Çare marketlerden stok yapmak değil

Kapıya dayanan koronavirüs illeti sonunda bizim sınırlarımızdan da içeri girdi. Önce Güney’de görülen iki vakanın ardından Kuzey’de de bir Alman turistte virüs tespit edilince dün tüm ülke alarma geçti.
Kapıya dayanan koronavirüs illeti sonunda bizim sınırlarımızdan da içeri girdi. Önce Güney’de görülen iki vakanın ardından Kuzey’de de bir Alman turistte virüs tespit edilince dün tüm ülke alarma geçti.
150 lirayı aşan maskeleri kapışan halk, ülkeyi adeta maskeli bir tiyatroya çevirdi.
Üç otel ve virüs bulaşan hastayla temas eden 9 kişi karantinaya alındı.
Olağanüstü toplanan Bakanlar Kurulu, okulları tatil etti.
İş öyle boyutlara vardı ki Lefkoşa Türk Belediyesi, çocuk oyun parklarını bile kapattı.
Her yer olması gerektiği gibi iğneden ipliğe dezenfekte ediliyor.
Önlem almak şüphesiz iyidir, buna kimsenin itirazı da olamaz. Ancak olaylar öyle boyutlara vardı ki, iş marketlere hücum edilip stok yapmaya gelince orada yaşananları sorgulamak farz oldu.
Oysa bilimin ışığında yapılması gerekenler çok net. Gerek Sağlık Bakanlığı, gerekse Tabipler Birliği, bu konuda gereken açıklamaları yaptı.
Bir kere önce şunu bilmemiz gerekiyor. Artık geleneklerimizden gelen bir takım alışkanlıklara biraz mesafeli olmalıyız.
Her gördüğümüz dostumuzla şapur şupur öpüşmeye son vermeli, özellikle kişisel hijyene önem vermeliyiz. Elleri sık sık, en az 20 saniye boyunca sabunla yıkamalıyız.
Sonrasında zaten sıcaklık 26-27 dereceye ulaşınca doğa kendiliğinden sorunu çözecek.
Tabipler Birliği Başkanı Özlem Gürkut, “Tüm uyarıları dikkatle uygularsak bu salgını ülkemiz için sorun olmadan atlatacağız” diyor ama eklemeden de edemiyor. “Yok ‘bana bir şey olmaz’ dersek salgın canımızı yakacak.”
Kısaca çare marketlerden stok yapmaktan değil, basit tedbirleri hayatımıza sokmaktan geçiyor.
Sonuçta sel gidecek, kum kalacak. Birkaç hafta sonra havaların ısınmasıyla yok olacak hastalıkla ilgili bu kadar büyük gürültü koparılıp, ülkenin sağlıkla ilgili imajına zarar verirsek, bindiğimiz dalı kesmiş oluruz.
Bu ülkenin ekonomisinin turizm ve eğitimle ayakta durduğunu düşünürsek, ne turistlerin ülkeye gelişine dur diyebiliriz, ne de öğrencilerin…
Yapılması gereken Başbakan Tatar’ın da dediği gibi panik ortamından uzak bir şekilde soğukkanlılıkla bu süreci yürütmek.
Yoksa koronavirüsün yapamadığı yıkımı, ekonomiyi kendi elimizle felç ederek yaparız. Bizden söylemesi…

Bu haber 878 defa okunmuştur

:

:

:

: