Geçmiş olsun Türkiyem

Deprem korkulu rüyalarımızın dünyadaki gerçeği. Deprem olduktan sonraki realite ile karşılaşmanın korkunç sonuçlarının gündemdeki yeri ve bütün uzmanların televizyon kameraları karşısında, haberlerde, programlarda ne yapılmasının anlatılması oluyor.
Deprem korkulu rüyalarımızın dünyadaki gerçeği. Deprem olduktan sonraki realite ile karşılaşmanın korkunç sonuçlarının gündemdeki yeri ve bütün uzmanların televizyon kameraları karşısında, haberlerde, programlarda ne yapılmasının anlatılması oluyor. Bütün uzmanlar bilimselliği ön plana çıkarıyor. Ancak teori ile pratikteki yaşam bir yerde buluşamıyor. Kıbrıs’ta bir kez Lefkoşa’daki evimizde yıllar öncesi hissettiğim depremde kanepede otururken nasıl sallandığımızı hissettim. O günden sonra da böyle bir sallantıyı hissetmedim. İnşallah hissetmeyiz. Geçmiş köşe yazılarımda deprem konusunda yazdıklarım arasında “Ada TV 'de depremi “özel haber” niteliğinde gündeme taşıyan Sayın Haluk Doğandor'un Kıbrıs’ta 7 şiddetinde deprem olabileceği tahminleri olduğunu Meteoroloji Dairesi Sismoloji Bölüm Sorumlusu Mehmet Arsın beyle yaptığı röportajı habere taşıması son derece önemli bir konudur. Bu röportaj esnasında Sevgi Tarhan Türkiye'de Bursa'da bir deprem tanıklığını endişeli gözleri ile ve titreyen sesi ile anlatması biz izleyenler üzerinde son derece etkileyici olmuştur. Kıbrıs'ta 7 şiddetinde bir deprem tahmini ülkemizde birçok yerde konuşulur oldu. Kıbrıs dünyadaki depremlerin yaklaşık %15 inin meydana geldiği Alp-Himalaya deprem kuşağında olduğu da bilimsel veriler arasında yer aldığı bilinmektedir. Günümüzde çağdaş nitelikli deprem kayıt istasyonları gerek Kuzey gerekse Güney Kıbrıs'ta faal durumda olduğu yine edindiğimiz bilgiler arasındadır. Sayın Doğandor’un yaptığı bu röportaj üzerinden geçen yıllar oldu yeniden Kıbrısla ilgili deprem konusunda program yapıldığını ben şahsen görmedim. Ülkemizde depreme dayanıklı ev taraması yapılmış mı? Sonuç raporlarını da gören var mı bilmiyorum. Bilinmezliğin, insan hayatındaki travmaları her geçen gün artıyor. Tahminlerdeyiz ama önleminde yok gibiyiz. Türkiye’de olan depremlerin her defasında, halk üzerindeki korkunç etkisi, arkada kalanların hikayeleri ile dökülen gözyaşları hep anılarımızda birikmiş bir yara oldu. Elazığ depremi ile yüreğimizdeki depremi yeniden yaşıyoruz. Uzaktan haberleri izliyoruz. Deprem haberleri; 15 yıl öncesi yaşanan bir depremi, tusunamiyi, Endonezya depremini yeniden aklıma bütün dehşeti ile düşürdü. Endonezya’da olan deprem için oğlum Dr.Kandemir Berova; anne, ben depremzedelere yardım için KKTC Sağlık Bakanlığı doktorlar ekibine katılıyorum Endonezya’ya gideceğim dediği gündeki heyecanın, bir annenin yüreğinde duyduğu korkuyu, endişe ve gurur karışımı duyguların toplamını o günlerin şartlarında anlatmam, unutmam, mümkün değildir. Yanlarına alacakları bavulun, taşınabilir olması, gerek Kızılay gerekse askeri uçaklar da kolaylık için gerekli idi ama elzem eşyaların, acilen o küçücük yere sığdırılması da gereklilikti. Yüreğimdeki depremi yaşadım. Hazırlıkları yaptım. Yaşadıklarımızı tekrarlamakta arşiv için fayda gördüğümden, geçmişe ışık tutsun diye yeniden yazıyorum. Endonezya'ya giden ekipte Oğlum Dr. Kandemir Berova , Dr. Koral Çağman, Dr. Suphi Hüdaoğlu, ve Dr. Mehmet Uluğ ve altı hemşire vardı. Dr. Mehmet Uluğ 2011 yılında vefat etmiştir kendisini bir vesile rahmetle anıyoruz. Ekipteki altı hemşireden bir tanesinin adı Lena Muslaiwa idi babası Endonezya 'da Sumara adasında ve depremzedeler arasındaydı ailesinden haber alamıyordu tercüman olarak KKTC ekibine katılmıştı. Daha sonra doktorlardan ilk haberin geliş beklentisi, oradaki yerle bir olmuş hayatı, her gün tekrarlanan artçı depremleri işiterek, endişe ile geçen günleri, aynen şimdi, Elazığ depremini takip eder gibi takip ettik. Deprem denen doğal afetlerin hiç bir yerde olmaması temennimiz olsa da doğal afetlerin ne zaman nerede bizleri nasıl yakalayacağını kestirmek güç. Aynen Eylül 2019 ‘da İstanbul’da bir binanın 6. Katında 5.8 şiddetindeki depremde yaşadıklarımız ve o anki çaresizliğimiz gibi... Geçmiş olsun Türkiyem...

Bu haber 494 defa okunmuştur

:

:

:

: