Bankalar elini taşın altına nasıl koyar?

Salgınla birlikte yaşanan krizi, bizim çok daha derin hissetmemizin nedeni ülkemizin genel ekonomik yapısıyla ilgilidir.
Salgınla birlikte yaşanan krizi, bizim çok daha derin hissetmemizin nedeni ülkemizin genel ekonomik yapısıyla ilgilidir.
Neden?
Çünkü Kıbrıs’ta üretimden daha çok hizmet sektörü var. Oteller, yüksek öğretim, inşaat sektörü var…Daha doğrusu vardı…
Salgınla birlikte tüm sektörler yerler bir oldu. Oteller kapandı, turist gitti, öğrenciler ülkelerine döndü. Lokomotif denen inşaat sektörü de tamamen durmuş vaziyette…
Kısaca tren raydan çıktı…
Elbette sektör sektör yapılması gerekenler var.
Bunların başında en önemli adım, özellikle inşaat sektöründe en az 1 yıl süreyle KDV ve stopajın yüzde 1’e indirilmesi olacaktır. Lokomotif denen sektörün harekete geçmesi için tek çıkış yolu budur.
Bu sayede sağlık alanında alınan önlemlerle eğer bu işten en az sayıda insan kaybıyla çıkmayı başarırsak, “güvenlik ülke” imajıyla büyük rağbet görebiliriz. Konut satışlarında vergilerdeki düşüş, fiyatlara da yansırsa, eldeki yapı stoku da hızla erir. Piyasaya can gelir.
Bir diğer önemli konu bankacılık sektöründen istenen fedakarlıkla ilgilidir. Bilindiği gibi bankalar belli bir maliyetle para toplayıp, topladığı mevduata faiz veriyor. Bu parayı da kredi olarak piyasaya kullandırıyor.
Kredilerde bankaların 3 ya da 6 ay faiz almaması için izlenecek tek yol, belli bir rakamın üstündeki mevduatların faizlerinin belli bir süreyle verilmemesidir.
Bankalar, bu sürede mevduat faizlerini ödemeyeceği için verdikleri kredilerin faizlerini de öteleyebilir. Bunun tek yöntemi bu olabilir.
Bu süre zarfında elbette mevduatını çekip ülke dışına çıkarmak isteyenler de olabilir. Bunlar da hükümetin alacağı bir kararla önlenebilir.
Şüphesiz bunlar çok zor ve hassas kararlardır. Alınması da cesaret ister. Ancak, bir dönem Yunanistan’da ve komşumuz Güney’de bu kararın alındığını hatırlıyoruz.
“Bankalar elini taşın altına soksun” diyenler, bu öneriyi de ciddi ciddi tartışmaya açmalılar. Çünkü o mevduatın sahipleri bu parayı bu toplumun içinde kazandı.
Madem ki şimdi “paylaşma zamanı” diyoruz, ülkemizde en azından bu mevduatın sahipleri hiç olmazsa ana paranın faizinden sadece belli bir süre feragatte bulunarak bu paylaşımı hayata geçirebilirler.
Şu anda işsiz olup da kredi borcunu ödeyemeyen de bu şekilde kredi taksitini böylece faizsiz olarak öteleyebilir.
Aksi halde kredilerin faizsiz olarak ertelenmesinin yolu yoktur. Bizden söylemesi…




Bu haber 1037 defa okunmuştur

:

:

:

: