Egemenliğe dayanan icraat

Geçtiğimiz Cumartesi günü, Kapalı Maraş’ta. Kapalı Maraş’ın geleceği için çok önemli bir toplantı yapıldı.
Geçtiğimiz Cumartesi günü, Kapalı Maraş’ta. Kapalı Maraş’ın geleceği için çok önemli bir toplantı yapıldı.
Aslında bu toplantı, Türkiye’de yapılan birinci toplantının bir devamı ve sonucu oldu.
Sonuç şu ki.
45 yıldır, olası bir çözümde, güneyin çantada keklik gördüğü kapalı Maraş’ın. KKTC ‘nin egemenliği altında, yaşama açılması kararı ile sonuçlanan ikinci toplantısı.
Türkiye Barolar Birliğinin düzenlediği bu etkinliğin son ayağı Kıbrıs’ta yapıldı.
İlk toplantıya, kerhen katılan bizim baro. Bu toplantıya katılmayarak, tarafsız hareket etmek mi istemiş ? bilemiyorum.
Toplantı günü, bu toplantıyı kuzeyde protesto eden bazı marjinal örgütler. Protesto eyleminde bulundular. Bu eyleme daha önce Kapalı Maraş’ta oturan bazı Rumlar da katıldı. Olaysız protestolarını yaptılar.
Ayni marjinal grup, Güneyde her iki halkın ortak kullanım hakkı olan hidrokarbonların, tek başına güneyin sahiplenmesi olayı karşısında. Buna benzer bir eylemde şimdiye kadar bulunmaması da düşündürücü olsa gerek.
Böyle bir eylemde güneyden bir tek Rum’un desteğini bulmaları mümkün değil. Geçen günkü eylemde evine gitmek isteyen Rum kadını da dahil olmak üzere.
Böyle bir eyleme güneyin Rum idaresi izin vermez.
Faraza izin verdiğini varsayalım. Rumlardan destek görmez.
Belki bir iki Rum politika olsun diye katılır.
Fakat, buna Rum idaresinin destek verdiği Elam’ın militanları izin vermez.
İki ülke arasındaki demokrasinin farkı bu.
Cumartesi gün alınan karara gelince.
45 yıl siyasi eşitliğe dayanan bir anlaşma yapılır umudu ile görüşmeler yapıldı. Rum tarafı anlaşıldı ki zaman faktöründen kazanarak, mevcut statükoyu devam ettirmek ve parsayı toplamayı sürdürmek niyetinde. Bir iyi niyet jesti olarak toprak ayarlamaları için kapalı tutulan Maraş. Karşı tarafın suiniyeti karşısında bu jestten vaz geçilerek. KKTC ‘nin kendi egemen coğrafyası içerisinde bulunan bu toprak parçasını. Yaşama açmaya karar vermesinden daha doğal ne olabilir ki.
BM GK kararlarından bahsedilmektedir.
Uluslararası hukuktan bahsedilmektedir.
Unutmayalım ki bu hukuku yaratanlar dünyadaki güçlülerdir. Yani güçlülerin hukuku.
GK kararları bir tavsiye niteliğindedir.
Yaptırım gücü yoktur.
Bunun en somut örneği. Filistin’de Filistinlilere ait toprakların her geçen gün sıfıra gitmesi. Sıfırlanmasıdır.
Nerede bu uluslararası hukuk.
Vakıf hukuk, bir uluslararası hukuktur. Kilise hukuku gibi.
Kilise hukuku delinebilir de vakıf hukuku delinemez. Kişilerin özgür iradeleri ile ortaya çıkmıştır.
Bazı çevreler ve basın, yerlerinden edilen Kapalı Maraş’taki Rumlar için ağıtlar yakmaktan da geri durmuyor.
Kapalı Maraş’taki mağduriyeti 74’de bağlayan bazı gafiller de yok değil hani.
Kapalı Maraş, Kıbrıs sorununun bir zerresi.
Esas konuya gelelim.
Kıbrıs sorununun mucidi kimlerdir ?
Adayı bu hale getiren Kıbrıslı Türkler mi ?
Kıbrıs’ı bir ENOSİS sorunu haline getiren ve adayı böldüren Kıbrıslı Rumlar değil midir ?
Geriye baktığımızda, tarih sayfalarında ENOSİS teşebbüslerini çeşitli tarihlerde görmez miyiz ?
En son tarih 15 Temmuz 1974 .
Ada Türklerine büyük katliam .
Kıbrıs Türkleri için karma yaşayış, can güvenliği açısından mümkün olmadığı için, 1975 ‘te adada. Güney ve kuzey arasında nüfus mübadelesi anlaşması olmadı mı ? Kuzey Türk Halkına. Güney de Rum halkına bırakılmadı mı ?
İki halk, Garantör ülkeler ve BM GS de imzaladığı uluslararası Nüfus Mübadele anlaşması ile coğrafi olarak, etnik olarak, ada ikiye bölünmedi mi ?
77 Denktaş, Makarios Doruk anlaşmasında. Toprak için getirilen esas, her iki halkın yönetiminde olacak. Topraklar ekonomik ve toprak verimliliği ile toprak mülkiyeti esasları ışığında görüşülmelidir.
Her iki halk da toprakta ekonomi ve buna bağlı verimliliği de sağlayacak oranda, olması gerektiğini belirtmiştir.
Maalesef bu hükümler gündeme dahi getirilmemektedir.
Mülkiyet hakkının bir insan hakkı olduğu öne çıkarılmakta.
Dünyada en büyük vazgeçilmez. Devredilmez. Güçle ortadan kaldırılması karşısında, müeyyidelendirilen yaşam hakkıdır.
Diğer hakların, bu hak karşısında ayni seviyede durmalarının mümkünatı olamaz.
Yaşam hakkının yanında. Mülkiyet hakkının esamesi bile okunmaz.
Kıbrıs Türk Halkı, 75 Mübadele Anlaşması ile kuzeye gelmişse. Rumların yaşam haklarını ellerinden almaları ile meydana gelmiştir.
Yaşam hakkının olmadığı yerde. Diğer insan haklarından bahsetmek mümkün mü ?



Bu haber 1002 defa okunmuştur

:

:

:

: