Elazığ-Malatya içimizi sızlattı

Rihter ölçeğine göre 6.8 şiddetindeki deprem ve ondan sonra gelen artçılar. Bu iki ili perişan etmiştir.
Rihter ölçeğine göre 6.8 şiddetindeki deprem ve ondan sonra gelen artçılar. Bu iki ili perişan etmiştir.
Yazımı yazdığım saatlerde, kurtarma çalışmaları devam ediyordu. Halen ulaşılamayan deprem bölgelerinin olduğu haberleri, beni kahrediyor.
Depremin kış mevsimine denk gelmesi. Felaketi bir o denli daha artırmıştır.
Evlerinde soğuktan barınamayan insanların enkaz altında gece -5-6 derece sıcaklıkta dayanmaları mümkün mü ?
Depremlerde arama kurtarmada uzman olan kuruluş ve sivil toplum örgütleri. Deprem bölgesinde seferber durumda.
Arama kurtarmalar son sürat devam etmekte.
Kardeş Azerbaycan’dan, ilk yardım uçağı bölgeye inerek. “Türk’ün dostu Türk’tür “ özdeyişini de kanıtlamış oldu.
Batıdan bu konuda, yazımı yazdığım saatlerde, laftan başka her hangi bir hareketlilik yok.
Türkiye haritasında, fay bölgelerine baktığımızda. Sadece Orta Anadolu’nun deprem bakımından temiz olduğu görülmektedir.
Genelde, diğer bölgeler risk alanları içindedir.
Alan olarak bu küçümsenemeyecek bir orana ulaşmaktadır.
Neredeyse Türkiye’nin coğrafyasının yarısı kadar.
Geçmiş yıllarda, Erzincan.
Yakın geçmişte de Marmara’da depremler olmuş. Büyük felaketler yaşanmıştı.
Bu son depremler göstermiştir ki, Türkiye coğrafyası. Deprem bölgelerinin üzerine oturmaktadır.
Bu şekil ve pozisyonda, dünyada çok ülke vardır.
Aldıkları tedbirlerle meydana gelen depremlerin felaketlerini en aza indirgemişlerdir.
Bunların en belli başlısı, inşaatlara getirilen, depremlere ilişkin kurallar ve sıkı denetimler olmuştur.
Türkiye’deki deprem bölgelerinden yapılan canlı yayınlarda. Enkaz alanlarındaki insanların “müteahhitleri tutuklayın” feryatları. Depremde yıkılan inşaatların, bir anlamda yıkılma sebeplerini ortaya koyması bakımından düşündürücü olsa gerek.
2000’li yıllarda, Marmara Bölgesinde meydana gelen depremde de ayni feryatlar yükselmiş. Soruşturmalar başlatılmış. Fakat ne yazık ki sonuca gidilememişti.
Erzincan ve Malatya depremlerinde yıkılan evlerin kolonlarında malzeme olarak kullanılan inşaat demirlerinin, ne denli ince olduklarını çıplak gözle görebiliriz.
Eksik malzeme veya yetersiz malzeme ile inşaat yapanın yanında. Buna izin veren merciler de suç işlemiş olmazlar mı ?
Bu kadar canın heba olması, yazık günah değil midir?
İleride emsal teşkil etmesi bakımından, derin bir araştırma yapılarak. Malzemeyi yeterince koymayarak, depreme dayanıksız binaların inşasını yaratanların ve bunların yıkılması sonucu canların yitirilmesinin hesabı, derhal sorulmalıdır.
Aksi halde, her depremde canların yitirilmesinin önüne geçilmesi mümkün olmayacaktır.
Yazıyı gazeteye gönderdiğim ana kadar 36 can maalesef yitirilmiş.
1607 yurttaş yaralanmıştı.
Süratle, yöreye, açıkta kalan yurttaşlar için geçici barınakların kurulması. Ardından da orta vadede barınılacak barınaklara geçilmesi için de önlemlerin alınacağının açıklanması, yüreklere su serpti.
45 depremzedenin enkazdan sağ ve esen çıkarılması ise, gerçekten sevinilecek bir olay.
Geçmiş depremlere oranla. Arama ve kurtarma ekiplerinin başarılarının daha da gelişmiş ve artmış olması ayrıca gurur verici.
Dileğim bu felaketlerin olmaması.
Görüyorum ki bu mümkün değil.
Doğanın hareketlerinin önlenmesini sağlayacak, maalesef insanoğlu tarafından daha hiçbir icat yapılmadı.
Sonuçta, bu felaketler olmaktadır.
Günümüzde, depremlerden korunmanın en iyi yöntemi. Depremlere dayanıklı binaların yapılmasıdır.
Böylece, bir nebze de olsun, Canların yitirilmesinin önüne geçilebilir.
Elazığ ve Malatya halkına, büyük geçmiş olsun.
Türkiye’min başı sağ olsun.


Bu haber 275 defa okunmuştur

:

:

:

: