Ortalığı germeyelim anavatanı üzmeyelim

Sn. Akıncı, seçim bildirgesi ile Cumhurbaşkanlığı seçimlerine tekrar katılacağını ilan ederek, adaylığını açıklamıştır.
Sn. Akıncı, seçim bildirgesi ile Cumhurbaşkanlığı seçimlerine tekrar katılacağını ilan ederek, adaylığını açıklamıştır.
Her seçime giren adayın, seçimlerde kullanacağı sermayeyi de beraberinde getirmesi ille de olmazsa olmazıdır.
Konuşması ve Gardian Gazetesine verdiği mülakattan da anlaşılmaktadır ki, Sn. Akıncı’nın seçim sermayesi ve malzemesi Türkiye veya Yöneticileri olacaktı.
Ben açıklamasından, bunu algıladım.
Bu çok tehlikeli bir davranış biçimidir.
Federal bir çözüm olmazsa ve bunun için de çalışılmazsa, bölünmüşlüğün kalıcılaşacağını ve bir ihtimal de Kuzeyin Türkiye ile bütünleşebileceğini. Yani Türkiye’ye ilhakın gerçekleşme tehlikesinin varlığından bahis ederek, bunun korkunçluğunu dile getirmiştir.
Konuşma ve demecinde, öyle bir hava hissettim ki
Türkiye kuzeyi ilhak etmek için her şeyi hazırlamış da fırsatı kolluyor.
Türkiye’nin ilhak niyeti olsa idi.
Baştan, 1974’te adanın tümünü kendisine bağlar ilhak ederdi.
Bunu 74’ten sonra hiçbir siyasal parti, ne programına aldı. Ne de ağzına doladı.
Kıbrıs için, adil kalıcı bir çözümün dışında telaffuzda bulunulması.
Şimdiki AKP iktidarı da böyle bir hareketin içinde olmadı.
Hep görüşmeler ve sonucun adil kalıcı bir çözüm noktası dile getirildi.
Ortada fol yok, yumurta yok.
Ansızın bir ilhak edebiyatı başlatıldı.
Güneyin çözümsüzlüğünün faturası. Seçim malzemesi olarak, Türkiye’ye mi çıkarılmak istenmektedir ?
Yukarıda değindiğim gibi bu çok tehlikeli bir davranış biçimi teşkil etmez mi ?
2016’da “Kıbrıs Türklerinin sığınacağı tek liman Türkiye’dir “ diyerek.
Gerçekleri dile getiren Sn. Akıncı . 2020 yılının başında ne değişti ki bu limanı sığınılacak liman olmaktan çıkararak. Tehlikeli liman olarak görüyor veya şartlar bu hale getirmişse. Kıbrıs Türk kamuoyuna ve dünya kamuoyuna bunu açıklamalıdır.
Olası bir ilhakın gerçekleşmesi için ne gibi donelerin vücut bulduğunu açıklamalıdır.
Görüşme masasında her türlü seçeneğin olmasını talep eden Türkiye’nin. Bu davranış ve talebi midir ki bu tehlikeyi yarattı ?
Konuşmasında çözümün gerçekleşmemesi nedeni ile tanınmamışlığın getirdiği olumsuzluklardan birinin de Kıbrıs’taki Türk takımlarının , futbol karşılaşması yapamamalarını. Bunun da gençlik üzerindeki moral baskılarını dile getirmeye çalıştı.
Çözümsüzlük bu olumsuzluğun devam etmesini sağlayarak. Hem statükonun devamını. Hem de futbol karşılaşmalarının uluslararası nitelik kazanmasının önünde bir engel teşkil ettiğini söyledi.
Çözümsüzlüğü de başka taraflara atmaya çalıştı gibi.
El insaf.
Beş sene Sn. Talat.
Beş sene de Sn. Akıncı müzakere yaptı.
Şimdi de bu süre yetmiyor. Bir beş sene daha istiyor.
Rum tarafı, kendileri de çok iyi biliyorlar ki Dünyada hiçbir şeyi bizimle paylaşmak istemiyorlar. Bunun içinde, yaşam hakkımız da dahildir.
Kıbrıs Türk halkı yaşamını yerde bulmadı.
Bizim jenerasyon, bunu çok iyi anlayan bir jenerasyondur.
Nedeni de bunu yaşamıştır.
Kıbrıs Türkünün yaşam hakkı, herhangi bir hakkın elde edilmesi ile bile tartışılmayacak kadar yaşamsaldır. Buna futbol oynama hakkı da dahildir.
Sn. Akıncı’nın, seçim malzemesine Türkiye’yi de katması. Bana göre çok büyük bir hata olmuştur.
Keşke bu olmamış olsa idi.
Kıbrıs Türk’ü için Anavatan “ sığınılacak bir limansa.” O limanın sularını bulandırmak da neyin nesi ?


Bu haber 716 defa okunmuştur

:

:

:

: