Corona mı sorumlu, yönetim mi ?

Haftalardır Corona ’ya karşı mücadelede her seviyede yapıcı bilgiler paylaştık. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerilerini örnekledik.
Haftalardır Corona ’ya karşı mücadelede her seviyede yapıcı bilgiler paylaştık.
Dünya Sağlık Örgütü’nün önerilerini örnekledik.

Bu mücadelede, sağlık yönetimi yanında kriz yönetimi için başarısı ispatlanmış, bilimsel yöntemleri örnekledik,

Ama gelin görün ki, birçok uzmanın gece gündüz katkı koymasına rağmen, Korona ile ilgili ne sağlık altyapısı, nede sosyo ekonomik önlemler yeterince iyileştirilmiştir diyemiyoruz.

Yönetenler, Salgına karşı altı haftayı aşan bu mücadele sürecinde niye böyle bir davranış sergilemektedirler?

Bir yandan maddi imkân mazeretini tekrarlarken, öte yandan da kendi kararlarını ya sürekli terse çeviriyorlar ya da uygulamıyorlar.

Aynı zamanda da bir sürü olmadık, gereksiz ve endişeler yaratıcı ifadelerle gündemi saptırıyorlar.

Yönetenlerimizin bu davranış şekli sadece Korona’ ya karşı mücadelede mi böyle? Bunu anlayabilmek için, geçmiş en önemli krizlerimize göz atmamız bize herhalde ipucu verecek.

HALA DAHA ACI DA OLSA GERÇEK

Son on yıllarda, ne demokrasi ne de akıl ile yönetiliyoruz.

Aynı geçmiş tarihimizde yaptığımız hatalar gibi
Bir pireye bin yorgan yakıldı.

Bir avuç EOKA’ cının baskısı İle Kıbrıs’ı ve Cumhuriyeti Rumlara terkedildi.
Mukavemet ruhu muş!

Uzlaşıp hukuki sisteme dönüleceğine, bütün Kıbrıs Türkü gettolara kapatıldı.
Milli Mücadele ruhu imiş!

Yasal bir kurumun %30 u ve siyasi eşiti olacağımıza
Kendi yapay idarelerinin hükümranı olmak için insanlarımızın tüm yurttaşlık hakları sabote edildi,
İşler yoluna girerdi girmezdi bilinmez ama
1974 de Ada’nın neredeyse yarısını, zenginliklerin &70inden fazlasını, adale gücü ile kontrolünüze aldınız.

Ayrı devletmiş!

Hem Rum hem Türk toplulukları doğdukları yerlerden, mülklerden, yaşamlarından ettiniz.

Eşdeğermiş!

DEVLET NİYE BU KADAR ACİZ ?

Bu geçmişimizi kim nasıl kurgulamışsa, kim nereden nasıl dâhil olmuşsa,
Bugün Kıbrıs Türk varlığı 2 kutu hap 5 tane mendil ve üç beş TL ye muhtaç.

Kenarda bütün bunlardan yararlanan gerek adalı gerek ithal birileri, çok da yasal, ahlaki ve şeffaf olmayan yöntemler ile servet, güç, makam olmuşlar.

Bu salgında bariz olarak görülen Kıbrıs Türklerinin bilerek, aldanarak veya servet ve makam ihtiraslarının kurbanı olduğu değil mi?

Bu krizde insanları ihtiyaçlarını karşılamakta koca ‘devlet’ işlevsiz.

Ne kendi dinamikleri, ne milli mücadele, mukavemet ve ayrı devlet politikalarının ortakları ortaya güvenilir ve görünür bir yönetim koyamıyorlar.

Devlet’ de vatandaşta sömürenlere, kaçakçılara, solucanlara muhtaç bir duruma gelmiş.

Daha da endişe verici olan, hala daha ortada bütün bu palavraları seyreden bir sürü acizleştirilmiş insan ve kurum.

Son 50 yılda her krizde biraz daha fazla kaybeden insanımız için endişe etmemek mümkün mü?

Bir yandan en ağır şartlarda bu krizde olumlu rol oynayan görevliler ve halkımız, diğer taraftan ne yaptığını anlaşılmayan bir yönetim.
İster şimdi sorgulayın, isterseniz de krizden sonra,
İster sorgulayanları suçlayın isterseniz de sinip kalın,
Kral’ın da Vezir’ in de hem çıplak hem yalınayak olduğu belli.

SİZDE GÖRMEZDEN GELMEYİN BARİ !

Bu haber 2882 defa okunmuştur

:

:

:

: