AB’DE DOĞU AKDENİZ PANİĞİ ARABULUCULUĞA SOYUNDULAR

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, deniz yetki alanları meselesinin halledilmesinin çözümün ertesine ertelenemez bir noktada olduğunu söyledi. Özersay, doğal kaynaklar konusunda AB üyesi, önde gelen bazı isimlerin Kıbrıs’ta taraflar arasında bir nevi arabuluculuk için girişim yaptığını ifade etti.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, deniz yetki alanları meselesinin halledilmesinin çözümün ertesine ertelenemez bir noktada olduğunu söyledi. Özersay, doğal kaynaklar konusunda AB üyesi, önde gelen bazı isimlerin Kıbrıs’ta taraflar arasında bir nevi arabuluculuk için girişim yaptığını ifade etti.

KKTC’nin bölgedeki gelişmelere seyirci kalmaması gerektiğini dile getiren Özersay, bölgede karşılıklı bağımlılık geliştirilebilirse kimsenin çatışmayı göze alamayacağını da dile getirdi.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Özersay, AB üyesi olan ve önde gelen bazı isimlerin bu konuda taraflar arasında bir nevi arabuluculuk yapmak için girişim yaptığını dile getirdi.

Özersay, kaynağın mali karşılığı ve çok uluslu şirketlerin de bu işin içinde olmasıyla tarafların uzlaştırılması için arabuluculuk inisiyatifi alanlar olduğunu söyledi.

Bugüne kadar da öne sürdükleri iş birliği yapılabilir görüşünün uluslararası metinlere girmeye başladığını anlatan Özersay, uluslararası aktörlerin de bunu teşvik etmeye hazır olduklarını vurguladı.

İlgili tarafların bir araya gelmelerini engelleyecek unsurların da olduğunu ancak bir araya gelmelerini sağlayacak bir platform sağlanmasının da mümkün olduğunu anlatan Özersay, bunun birçok örneği bulunduğunu, uluslararası hukukta buna ara uzlaşı dendiğini dile getirdi.

Almanya ile durum aynı olmasa da Doğu ve Batı Almanya’nın birbirlerini tanımadıkları dönemde yaptıkları ticari anlaşmanın örnek alınabileceğini dile getiren Özersay, hiçbir örnek olmasa dahi uluslararası alanda hiç olmayan kuralların da Kıbrıs için geliştirilebileceğini anlattı.

Yunanistan’ın uluslararası mahkeme konusuna uzun yıllar sanki ‘mahkemeye gitmeyi Yunanistan çok istiyor Türkiye istemiyor’ gibi bir duruş ortaya koyduğunu ancak mahkemeye gidilme noktasına gelinince ‘doğal kaynaklar konusu benim egemenlik meselemdir kimseyle konuşmam’ demeye başladığını dile getiren Özersay, bunu kırmanın yolunun bölgeye yatırım yapmış ya da yapmayı düşünen taraflarla da birlikte iş birliği içinde hareket etmek olduğunu dile getirdi.

Özersay, CTP Milletvekili Armağan Candan’ın sorusu üzerine, doğal kaynaklar üzerindeki diyaloğun bölgedeki barışa da katkı koyacağını belirtti.

“DOĞU AKDENİZ’DEKİ KAYNAKLAR EKONOMİMİZ İÇİN KRİTİK ÖNEMDEDİR”


Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Kıbrıs Türkü’nün Doğu Akdeniz’de temel aktör olma yolunda ilerlediğini belirterek, uzun yıllardır kavgasını verip ısrarla savundukları politikanın, sahada Kıbrıslı Rumlarla şartları eşitlediğini söyledi.

Ofisinden yapılan açıklamaya göre, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, katıldığı programda Cumhurbaşkanlığı adaylığına, Doğu Akdeniz’deki gelişmelere ve Kıbrıs Türkü’nün önünü açacak ekonomik atılımlara, proaktif bir diplomasiye dayalı vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Özersay, “Hem KKTC’nin hem Türkiye Cumhuriyeti’nin özellikle adanın kuzeyinde ve batısında sadece lafta değil sahada olduğunu görüyoruz. Yürüttüğümüz politikanın Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki dış politikasını da şekillendirdiğini de düşünüyorum. Adanın güneyindeki kazılar Türkiye’ye ait deniliyor. Bu yanlış bir bilgidir. KKTC’nin lisans verdiği alanlarda bir Türk şirketi olan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) yaptığı kazılardır. Türkiye Cumhuriyeti adına yapılan kazılar değildir. KKTC lisans vermiş olmasaydı TPAO orada kazı yapamazdı. KKTC’nin batısı Türkiye Cumhuriyeti’nin kıta sahanlığıdır, orada kendi adına kazı yapıyor. Yakın zamana kadar Kıbrıslı Rumlar diğer ülkelerle temas kuruyor, lisans veriyordu, biz ise sadece izliyorduk. 2011’den sonra bir politika geliştirdik ve sahaya indik. Böylece denge de sağlanmış oldu. Haklarımızı sadece kağıt üstünde değil, sahada da savunur bir hale geldik. KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının madem ki bu kaynaklarda hakkı var, bu kaynaklarda olan haklarımızı bir biçimde alacağız. Kaynakları sınırlı bir ülkeyiz ve bu haklar bizim için kritik önemdedir” dedi. 

“ALTYAPI, OKUL, YOL, HASTANE İHTİYAÇLARIMIZ İÇİN DOĞAL GAZDAKİ HAKLARIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”

Ülkede ihtiyaç duyulan altyapı yatırımları, yol, okul, hastane gibi eksikliklere dikkat çeken Özersay, Türkiye Cumhuriyeti’yle yapılan ekonomik protokollerle bu eksiklerin giderilmeye çalışıldığını ancak Türkiye’nin sıkıntıda olduğu zamanların buraya olumsuz yansımalarının da olabildiğini ifade etti.

“Ortada somut ihtiyaç ve eksiklikler varken kendi kaynaklarımıza neden sahip çıkmayalım?” diye soran Kudret Özersay, Doğu Akdeniz’deki kaynaklara sahip çıkmanın Kıbrıs Türkü’nün 10-20 yıl sonrasına ilişkin ekonomik kaynaklarına sahip çıkması anlamına geldiğini belirtti.

Özersay, “Doğalgaz konusunda çözümden önce işbirliği yapılması şarttır. Gerek Kıbrıs Rum liderliği gerek Birleşmiş Milletler, ABD, Avrupa Birliği gerekse Rusya Federasyonu, bu kadar yıldır verdiğimiz kavganın sonunda herkes diyor ki; bu kaynaklar hem Kıbrıslı Rumlara hem Kıbrıslı Türklere aittir. Madem öyle biz de bazı adımlar atacağız. Kıbrıslı Rumların kazılarını engellemek, güç kullanmak gibi bir politika izlemedik. Barışçıl bir politika ortaya koyduk ama haklarımızın gasp edilmesine de müsaade etmedik. Rum tarafı kapsamlı bir çözüm olduğunda hakkımızı alabileceğimizi söylüyor. Peki o zaman neden biz hakkımızı almak için çözümü bekliyoruz da onlar beklemiyor? Burada ciddi bir adaletsizlik var. Onlar çözüm olmadan yararlanabiliyorsa Kıbrıslı Türklerin de çözüm olmadan yararlanmaya hakkı vardır. Bölgedeki adaletsizliği giderip sahada eşitliği sağlıyoruz” dedi.

Bu haber 86 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER