Merhaba deyince birine...

Aslında ' hoşgeldin dünyama...' demek isteriz... İncinmişliklerimizi, kırılmışlıklarımızı, hırpalanmışlıklarımızı ince tebessümlerin arkasına gizlemeye çalışırız... Kalplerimizin yamalarını saklarız... Hırçınlıklarımız kabuk bağladığı halde sızım sızım acıyan yaralarımızdandır...
Aslında ' hoşgeldin dünyama...' demek isteriz... İncinmişliklerimizi, kırılmışlıklarımızı, hırpalanmışlıklarımızı ince tebessümlerin arkasına gizlemeye çalışırız... Kalplerimizin yamalarını saklarız... Hırçınlıklarımız kabuk bağladığı halde sızım sızım acıyan yaralarımızdandır...

Bir el uzanınca öbür ele, cankurtaran simidi gibi sarılır beriki el... Yeni bir yola, hem de ışıklı bir yola birlikte çıkmanın sevinci ve tatlı telaşı sarar yüreği... Aşkın kuyruklu yıldızı, çoktan dokunmuştur her ikisine de...

ANILAR

eskimeli mi sence yaşananlar
üstünü örtmeli mi zamanın külleri yavaşça...
yaşanan onca şeye
haksızlık bu bence...

düş kırgınlıklarımızda
ertelenmiş mutluluklar mıdır
yüreği soğutan...

sorguladın mı hayatını
neresindesin zamanın...

geçmiş zaman hikayelerinde
birinci tekil kişiysen eğer
çoğullayamamışsan
güvercin kardeşliğini
boşuna bekleme benden..

Ayşe TURAL


YALNIZLIKLAR PAYLAŞILDIKÇA AZALIR...

Son on yıllarda arttı yalnızlıklarımız... Kalabalıklar içinde yalnızlaştık... Gevşeyen ya da kopan aile bağlarına isimler uydurduk... Bahaneler bulduk... Eski dostluklarımız yerini günü birlik buluşmalara bıraktı...

Derinliği olmayan duygular, sözde sarılmalarla geçiştirdiğimiz kısa anlar... İki insan gerçekten yüreklerini ortaya koyarak, birbirini en son ne zaman can kulağı...yla dinledi? Hangi güzel insanı, en son ne zaman kucakladınız?

Gözlerinin içine bakıp da içinin acısını anladığınız birisi var mı? En son kiminle düşüncelerinizi paylaştınız? Açık açık... Sözcüklerinizin arkasına saklanmadan hem de..

Gitgide yalnızlaştık... Yalnızlığımıza yeni isimler de uyduruverdik hemen... Mecburi yalnızlıklar, gönüllü yalnızlıklar... Bence bir de farkında olmadan yaşayıp gittiğimiz yalnızlıklarımız var... Bana göre en kötüsü de o...

Mağaralarımıza çekildik... İncinmekten, incitilmekten korktuğumuzdan... Yalnızlığımızı kimseler bilmesin istedik...

YANLIŞ YAPIYORUZ AMA... HAYDİ ÇIKIN... BİRİNE ANLATIN DUYGULARINIZI... YALNIZLIKLAR PAYLAŞILDIKÇA AZALIR...

SEVMEK EN GÜZEL ERDEM

Ellerin uzanıyorsa
Ellere
Gözlerin görüyorsa yaşamı
O zaman sevmek en güzel erdem...

Bir kuş kanadında
Buluyorsan özgürlüğü
Yüreğin atıyorsa gümbür gümbür...
O zaman sevmek en güzel erdem...

Sevgileri sevgilere
Katabiliyorsan
Üretebiliyorsan iyilikleri
Doğrulukları savunabiliyorsan
Sonuna kadar hem de
O zaman sevmek en güzel erdem....
Ayşe TURAL

ACİL OLARAK ATEŞ ÖLÇER ALIN...

Tüm DEVLET daireleri,
ÖZEL işyerleri,
BELEDİYELER....
BANKALAR...
DERSANELER...
Tüm ÖZEL ve RESMÎ OKULLAR...

Hatta evlerinde bulunanlar...

Kapıdan giren herkesin ateşi ölçülmeli...

Ateşli kişiler hemen eve gönderilmeli...

Öksürenler, aksıranlar da ASLA kalabalıklara girmemeli...

Özellikle EL ve GIDA temizliğine de dikkat edilmeli...


GÖKTAŞI
aslında
bir göktaşı olmalıydım
feleği şaşmalıydı dünyanın...
arsızların yakasına yapışmalıydım
boğazımı sıkmamalıydı
söz verip de yerine getiremeyişlerim...

kırık bir tuz kokusu
kalır o zaman ardımda
ben denize yürürken...

bir düş bul bana
ne olursun!
ölümcül olmayan acılar kirala...

ürperen ara zamanlarda
yasemin kokuları duyur...

Ayşe TURAL

SAKİN OLUN...
SAKİN...

Bizim ülkemiz, temiz havası, güzel doğası ile bütünleşmiş bir adadır.

Akıllı ve sakin davranırsak bu süreci kısa sürede ve az kayıpla atlatırız, bunu unutmayalım...

Yetkililerimiz çok etkin önlemlerle, işi sıkı tutarak toplumun bu badireyi atlatması için uğraşıyor. Bizim de kurallara uymak ve görevlilere yardımcı olmak gibi bir sorumluluğumuz var...

Marketleri boşaltmanın, yiyecek stokları yapmanın sadece satıcının cebini şişirmekten öte işe yaramayacağını bilelim.

Artık çağ değişti. Markete gitmeden de kapınıza kadar bir görevli istediklerinizi getirebilir. Zaten marketler, eskisi kadar kalabalık olmayacağına göre aileden bir kişinin gidip alması da sorun yaratmaz.

Önemli olan kişilere nefes mesafesinde yaklaşmamak ve eve döndükten sonra ellerinizi iyice yıkamak ....

Özellikle çocuklarınızı cendereye sokmayın. Evde terör estirmeyin. Eve kapatmayın. Normal davranın...

Güneşli bahar havasında kırlara çıkarın. Kalabalıklara karışmadan temiz havada deniz kenarına götürün.

Arabanıza binip yeşil alan dışındaki yerlere inmemek kaydıyla kısa yolculuklar yapın.

Onlarla daha fazla zaman geçirip oyunlar kurun, çocukluğunuzu anlatın. Ağaç dikin, çiçek ekin...

Böyle günleri kolayca atlatmalarını sağlayın. Temizlik ve gıdalarına özen gösterin. Vitamin takviyesi yapın.

Yaşlıların özellikle hasta olanların diğer aile bireylerinden uzak tutulmasında fayda var.

Doktorların önerisine göre özellikle astım ve kalp hastalarının mikroplardan korunmasına, temiz hava ihtiyaçlarına, hijyen koşullarına çok dikkat edilmesi gerekiyor...

PANİK yapmadan, çevremizdekilerin hassasiyetine saygı göstererek bu zor günleri atlatabiliriz.

Biz toplum olarak sakin, akılcı ve bilgiliyiz...
Bunu unutmadan hareket edersek hem kendi hayatımızı hem de başkalarınınkini riske atmamış oluruz.

Zor günlerin kolayca atlatılması dileğiyle...

SAVAŞLAR OLMASIN

savaşlar olmasın
acıya, korkuya doğmasın sabahlar...

savaşlar olmasın
açlığa, susuzluğa uyanmasın çocuklar...

savaşlar olmasın
silaha, bombaya dokunmasın gençler...

ve
savaşlar olmasın
karanlığa
ölüme
tutsak olmasın insanlar....

Ayşe TURAL

KADINIM BEN…

Kadın olmaktan, anne olmaktan duyduğum sonsuz haz ve gurur duygularımı sizlerle paylaşmak isterim. Dünya düzeninde, farklı coğrafyalarda alabildiğine farklı değerlendirilen KADIN OLGUSU, yüzlerce yıldır tartışılmış; tartışılmaya da devam edeceğe benzer…

Biz kadınları en çok üzen nokta da, toplumda İNSAN olarak istediğimiz değerde yerimizi alamamaktır. Genel anlamda her bireyin sahip olduğu noktalarda, erkeklerle EŞİT olarak haklarımızı kullanabilmek… Ne fazla, ne eksik…

Yasalarla bazı şeylerin belirlenmesi ne yazık ki – bizim gibi geri kalmış toplumlarda- uygulamada yeterli olmuyor.

Sosyal baskılar, toplum baskısı, eş baskısı, aile baskısı, hatta iş yerinde patron ya da amir baskısı…

Saydıklarım için sabah haberlerini dinlemeniz yeterli… Sadece bir saatinizi ayırsanız anlarsınız.

Toplum sanki cinnet geçiriyor sanırsınız. Biz nerede hata yapıyoruz? Yetiştirdiğimiz oğullarımız gün geliyor, adeta canavara dönüşüyor.

EĞİTİM işlevini yitirdi mi? Biz ailede neleri anlatamıyoruz, nasıl kötü rol modellerle bu hale düşüyoruz?

Gitgide CEHALET sanki daha fazla yakamıza yapışıyor. Bildiklerimizi umursamıyoruz, BENCİL, KÜSTAH ve SALDIRGAN davranmayı marifet sayıyoruz…

Böyle olmayanlar, kendilerini bu halkanın dışına koysunlar ve alınmasınlar…

Acaba medyanın olumsuz örnekleri saatlerce, günlerce tekrarı da zaten YARIM AKILLILAR’ın işine mi geliyor? Hani derler ya aklı olmayanlar, olumsuzlukları örnek alır.

Beni endişelendiren gün geçtikçe artan sayılarda olayların tırmanması…

Birileri (sosyolog, psikolog...) çıkıp toplumun kanayan bu yarasına, kangren olmadan çare üretmezse vay halimize…

Ayşe TURAL

TENİMDE KIRLANGIÇ UYKUSU

bakışının yangınları
yüreğimdeki külleri üflüyor
bir kıvılcım yetiyor tutuşturmaya
kor alevleniyor her ne varsa...

bir kasırga kopuyor ardından
sevginin sağanağında
ıslanıyoruz delice
inadına tutkulu, delişmen...

sen ne zaman dokundun bana
ne zaman öğrendim
derin uykulardan uyanmayı
tenimde kırlangıç uykusu...

AYŞE TURAL

AŞK,
SAATİN KAÇ OLDUĞUNU BİLMEK VE ALDIRMAMAKTIR...

Aşkın ya da hoşlanmanın, karşılaşmanın ilk üç dakikasında gerçekleştiği savunuluyor... Bilmiyorum... Olabilir elbette...

O an beyin buna karar veriyormuş. Sıklıkla olan da; ya bir GÜLÜMSEYİŞ ya tatlı bir BAKIŞ ya da farklı bir TAVIR...
Kısacası o anki ruh halimize uyan bir gösterge...

Bence en önemli etken kalbinizin boş olması... Çiçek ekecekseniz saksınız boş ve hazır olmalı değil mi? Elbette harmoniden (!) hoşlananlar da olabilir. Onlar konumuz dışı...

Gelelim saate... Aşıkların ZAMAN kavramı diye bir şeyi olamaz... Geceler gündüzlere karışır. Öyle bir karışır ki feleğiniz şaşar... Aslında bu bir kendinden geçiştir... Hissedilen tatlı duyguların yanında zamanın ne önemi olur ki!

Fuzuli: ' Aşk derdiyle hoşem, el çek ilacımdan tabib...' der ya... Seven ilaç aramaz ki... Aşkı arar... O büyünün peşinden koşar...
Olsun...
Olsun da yeter ki AŞK OLSUN...

KADIN

Yılma
Sakın vazgeçme
Gözlerin gibi gönlün
Hep uzakları hedeflesin...

Bil ki sen
Gücünle
Becerinle
Sabrınla
Her şeyin en güzeline layıksın...

Zamana diren
O seni yıkmaya çalışsa da
Ulu çınarlar gibi es
Gölgende yeni fidanlar yetişsin...

Bil ki sen
Mangal yüreğinle
Vazgeçilmezsin....

AYŞE TURAL

Bu haber 2946 defa okunmuştur

:

:

:

: