Öykücü ve Şair Zeynep Yenen ile röportaj

Zeynep Yenen ile birkaç yıl önce Girne Halk Kütüphanesinde tanıştık. Tanışmalarda ilk birkaç dakikanın çok önemli olduğuna inananlardanım. Gördüğünüzde ya seversiniz ya da sevmezsiniz. Önsezi gibi...
Zeynep Yenen ile birkaç yıl önce Girne Halk Kütüphanesinde tanıştık. Tanışmalarda ilk birkaç dakikanın çok önemli olduğuna inananlardanım. Gördüğünüzde ya seversiniz ya da sevmezsiniz. Önsezi gibi...

Zeynep Hanım sıcacık, güler yüzlü ve sempatikti. Adıma imzaladığı öykü kitabını bir solukta okudum. Sonra diğerlerini de verdi. Sağlam cümle yapısı ve çarpıcı öykülerinin ardından gelen şiirleri ile de topluma ve insana olan duyarlılığı beni çok etkiledi. Kendisiyle röportaj yapmaya karar verdim.

•Kısa bir özgeçmiş istesem... Nasıl bir çocuktunuz? Nelere meraklıydınız?

Öncelikle sayfanızda bana yer ayırdığınız için size teşekkür ederim. Çocukluğum tayinler nedeniyle Sinop, Diyarbakır, Kars-Arpaçay, Mardin-Kızıltepe, Yozgat-Sorgun ve Adıyaman’da geçti. Yeni yerler ve yeni arkadaşların beni beslediğini düşünüyorum. Okumayı çok seven bir çocuktum, hediye olarak kitap alınmasına sevinen bir çocuk.

•İlkokul, ortaokul ve lise yıllarınızda sizi etkileyen öğretmen ve yetişkinler kimlerdi?

Öğretmen olan annem ve edebiyat öğretmenim ilkokul ve ortaokuldayken önerdikleri kitaplarla okumayı sevdiren kişilerdir.

•Diş Hekimi ve öğretim üyesi olarak çalışıyorsunuz. Bu mesleği neden seçtiniz?

Diş hekimliği hastaya yardımcı olabilmenin yanı sıra içinde üretmeyi ve sanatı barındırır. Diş hekimliği, insanla direk ilişkili bir meslek dalı olduğu için çocukluğumdan beri idealimdi. Paylaşmayı ve öğretmeyi seviyorum.

ÖZGÜRLÜK

Özgür olmak istiyorum özgür
Bir kelebek gibi hür
Haşlanmadan
Çıkmak istiyorum kozamdan
Ve yaşamak üç güncük
(Unuttum Ben O Şiiri. Kurgan Edebiyat Yayınları. 2018 s;11)

•Yazmaya ne zaman başladınız? Yazma eylemi hayatınıza ve kişiliğinize neler katıyor?

Yazmaya ilkokuldayken annemin yazdıklarımı yarışmalara göndermesiyle başladım. İlk görev yerim Yozgat/ Sorgun’da Vitrin Önü Hikayelerini yazmaya başladım. Hiçbir zaman yetkin bir göz değerlendirmeden bu yazdıklarımı yayınevine göndermek istemediğimden UMAG, TÖMER, Öykü Günleri Derneği, NOTOS Atölye (Editörlük Kursları)’ ye ve Eleştirel Okuma Atölyesi’ne devam ettim. Yirmi yedi yıl sonra hepsi aynı paragrafla başlayan ve Vitrinin önünde kırmızı bir elbiseye bakan adam, kadın veya çocuk için hayatın farklı yönlere evrildiğini yüz ayrı öyküde anlatan metinleri tamamladım. Prof. Aysu Erden Hoca’mın Yazar Koçluğu Atölyesi değerlendirmeleri sonrası Adam Vitrinin Önünde Duruyordu’, Kadın Vitrinin Önünde Duruyordu ve Çocuk Vitrinin Önünde Duruyordu öykü dosyalarımı yayınevlerine gönderdim.
Öğrenecek çok şey olduğunu bilmek, yaşanacak yıllar kısıtlı olduğu için beni telaşlandırıyor. Kıbrıs’ta edebiyatla ilgimi sürdürebildiğim için kendimi şanslı sayıyorum. Ayda bir KTTB’ nin okuma etkinliğine katılıyorum. Yine ayda bir Ankara’daki edebiyat grubuma gidebiliyorum. Kıbrıs’ta da edebiyatçı yazar hocadan ders almaya devam ediyorum. Unuttum Ben O şiiri kitabımdan sonra bir şiir kitabım daha çıktı. Unuttu O Şiir Bizi isimli şiir kitabımı bittikten sonra yetkin bir gözün değerlendirmesi için hocama götürdüm.

BATTANİYE

Duymamak
görmemek için,
çevremde olanları
çekiyorum battaniyemi,
başıma.
Örtmüyor
üzerini hiçbir şeyin.
Benden başka,
benden başka.
(Unuttu O Şiir Bizi. Berikan Yayıncılık. 2019. s;16)

•Öyküleriniz çok çarpıcı... Hayatın içindeki acımasız gerçekleri anlatıyorsunuz. Toplumsal duyarlılık elbette. Bize kendinizin duygusal tarafınızı açar mısınız? Aile, anne ve baba bu noktada büyük önem taşıyor, elbette...

Örneğin bir Ciklos’da kaybettiğimiz gençlerimiz yaralıyor içimi, yüreğimden taşanlar şiire dökülüyor. Yaşadığınız coğrafya etkiliyor yazdıklarınızı.
Sadece acıları değil mizahi durumları da anlatmaya çalışıyorum. Her öykü kitabıma birkaç mizahi öykü katmaya çalışıyorum. Çünkü hayatın kendisi böyle, gülünç şeyler de oluyor üzücü şeyler de.

• Şiiri nasıl tanımlarsınız? Şiirin hangi işlevi olması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Şiir, yürekten yüreğe akar. Yaşamın içinden gelip duygusal olarak kâğıda dökülür.

DÜŞÜNCE YAĞMURU,

Gökyüzünün mavisini,
karıncayı insanı
ve yaşamayı seven
bir beden ölünce,

Nereye gider
düşünceler ve
birikmiş sevgiler
ölünce böyle bir beden?

Gömülmek istenilen
her bir düşüncesi
yağmur olup
yağar insanlara.

Filizlenir,
yeşerir,
can bulur,
kök salar üzerlerinde.
(Unuttum Ben O Şiiri. Kurgan Edebiyat Yayınları. 2018 s;27)

• Hangi dergi ve gazetelerde şiir ya da yazılarınız yayınlandı? Yazın alanındaki çalışmalarınız neler?

Hece, Ekin Sanat, Dünyanın Öyküsü, Kurgan Edebiyat Sanat, Ihlamur, Çağdaş Türk Dili, Mesarya (Kıbrıs) Edebiyat Nöbeti Dergilerinde, internet ortamında Edebiyat Haber, Kitap Eki ve Edeb-i-Dergi’de, öykü, inceleme yazıları ve şiirlerim yayımlandı. Türk Şeirinde Eşq- Almanax’da (Türk Şiirinde Aşk - Azerbaycanlı Yazarlar Birliği Almanağı) “Qocaman” isimli şiirim ile yer aldım. Öykülerimden ikisi ile Benim de Bir Hayalim Var öykü yarışmasında ikincilik ödülü kazandım (2014). Göç temalı öykü yarışmasında “Kil Tablet” isimli öykü ile ikinci oldum (2016). Bence Kitap’ta redaktörlük, yerel bir gazetede editörlük yaptım. Kaşgarlı Mahmut Öykü Yarışması Kıbrıs ayağının Jüri Üyesi oldum (2018).

• Bana ayırdığınız zaman için teşekkür ediyorum. Star Kıbrıs Gazetesi olarak yazın yolculuğunuzun uzun soluklu olmasını diliyorum.

Ayşe TURAL



Bu haber 1708 defa okunmuştur

:

:

:

: