğe benziyor.
Dünya ülkeleri, çıkar elde etmek için, Devletler arası savaşım içinde. Bu savaşım da Dünya durdukça devam edeceğe benziyor.
Ortaklıklar ve ittifaklar. Karşılıklı çıkar ilişkileri üzerine kurulan ortaklıklar ve yapılan akitlerle sağlanır.
Bu gibi ortaklıklarda, zemin, karşılıklı çıkarlar elde etmek üzerine kurulur.
Tabii.
Ortak çıkarların, salt yapılan anlaşmalarla da elde edilmesi mümkün değil.
Yapılan anlaşmaların, katıksız olarak ortak devletler tarafından da uygulanması gerek.
Bunun da en önemli kuralı. Anlaşmaya imza atan imzacı devletlerin iyi niyetinden geçer.
Dünyada bir çok ülke, çıkar elde etmek için, diğer ülkelerle işbirliğine gitmek zorunda.
Çünkü bu çıkarları tek başına elde edecek gücü ve konjoktürü bulamaz.
Bu nedenlerle, karşılıklı çıkar ilişkisi kurmak zorundalar.
Bu uygulama insanlık tarihi ile başlar ve dünya durdukça da devam edecek.
Çıkar ilişkileri açısından, bölgemizdeki duruma bir bakalım.
İkinci Dünya Savaşı ile birlikte ve onu takip eden yıllarda. Dünyamız çıkar ilişkileri nedeni ile iki kutuplu bir düzene getirildi.
Bunun başını ABD ve Rusya çekiyordu.
ABD NATO ittifakını. Sovyetler Birliği de Varşova Paktını oluşturmuştu.
O dönemin, Türk politikacıları. Türkiye’nin, bölgemizde ve dünyadaki çıkarlarını NATO ittifakında görerek. O ittifaka girme tercihini yapmıştı.
Esas amaç da Komünizm tehlikesinden korunmaktı.
Türkiye’nin, bu ittifakla elde ettiği ortak çıkar. Komünist işgalinden korunması oldu.
Tabii bu kağıt üstünde elde edilmiş bir çıkardı.
Bu ittifakla, Türkiye’nin ulusal çıkarlar elde ettiğini söylemek mümkün mü ?
Bu kağıt üzerinde yazılı olan çıkarlar, gerçekten fiiliyatta elde edilmiş miydi ?
Buna evet demek mümkün mü ?
Bunun mümkün olmadığı, 1963 Kıbrıs’ta Türklere yapılan soykırım hareketinde belli oldu.
Uluslararası anlaşmalara dayanarak. Türklere karşı yapılan soykırım katliamlarına son vermek. Soydaşlarını kurtarmak için hareket eden Türkiye’ye karşı. NATO’nun ağa babası ABD. Sovyetler Birliğinden gelebilecek olan bir saldırıda. NATO’nun, Türkiye’nin yanında olmayacağı. Kıbrıs’a bir müdahalede, Nato’nun imkanlarından yararlanamayacağını. Ayni doğrultuda, ABD’nin silah ve araç gereçlerinin de kullanılamayacağını. Açık ve seçik bir şekilde Türkiye’ye bildirilmişti.
Arkasından, Ecevit Hükümetinin Türkiye’de haşhaş ekimine izin veren kararından sonra gelen, ABD’nin silah ambargosu oldu.
ABD ve NATO’nun, Türkiye ile ortak çıkarları. Kıbrıs Soykırımında çatışır hale geldi.
Bu iki unsur, Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmesine kesinlikle karşı idi.
Bilhassa ABD ile yapılan tüm ikili anlaşmalardaki ortak ulusal çıkarlar. Gelişen, değişen ve oluşan yeni şartlarda ortak çıkar olmaktan çıkmış. Çelişir ulusal çıkar haline gelmişti.
Bilahare, bu çelişkili durum. Türkiye’ye karşı oluşan terör örgütlerinin oluşumunda da ortaya çıkmış ve bu terör örgütlerinin Türkiye tarafından etkisiz hale getirilmesi operasyonlarında. ABD’nin Türkiye’ye karşı günümüzde uyguladığı ambargolarla da bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Türkiye’nin ulusal çıkarlarını Doğu Akdeniz’de de koruması ve kollaması karşısında. Yine Nato ve ABD’yi karşısında bulmadı mı ?
Ayni durum Libya ile yapılan mutabakat anlaşmaları ile de kendini göstermiyor mu ?
NATO ve onun ağa babası olan ABD’nin, Türkiye ile olan ortak çıkar ilişkileri, sadece kağıt üzerindedir.
Fiiliyatta hiçbir olumlu icraat yok.
Bunun olması da mümkün değil.
Çünkü.
Türkiye’nin varlık nedeni, bunların ulusal çıkarlarına aykırı.
Atatürk’ün yırtıp çöpe attığı, Sevr paçavrasını. Bunlar çöpten çıkarıp. Japon tutkalı ile yapıştırmaya çalışıyorlar.
Bunun mümkün olmadığını biliyorlar, amma. Nasrettin Hocanın göle yoğurt mayasını çaldığı gibi.
“Ya tutarsa “ diye, uğraş veriyorlar.
Türkiye bu yaşanan süreçler içerisinde “kıssadan hisse “misali, çok dersler almıştır.
Ona göre adımlar atmak zorunluluğundadır.
Atmaya da başlamış ve devam etmektedir.
Dünya haritasında var olma nedeni, buna bağlı.
Aksi. Gözünün yaşına hiç kimse bakmaz.
1918 ve 1919 yılları, bunun kanıtlarının en güzel örneği değil midir?
Türkiye’nin, bu sözde müttefiklerinin gerçek yüzlerini ortaya çıkarmasında, birinci derecede rol oynayan. Kurucu Cumhurbaşkanımız Rahmetli Rauf Denktaş’ı da aramızdan ayrılışının sekizinci yıl dönümünde. Rahmetle, özlemle ve minnetle anıyor. Işıklarının bol olmasını diliyorum.
Bu haber 893 defa okunmuştur

:

:

:

: